23 Mart 2013 Cumartesi

Mevcut Binalarda Enerji Tasarrufu


       Binalarda enerjinin %40’ı yalıtımsız dış duvar, %30’u pencere, %17’si dış kapılar, %7’si çatı ve %6’sı zeminden kaybedilir. Binaların yalıtımı ile %25 den %50’ye varan yakıt tasarrufu sağlanması mümkündür. Yalıtım ülkemize yılda 3 milyar $ tasarruf sağlayabilecek önemli bir konudur. Termal kameralarla ısı kayıpları görüntülendiğinde yalıtımlı kısımlarda ısı kayıpları çok az olurken, yalıtımsız kısımlarda, radyatör arkaları ve pencerelerden ısı kayıpları çok fazla olduğu görülmektedir. Yalıtım malzemeleri yüksek ısıl dirence veya düşük ısıl iletim katsayısına sahip maddelerden yapılır. Cam yünü, taş yünü, genleştirilmiş/çekilmiş polistiren, poliüretan, fenol/cam köpüğü, ahşap lifli levhalar, genleştirilmiş perlit/mantar vs. en yaygın ısı yalıtım malzemeleridir.

Ülkemizde geçmiş yıllarda bina tasarım ve yapım aşamalarında ne yazık ki yalıtım ve tasarruf tedbirleri dikkate alınmamıştır. Bu yüzden bu binalarda yapılacak her türlü çalışma bize enerji tasarrufu olarak geri dönmektedir. Bir binada yalıtımı düşünürken yalıtımın bir bütün olduğunu gözden kaçırmamız gerekmektedir. Örneğin dış cephesi çok güzel izolasyonlu fakat doğramalar çok kötü, veya dış cephe ve doğramalar çok güzel ama bina ısıtma sistemi çok kötü gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bunun için bina bir bütün olarak ele alınmalı enerji kayıpları tespit edilmeli ve buna göre  çözüm önerileri getirilmelidir. Çözüm önerilerinin tamamı aynı anda yapılamıyorsa o zaman imkanlar ölçüsünde belli bir sıra izlenerek yapılmalıdır.

Eski binalarda enerji tasarrufu için yapılacak çalışmaları şu şekilde sıralayabiliriz.

1-   Bina dış kabuğu:
  a)- Dış Duvarlar; 
Bina dış duvarlarından ısı kaybı toplam ısınma amaçlı enerjinin yaklaşık %35'ni oluşturmaktadır.Bu yüzden her şeyden önce bina dışı çevreleyen duvarların bulunduğu şehrin özelliklerine göre çıkacak yalıtım kalınlığına göre seçilecek yalıtım malzemesi ile yalıtılması gerekmektedir. Burada seçim yapılırken malzemenin yangın dayanımı, ekonomikliği, zamanla çevreyle olan ilişkisi gibi konularda irdelenmesi gerekmektedir.
    b)- Kapı ve Pencere Doğramaları ; 
Ülkemizde özellikle konut amaçlı yapılan eski binalarda yapılan en büyük yanlışlardan biride pencerelerin oldukça büyük yapılmasıdır. Günümüzde enerji maliyetleri arttıkça bu dezavantaj daha somut bir şekilde ortaya çıkmıştır. Özellikle tek camlı veya çift camlı eski ahşap doğramalar ısınma amaçlı kullandığımız enerjinin çoğunun gökyüzünü ısıtma amaçlı kullandığımızı ortaya çıkartmıştır. Bu gibi durumda olan doğramaların ısı yalıtım değeri yüksek doğramalar ile ısı yalıtımlı çift camlarla değiştirmemiz gerekmektedir. Özellikle bina giriş kapılarının ısı yalıtımlı ve otomatik kapanabilen kapı olmasına dikkat edilmelidir.
    c )- Çatı Yalıtımı ; 
Isınan hava yukarı çıkacağından çatı arasında bulunan yalıtım oldukça önemlidir. Yalıtım olmayan çatılarda ısı kaybı %15 civarında olmaktadır. Bu yüzden çatı arasını uygun kalınlıkta uygun yalıtım malzemesi ile yalıtılmalıdır. Bina aydınlık üzeri cam kaplamalar var ise bunlarında ısı kaybı oluşturmayacak şekilde değiştirilmelidir.

 2- Mekanik Tesisatlar;
      a )- Isıtma Tesisatı ; 
Binalarda ısıtma sistemlerinin kullandığı enerjiyi verimli bir şekilde sağlayabilmesi için ;
             Isı üretici cihazların yüksek verimli cihazlar olmasına dikkate edilmelidir. Eğer bina  merkezi sistem ile ısınıyorsa kalorifer kazanları da 15 yaşından fazla ve bakımları da düzgün yapılmamışsa  kazan artık verimli çalışmıyordur. Kazan ölçümlerinin yapılarak bu durumun tespitinin yapılması ve gerekiyorsa yenisi ile değiştirilmesi daha ekonomik olacaktır. Merkezi sistem ile ısınan binalarda kazana mutlaka dış hava sıcaklığını ölçerek istenilen iç sıcaklıkları sağlayabilecek özelliklerde otomasyon sisteminin olması gerekmektedir.

22 Mart 2013 Cuma

DÜNYA SAATİ NEDİR?


2007 yılında Avustralya'da binlerce kurum ve milyonlarca insan ile birlikte sembolik yapıların ışıklarını bir saatliğine kapatarak, iklim değişikliğiyle mücadele için tüm dünyaya çok önemli bir mesaj verdi: hepimiz tek evimiz, gezegenimizin karşı karşıya olduğu, başta iklim değişikliği olmak üzere çevre sorunlarıyla mücadele etmek için acilen adım atmalıyız!
Avustralya'da 2 milyondan fazla insan ve 2.000'den fazla kurum katılımıyla başlayan Dünya Saati kısa bir sürede 7 kıtadan, 150'den fazla ülkeden, 7.000'den fazla şehirden binlerce insana ulaşarak bugün dünyanın en büyük çevre hareketinin adı olmuştur.
Dünyanın sembolik yapılarından Sidney Liman Köprüsü, Toronto'daki CN Kulesi, San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü, Roma'daki Kolozyum, Çin Seddi gibi küresel öneme sahip birçok simge, hızla büyüyen bir kampanyanın umut simgeleri olarak karanlıkta kaldı.
Türkiye'de Dünya Saati
Ülkemizde 2008 yılından beri WWF-Türkiye tarafından yürütülen Dünya Saati, 2010 yılında katılım açısından önemli ilklere sahne oldu. 230'un üzerinde kurum ve yaklaşık 5.000 kişinin katıldığı Dünya Saati'ne Boğaziçi Köprüsü ışıklarını kapatarak destek verdi. 2011 yılında 20.000'den fazla kişi ve 250'nin üzerinde kurum dünyanın geleceği için güçlerini birleştirdi. Boğaziçi Köprüsü'nün yanı sıra Ankara Opera Binası ve Kastamonu Kalesi de yerini aldı. 2012 yılında ise Türkiye'de kendi rekorunu kıran Dünya Saati'ne 75.000'den fazla insan ve 400'ün üzerinde kurum katıldı. Boğaziçi Köprüsü ile birlikte Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Dolmabahçe Sarayı ve Saat Kulesi, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Galata Kulesi, Aya Sofya Müzesi ilk defa Dünya Saati için ışıklarını kapattı.
1 ülkeden 7 kıtaya Dünya Saati: Kısaca tarihçe…
31 Mart 2007, 19:30-20:30 Dünya Saati, Avustralya'nın Sidney kentinde başladı. 2 milyondan fazla insanın ve 2.100 kurumun katıldığı Dünya Saati, ulusal ölçekte bir kampanya olarak planlanmışken, dünyadaki diğer şehirler Avustralya'dan yükselen çağrıya kulak verdi.
29 Mart 2008, 20:00-21:00 35 ülke ve 371 şehrin katılımıyla gerçekleşti. 50 milyondan fazla insanın katıldığı tahmin ediliyor.
28 Mart 2009, 20:30-21:30 88 ülkeden, 4.000'den fazla şehirden yüzbinlerce insanın katılımıyla gerçekleşti.
27 Mart 2010, 20:30-21:30 Rekor sayıda ülkenin katımlıyla gerçekleşti. 128 ülkenin katıldığı Dünya Saati'nde insanlar, küresel iklim değişikliği konusunda harekete geçmek ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru yol açmak için tüm dünyaya net bir mesaj vermiş oldu. Asya Pasifik'ten Avrupa'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar pek çok ikonik yapı ışıklarını kapatarak Dünya Saati'ne destek verdi.
26 Mart 2011, 20:30-21:20 135 ülkenin katılımıyla kendi rekorunu kıran Dünya Saati, ilk defa insanların kampanyaya katılmalarının yanı sıra bir saatin ötesinde yapabilecekleri değişimleri düşünmelerini sağladı.
31 Mart 2012, 20:30-21:30 Tüm dünyada 157 ülkeden 7.000'den fazla kentin ve 1 milyardan fazla insanın katılımıyla yeni bir rekor kırdı. Kampanya 2009 yılından beri en büyük büyümeyi kaydederken, insanların gerçek bir değişim yaratmak için bir saatine ötesinde neler yapabileceğini düşündürtmeye devam etti.
23 Mart 2013, 20:30-21:30 Dünyanın her yerinde, aynı gün ve saatte gerçekleştirilecek. Tarihi bir kenara yazın! Gezegenimizi korumak için nasıl bir araya geldiğimizi görmek ve neler yapabileceğinizi öğrenmek için sık sık http://dunyasaati.wwf.org.tr/ adresini ziyaret edin.

20 Mart 2013 Çarşamba

Çevre Dostu Binalar Ve Teşvikler Hakkında Bilgilendirme


Son yıllarda etkileri giderek artan  küresel ısınma , temiz su kaynaklarının azalması, fosil yakıt kaynaklarının tükenmesi gibi çevresel ve ekonomik sorunlar çevre dostu / sürdürülebilir bina konseptini  ortaya çıkarmıştır.
Zira yapılan araştırmalar neticesinde dünyadaki enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ı, su tüketiminin ise yaklaşık yüzde 30’u binalardan kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Ayrıca insan hayatının yaklaşık yüzde 90’ı binalarda geçmektedir. Bütün bu sebepler, daha az kaynak tüketen, daha verimli, daha yaşanabilir çevre dostu binalara olan gereksinim olduğunu ortaya koymuştur. Çevre dostu binalarenerji, su ve kaynakları verimli tüketirken, bina sakinlerinin sağlığına ve konforunu da arttıran binalardır. Bu binaların tasarımında ve inşaasında iç mekan hava kalitesi, doğal aydınlatma, sıcaklık ve nem kontrolü, atık yönetimi gibi insan sağlığını direk etkileyen unsurlar ön planda tutulmakta, ayrıca inşaatında kullanılan yöntemler ile son kullanıcıya daha temiz bir ortam bırakılması hedeflenmektedir. Bazı yurt dışı kaynaklı araştırmalara göre, çevre dostu binalarda çalışan veya yaşayanların diğer binalardakilere göre daha az hastalandıkları ve çalışma performanslarının daha yüksek olduğu görülmektedir.
Anlaşılacağı gibi, çevre dostu binaya giden süreçte en önemli adım söz konusu binanın tasarımıdır. Yola çevre dostu bina yapmak amacıyla çıkıp, bütün tasarım süreçlerinde çevre ve enerji odaklı hareket edilmesi, binanın inşaat aşamasında doğabilecek ek maliyetleri de en az indirgeyecektir. Çevre dostu binalara giden yolun aşamalarının iyi planlanarak, bir proje disiplininde yönetilmesi gerekmektedir. Bu noktada çevre dostu bina yapımını çevreye olan bütün etkilerini göz önüne alıp bütünsel bir yaklaşımla inceleyen, bir yol haritası çizen ve uluslararası standartları buna entegre eden, dünyaca kabul edilmiş ve uygulanmakta olan değerlendirme ve sertifikasyon sistemlerinden faydalanılması önem kazanmaktadır. Bu sistemlerin en yaygın olarak bilinenleri A.B.D çıkışlı LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) ile İngiltere çıkışlı BREEAM (BRE Environmental Assessment Method) sistemleridir. Her iki sistemin de ortak amacı insanların kendilerine yeni yaşama ve çalışma yerleri yaratırken bir sonraki nesillerin hayatlarını kötü yönde etkileyecek ürünlerden ve uygulamalardan kaçınmalarını sağlamaktır.,
Yatırımcılar ve Çevre Dostu Binalar
Çevre dostu binalar hem günümüzdeki çevresel sıkıntılara bir nebze olsun çözüm getirmekte, hem de yapılan araştırmalara göre ticari anlamda da yatırımcılar için cazip sonuçlar sunmaktadır. Amerika’daki Northwest Multiple Listing Servisi’nin verilerine göre Seattle’da, çevre dostu evlerin  yüzde 24 daha hızlı satıldığı ve diğer evlere oranla yüzde 5,9 daha fazla prim yaptığı gözlenmiş. McGraw-Hill Construction’ın yaptığı benzer bir araştırmaya göre de çevre dostu binaların diğer binalara göre yüzde 7,5 daha fazla prim yaptığı görülmüş. CoStar Group’un 2008’de yayınladığı bir başka araştırma sonuçlarına göre LEED sertifikalı binaların diğer binalara göre doluluk oranlarında yüzde 4 artış olduğu ve satış fiyatlarının m2de 1.710 dolar daha fazla olduğu ortaya çıkmış. Bütün bu araştırmalar tek bir şeyi göstermektedir, çevre dostu olmak gerçekten de fark yaratabiliyor.
Çevre Dostu Bina Teşvikleri
Çevre dostu binalarla ilgili tüm dünyada çeşitli teşvikler tanımlanmış ve uygulanmaktadır. Bu noktada çevre dostu bina tanımı her  ülkede değişmektedir. ABD ve İngiltere de bu tanıma genellikle LEED veya BREEAM sertifikası almış binalar  girerken,  Avrupa  birliği ülkelerinde yüksek enerji kimlik sınıfına sahip binalarda bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.  Ülkemizde de yeni çıkan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğinin bir sonucu olarak  iyi seviyede enerji performansına sahip binalara birtakım teşvikler ve kolaylıklar sağlanması söz konusu olabilir. Çevre dostu binalar konusunda teşviklerin en yaygın ve çeşitli olduğu ülke olan ABD’de bu konuda araştırmalar yapılmıştır. Ulusal Ticari Bina araştırmaları örgütü olan The National Association of Industrial and Office Properties (NAIOP) un yaptığı bir çalışmaya göreAmerika Birleşik Devletlerinde bu konuda her eyalette farklı olmak üzere yüzlerce teşvik programı bulunmakta ve halen uygulanmaktadır.
ABD de yaygın olan teşvikler 5 ana başlık altında toplanabilir.
1.Bürokratik işlemlerde (ruhsat, onay, izin) öncelik/harçlarda indirim
Bu kapsama giren destekler, daha çok yapı ruhsatı alınması , oturma izni çıkarılması v.b. bürokratik işlemlerde yeşil binalar öncelikli olarak değerlendirilmesi ya da bu işlemler için alınan ücretlerin yeşil binalar için azaltılması şeklindedir.

Chicago Şehrinde LEED sertifikasına aday projeler bunu belgelendirdiği takdirde,  projeden projeye değişmekle beraber 15 gün gibi kısa sürelerde yapı ruhsatı alabiliyorlar. Ayrıca hedeflenen sertifika seviyesine göre yapı ruhsatı almak için ödenecek harçlarda da indirimler olmaktadır.
Yine California eyaletinde çeşitli şehirlerde yürürlükte olan uygulamalara göre yeşil binalara % 10’a yakın oranlarda harç indirimleri yapılmaktadır.

2.Alınan sertifika seviyesine göre belirlenen Vergi, Genel gider indirimleri
Bu kapsamda destekler çeşitli eyalet ve şehir yetkili kurumları tarafından belirlenen LEED sertifikası seviyesine göre bina sahiplerinin/ kullanıcılarının ödemesi gereken vergilerin ve/veya binanın enerji ve su tüketim bedellerinin azaltılması şeklinde olmaktadır.
Cincinnati şehrinde LEED sertifikasını hedefleyen ve bunu belgeleyen projeler hedefledikleri sertifika seviyesine göre gayrimenkul vergilerinde indirim almaktadır. New York ve Virginia eyaletlerinde yine buna benzer uygulamalar vardır.
3.Yüksek Emsal İzinleri
Bu desteğin öngörüldüğü şehirlerde yeşil olması tasarlanan binalar, belirlenen hedefleri yakalamayı taahhüt ederse, normalde izin verilen emsallerin üzerinde yapılaşma hakkı verilmektedir. ( Green Density Bonus).
Seattle kentine uygulanan teşvik programına göre, en az LEED Silver seviyesinde bir sertifika hedefleyen yeşil binalara kapsamlarına göre normalden yüksek “density bonus” yani emsal izni verilmektedir.
Virginia eyaletinde de LEED sertifikasını  hedefleyen projelere green building density bonus uygulaması vardır.

4. Hibe ve düşük faizli krediler, parasal destekler
Portland kentinde uygulanan teşvik programına göre yeşil binalara özelliklerine göre $225.000 dolara kadar varan meblağlarda hibeler ve yine Oregon eyaletinde çeşitli kentlerde yeşil binalara düşük faizli krediler verilmektedir.
Chicago kenti genelinde yeşil çatılar v.b. uygulamalara çeşitli  hibe kredileri ve finans olanakları sağlanmaktadır.
New York Eyaletinde enerji verimli ve yeşil binalara  1999 dan beri 92 Milyon Doların üzerinde teşvik ve hibe kredileri verilmiştir.
Burada not edilmesi gereken önemli konu; Yukarıda bahsedilenler ve bunlar haricinde kalan diğer tüm teşviklerde taahhüt edilen yeşil bina kriterlerinin yerine getirilmesi esastır. Bunda olacak herhangi bir yetersizlik ve sapma durumunda riske atılamayacak ciddi cezalar öngörülmektedir.Bu sayede sistemin güvenilirliği korunmakta , bu teşvikleri gerçekten bu işi isteyen ve yapacak projelerin hedeflemesi sağlanmaktadır.
Yine aynı araştırma sonuçlarına göre bu kadar çeşitli teşvik programı olmasına rağmen hepsinin verimli olarak kullanılmadığı tespit edilmiştir. Bunun sebepleri olarak yetkili otoritelerin aksiyon sürelerinin uzun olması ve/veya önerilen teşviklerin her zaman tercih edilir olmaması gösterilmiştir. Yapılan anketlere göre bu teşviklerin hala birçok yatırımcı, geliştirici ve/veya teknik uzman tarafından yeterince bilinmediği tespit edilmiştir. Bu kapsamda teşviklerin bolluğu kadar etkili bir tanıtım ve bilinçlendirme kampanyası gerektiğinin önemi vurgulanabilir.
Buna göre yeni geliştirilecek çevre dostu bina teşvik programlarında dikkat edilmesi gereken unsurlar şöyledir:
  1. Yatırımcıların görüş ve fikirleri mutlaka alınmalıdır.
  2. Pilot bölgelerden başlanılarak yeşil ve sürdürülebilir binaların özellikleri, faydaları tüm topluma anlatılarak farkındalık yaratılmalıdır. Bu sayede toplumun bu yöndeki istekleri yöneticilere ve görevlilere yön verecektir.
  3. Bina yatırımcıları ve gayrimenkul geliştiricilerine gerekli bilgi ve istatistikler iletilmeli, çevre dostu binaların fayda ve maliyet analizleri dikkatlice yapılmalıdır. Yeşil bina üretmenin artıları ve eksileri çok açık ve net bir biçimde herkesin görüşüne sunulmalıdır.
  4. Yeşil bina endüstrisinin büyüklüğü ve kullanıcıların bu konuya ilgileri sayısal olarak ortaya koyacak araştırmalar yapılmalıdır.
  5. Bina endüstrisinin ilgisini çekecek teşvikler için tek bir dil oluşturulmalıdır. Bu teşvikler arasında; Ruhsat öncelikleri, daha düşük başvuru maliyetleri , pazarlama yardımları, hibe krediler,  vergi indirimleri ve/veya daha yüksek imar izinleri gibi konular yer alabilir.
  6. Yürürlüğe giren veya girecek tüm teşvikler, hemen kapsamlı bir şekilde tanıtılmalı, konuyla ilgili tüm paydaşlara ulaşıldığından emin olunmalıdır.
Yurdumuzda da bu konuyla ilgili gerek Avrupa Birliği uyum çalışmaları çerçevesinde çeşitli enerji verimliliği ve çevre koruma mevzuatları çıkartılmaktadır. Bu kapsamda özellikle yenilenebilir enerji kullanımıyla ilgili teşvikler yeni çıkmıştır. İlerleyen zamanlarda bu kapsamın genişletilerek enerji verimliliği ve oradan da çevre dostu binalara teşvikler ve kolaylıklar sağlanmasına doğru gitmesi beklenmektedir.
Ayrıca çeşitli ulusal ve uluslararası fonlarda Türkiye’deki yeşil binalara yatırım yapmaya başlamıştır. Bu süreç bu binaların yaygınlaşması ve önemlerinin iyice anlaşılmasıyla  paralel olarak doğru orantılı bir şekilde hızlanacaktır.
Gayrimenkul yatırımlarının gün geçtikçe arttığı ülkemizde, özellikle süreçlerin hızlanması, izinlerin artması ve/veya emsal değerlerinin yükselmesi gibi direk finansal olmasa da dolaylı olarak etkileyen teşviklerin daha hızlı bir şekilde sonuca ulaşabileceği ve yatırımcılara cazip geleceği düşünülebilir.

Peki çevre dostu olmak isteyen yatırımcılar  ilk adımı nasıl atmalıdır?
Öncelikle tasarımdan, daha doğrusu tasarımın ilk aşamalarından yola çevre dostu bina düşüncesiyle çıkılarak entegre bir tasarım ekibi oluşturulmalıdır. Tasarım aşamasında binanın  her özelliği  ve sistemi incelenerek en verimli ve maliyet etkin stratejiler tespit edilerek binada uygulanmalıdır.  Bu şekilde tasarımın ilk aşamasından inşaatın son aşamasına kadar sürdürülebilirlik düşüncesiyle ortaya konulan projeler, sanılanın aksine çok az ve hatta hiçbir ekstra maliyet getirmeden çevre dostu bir şekilde tamamlanabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada çevre dostu binalar tasarlayan, inşa eden ve bunları sertifikalandıran yatırımcı, mimar ve mühendislerin genel görüşüne göre; bu projelerde ortaya çıkabilecek ek maliyet ve zorlukları en aza indirmek adına birinci şartın projenin en başında “çevre dostu olma” kararının alınmış olmasıdır. Uluslar arası sertifika sistemleri olan LEED ve BREEAM de de bu konu özellikle vurgulanır ve çalışmalar buna yönelik yapılır.
Günümüzde uluslar arası marka değeri olan birçok firma, yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konularına kendi kurumsal kültürlerine eklemiştir. Bu kapsamda firmalar yeni kiralayacakları veya satın alacakları binalarda çevre dostu bina sertifikası olmasını şart koşmaktadır.