15 Mart 2013 Cuma

Enerji Verimliliği, Gerekliliği ve Çarpıcı İstatistikler…


2013 yılına girdiğimiz şu günlerde enerji verimliliği konusu giderek önemini arttırıyor. Peki bizler bu konuda ne kadar bilinçliyiz? Enerji verimliliği  etüt ve uygulamaları ile kendi yaşam ve çalışma ortamlarımızda ( Binalar, Sanayi Kuruluşları vb.) ne gibi tasarruf potansiyelleri yaratıyoruz?…Ne kadar kar ediyoruz?… Yoksa parasal kazancımız hiçbir şey yapmadan uçuyor,  yok olup gidiyor mu?
İşte Sizlere Çarpıcı Gerçekler:
Ülkemizin enerji yoğunluğu dünya ortalamasının üzerindedir.
Aşağıdaki tablo bunu en doğru biçimde yansıtmaktadır.
Sanayi ve hizmet sektörlerimiz eliyle yaratılan katma değerde sağlanacak yapısal değişiklikler ile elde edilen milli hasılanın ihtiyacı olan enerji kullanımını ciddi oranda azaltmak mümkündür.
Ancak mevcut sanayi ve hizmet yapımızdaki katma değer bileşimini koruduğumuzda bile % 20′lere varan bir enerji tasarrufunun sadece doğru projelendirme ve doğru finansmanla potansiyel olarak varlığı söz konusudur.


Enerji Yoğunluğu
ÜlkeGDP  (milyar $)Tüketim (milyon TEP)Enerji yoğunluğuKişi başına tüketim (TEP/nüfus)
Türkiye190,372,50,381,06
Japonya5.648520,70,094,09
ABD8.977,92.281,50,257,98
Yunanistan144,828,70,202,62
OECD27.880,98.9700,194,68
Dünya34.399,810.0290,291,64

Üretim süresini, kaliteyi, performansı, iş güvenliğini ve çevresel etki seviyesini koruyarak veya iyi yönde geliştirerek aynı seviyede veya daha fazla üretim miktarı için harcanan enerji miktarını azaltıcı her türlü proses, teknik veya ekipman yatırımı Enerji Verimliliği (EV) Yatırımı olarak tanımlanmaktadır.
Tek cümle ile özetlenirse; “firmanın eğer yaptığı/yapmayı öngördüğü proje ile mevcut üretimini daha az enerji ile yapmasını sağlayan yatırım EV yatırımıdır.”
  • Ülkemizde sanayi, konut ve ulaştırmada kullanılan enerji %70-75 oranında ithalat yoluyla karşılandığından dolayı Türkiye hali hazırda enerji kaynakları yönünden oldukça fakir ülkeler arasında yer almaktadır.

  • Tesisinizde varolan yüksek ısıl değerlere sahip atık ısılarınızın enerji cinsinden değerini ve bunların değerlendirilebilme etüdünü yaptırmanız, Firma’nıza geri ödeme süresi minumum olan yatırımlara dönüşebilir. Böylece firmanız kazanırken, çevremize de ekzoz emisyonların azaltımı konusunda çok değerli katkılar sağlamış olursunuz.

  • Çimento Sektöründe klinker üretimi ön ısıtma ve klinker soğutma prosesi esnasında atmosfere atılan yüksek debi ve kalorifik değere sahip gazların ısı enerjisini kullanarak üreteceğiniz elektrik enerjisi ile tesisinizin tam kapasitedeki elektrik ihtiyacının yaklaşık %30′luk kısmını karşılayabilirsiniz.

  • Tesisinizde birim üretim başına yaptığınız enerji sarfiyatının etüdünü yaparak bunu asgariye indirecek alternatif çözümler üzerine bir etüd hazırlamanız veya hazırlatmanız enerji sarfiyatlarınızı azaltmaya atacağınız ilk altın adım olacaktır.

  • Tesisiniz içinde belirli kademelerde uygulamaya girecek bir enerji verimliliği stratejisi oluşturmanız enerji verimliliği bilincinin uyandırılmasının en temel adımlarından biridir.

  • Bağımsız üretim noktalarını azaltarak ön ısıtma, kalıp değişimi gibi enerji ve üretim kaybına yol açan üretim akışlarını yok ederek, kontinü üretime geçmeniz Firma’nıza enerji ve üretim verimliliği anlamında çok önemli kazançlar sağlayacaktır.

  • İstanbul’dan Avustralya’ya yapılan bir uçuşta kişi başına ortalama 12 ton CO2 salınıyor. Oysa bir ağaç ömrü boyunca en fazla 1 ton CO2 emebiliyor.

  • Türkiye’nin enerji yoğunluğu AB ortalamasının 2,5 katıdır. Türkiye’nin enerji tasarruf potansiyelinin en az %30 olduğunda tüm kesimler mutabıktır.(enerji gazetesi )

13 Mart 2013 Çarşamba

Emisyon Ticareti

Çok büyük bir kısmını karbon dioksit oluşturduğundan terim olarak karbon piyasası kullanılmasına rağmen diğer sera gazları da karbon eş değeri olarak çevrildiğinden literatürde genellikle sera gazlarının tümünü temsil eden karbon piyasası, piyasa kuralları doğrultusunda çalışmak koşulu ile salımları azaltmada önemli bir araç olarak görülmektedir. Karbon piyasası salımları azaltmak için belirlenen limitten fazla salım yapanları cezalandırırken daha az salanlar ise ödüllendirerek mevcut kaynakların en düşük maliyetle kanalize edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca fiyatlandırdığı kirletme birimlerini mülkiyet hakkına dönüştürerek karbonun tüm dünyada ticaretinin yapılmasını mümkün kılması sayesinde düzgün işleyen bir karbon piyasası, işletmelerin daha az sera gazı salımı salmasını teşvik ederek temiz teknolojiyi kullanmaya yönlendirmektedir.

                                                                    

Karbon piyasalarını zorunlu (Kyoto Protokolü esneklik mekanizmaları) ve gönüllü olmak üzere iki kategori altında incelemek mümkündür:

Zorunlu Karbon Piyasaları (KYOTO PROTOKOLÜ ESNEKLİK MEKANİZMALARI)
Kyoto Protokolünde tanımlanan esneklik mekanizmaları ile ülkelerin düşük maliyetle salım azaltımı yapabilmelerine imkan tanınmaktadır. Protokolde tanımlanan esneklik mekanizmaları Salım Ticareti (Emission Trading -ET), Ortak Uygulama (Joint Implementation-JI), Temiz Kalkınma Mekanizmasıdır (Clean Development Mechanism-CDM).

Kyoto Protokolüne göre Salım Ticareti (ET) ve Ortak Uygulama(JI) mekanizmaları Ek-I ülkeleri arasında, Temiz Kalkınma Mekanizması ise Ek-I ve Ek-I dışı ülkeler arasında yapılabilir.

1. Ortak Uygulama (Joint Implementation - JI):  Protokolün 6. Maddesi ile düzenlenen bu mekanizma Ek-I ülkeleri arasında gerekli şartların sağlanması koşuluyla, insan kaynaklı sera gazı salımlarının azaltılmasını veya sera gazlarının yutaklar yoluyla uzaklaştırılmasını amaçlayan projelerden elde edilen 'Salım Azaltma Kredisi” (Emission Reduction Unit-ERU) kazanır ve kazanılan bu krediler toplam hedeften düşülür.

2. Temiz Kalkınma Mekanizması (Clean Development Mechanism -CDM):  Protokolün 12.maddesi ile düzenlenen bu mekanizma ile Ek-I Dışı ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda sera gazı azaltımına katkı sağlamaları amaçlanmaktadır. Ek-I?de yer alan tarafların salım azaltım taahhüdünü gerçekleştirmek için Ek-I Dışı ülkelerde yapacakları proje faaliyetleri sonucunda 'Sertifikalandırılmış Salım Azaltım Kredisi” (Certified Emission Reductions-CER) elde edeceklerdir.

3. Salım Ticareti (Emission Trading–ET):  Kyoto Protokolü?nün 17. Maddesi ile düzenlenmiş olan bu mekanizma ile Ek-I listesinde yer alan herhangi bir taraf ülke, Ek-B?de belirlenmiş olan salım azaltım miktarının bir bölümünün ticaretini yapabilir. Diğer bir ifadeyle taahhüt edilen salım miktarından daha fazla azaltım yapan taraf ülke, salımındaki bu ilave azaltımı bir başka Ek-I ülkesine satabilir.

Gönüllü Karbon Piyasaları
Gönüllü Karbon Piyasaları, bireylerin, kurum ve kuruluşların, firmaların, sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri sonucu oluşan sera gazı salımlarının gönüllü olarak azaltımını, dengeleyebilmesini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan bir pazardır.

Bu süreç, Kyoto Protokolü kapsamında zorunlu olarak uygulanan Esneklik Mekanizmalarına benzer bir süreçtir. Kamunun bu sürece ulusal yükümlülükler kapsamında dâhil olmaması, gönüllü karbon piyasalarını Kyoto Protokolü kapsamındaki zorunlu süreçlerden ayıran en önemli farklılıkların başında gelmektedir.

                                                                                

Hukuki bağlayıcılığı olmayan, salım azaltım maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan ve katılımcıları özel sektör, uluslararası organizasyonlar (olimpiyatlar, konferanslar, konserler) kamu kuruluşları ve üçüncü şahıslar olabilen gönüllü salım ticaretinin paydaşları,
- Proje sahipleri (salım azaltma projelerini hazırlayarak sertifikalarını satabilmekte)
- Toptancılar (kendi portföylerindeki büyük azaltım sertifikalarını satmakta),
- Perakendeciler (küçük miktarlardaki sertifikaları bireylere veya organizasyonlara satmakta) ve
- Komisyoncular (kendilerine ait bir salım sertifikaları olmamasına rağmen salım sertifikası alanlar ile satanları buluşturarak aracı olmakta).

Türkiye'de Karbon Piyasası
Türkiye, her ne kadar Kyoto Protokolü’nün emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da; bu mekanizmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler 2005 yılından beri geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.

Gönüllü Karbon Piyasası, Dünya Karbon Piyasası içerisinde çok küçük bir yüzdeyi temsil etmekle birlikte bu piyasayı hal-i hazırda etkili biçimde kullanmakta olan Türkiye’nin ileri dönemde karbon piyasalarına katılımı açısından da bir fırsat sunmaktadır. Kısa bir sürede yüksek standartlı ve yüksek hacimli bir potansiyeli harekete geçiren gönüllü emisyon ticareti sistemi, 2012 sonrası iklim rejimine dönük Türkiye’nin teknik alt yapının güçlenmesine katkı sağlamasının yanı sıra, yatırımcılar için temiz teknolojilere yatırımı daha cazip hale getirdiği söylenebilir.

Mevcut durum itibariyle, Türkiye’de gerçekleştirilen projelerin tamamı Gönüllü Karbon Piyasasında işlem görmektedir. Aşağıda proje sayısı ve türleri ve yıllık sera gazı emisyon azaltımları verilmektedir.

                                      

Sera Gazı Emisyon Azaltımı Sağlayan Projelere İlişkin Sicil İşlemleri
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Sera Gazı Emisyon Azaltımı Sağlayan Projelere İlişkin Sicil İşlemleri Tebliği”; 07.08.2010 tarih ve 27665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Değişiklik:22.10.2011 tarih ve 28092 sayılı Resmi Gazete).

Tebliğ ile Gönüllü Karbon Piyasalarına yönelik geliştirilen ve yürütülen projelerin kayıt altına alınması hedeflenmektedir. Tebliğ bünyesinde oluşturulan Sicil Türkiye sınırları içerisinde Sera gazı emisyonlarının bir veya bir kaçının, azaltılmasını ve yutak alanların artırılmasını amaçlayan doğrulanmış emisyon azaltım sertifikası elde etmiş veya elde etmek amacıyla Gönüllü Karbon Piyasasında geliştirilmekte olan veya geliştirilmiş projeleri kapsar. Sicil, sadece karbon piyasalarında sertifika eldesi amaçlayan emisyon azaltımı faaliyetlerini kapsamakta olup, bunun dışında kalan emisyon azaltım çalışmalarının kayıtlarını tutulmasına dönük düzenlemelerin ileriki dönemlerde hayata geçirilmesi planlanmaktadır.

Sicil kapsamındaki projeler; T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına resmi olarak iletilmekte ve aynı zamanda Bakanlığın www.iklim.csb.gov.tr adresinden ulaşılabilecek elektronik kayıt sistemine kayıt edilmektedir. Kayıt Sistemi (Sicil) geleceğin karbon piyasalarına yönelik Türkiye’nin attığı ilk adım olarak görülmektedir. Sicil ile; projeler sonucu azaltılan sera gazı emisyonlarının kayıt altına alınması ve izlenmesi, Tüm taraflar için 2012 sonrasına ve olası zorunlu piyasa için hazırlık (yaparak öğrenme, learning by doing), Karbon Piyasa Mekanizmalarına ilişkin farkındalığın artması, Türkiye’de üretilen karbon sertifikaların güvenirliğinin artırılması, projelere dair bilgi paylaşımının artması ile iyi uygulamaların teşvik edilmesi vb. amaçlanmaktadır.

Karbon Piyasası Oluşturulması
Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan İstanbul Uluslararası Finans Strateji Belgesi’ne istinaden Yüksek Planlama Kurulu tarafından kabul edilen İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planı 02.10.2009 tarih ve 27364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Strateji ve Eylem Planının vizyonu, İstanbul’un öncelikli olarak bölgesel, ardından ise küresel bir finans merkezi haline getirilmesidir. Planda 34 no’lu eylemde karbon piyasası oluşturulması için sürecin 2012 yılında başlayıp 2015 yılında tamamlanması öngörülmektedir. Bu konudaki sorumlu kuruluş İstanbul Altın Borsası (İAB) olmakla birlikte, işbirliği yapılacak kurum ve kuruluşlar; T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Takasbank ve Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası A.Ş. (VOB) olarak belirlenmiştir.

Ayrıca; Temmuz 2011 tarihinde yayınlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı’nda sera gazı emisyonlarının takibi ve ticareti ile yer alan ve Bakanlığımızın koordinasyonunda gerçekleştirilecek Hedef ve Eylemlerin bazıları aşağıdadır.
• Tüm sektörlerdeki sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve raporlanması (2012-2016)
• Tüm sektörlerde sera gazı emisyonlarının izlenmesine ve değerlendirilmesine yönelik ölçülebilir, raporlanabilir, doğrulanabilir standartta veriler üretilmesini, toplanmasını ve veri tabanında kayıt altına alınmasını sağlayacak altyapının oluşturulması(2012-2014)
• Sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve envanter hazırlanması konusunda yasal düzenleme yapılması (2012-2014)
• Türkiye’nin 2012 sonrası yeni mekanizmalara en avantajlı şekilde (ev sahibi ülke) dahil olmasına yönelik müzakerelerin yürütülmesi ve ülkelerle ikili işbirliği anlaşmaları imkanlarının araştırılması (2011-2015)
• 2015 yılına kadar Türkiye’de karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmaların yapılması
• Karbon varlıklarının azami ekonomik değerde işlem görmesi ve değerlerinin artırılması için mevcut yapının geliştirilmesi ve yeni yapıların kurulmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılması (2012-2013)
• Kamu kuruluşlarının emisyon ticareti sistemi içinde düzenleyici ve denetleyici bir rol almasına yönelik mevzuat çalışmaları yapılması (2011-2015)
• Ulusal Emisyon Ticareti Sisteminin kurulmasına yönelik altyapı çalışmalarının başlatılması (2014-2015)
• Karbon piyasalarına ilişkin bilinç ve farkındalığın artırılması

Enerji Verimliliği Strateji Belgesi (2012-2023)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan ve YPK tarafından kabul edilen Enerji Verimliliği Strateji Belgesi (2012-2023), 25 Şubat 2012 tarih ve 28215 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Belgenin temel hedefi '2023 yılında Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması”dır. Strateji Belgesinde karbon ticareti ve borsası kurulmasına ilişkin yer alan eylem aşağıda sunulmaktadır.

                                    

Karbon Piyasasına Doğru Broşürüne aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
İndir

11 Mart 2013 Pazartesi

Karbon Yakalama Ve Depolama Nedir?

Enerji elde etmek için fosil yakıtların kullanılması sonucunda ortaya çıkan sera gazı emisyonları çoğunlukla karbon ve karbondioksit gazlarının yoğun biçimde atmosfere salınımı, küresel ısınma ve iklim değişikliğine neden olmaktadır. Küresel iklim değişikliği mücadelesi kapsamında karbon emisyonlarının yakalanması, tutulması ve depolanması teknolojileri konularında çok yönlü ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Karbondioksit yakalama ve karbondioksit depolama teknikleri (carbon capture and storage-CCS) olarak anılmaktadır.Açığa çıkan karbondioksiti yakalayıp depolamak ve muhafaza etmek mümkündür. Böylece sera gazı yayılımının büyük oranda azaltılması ve iklim değişikliklerinin yavaşlatılması mümkün olabilmektedir.

                                                    

Bütün fosil yakıtlar karbon içerir. Yakıtın yanması sırasında karbon oksijenle birleşerek CO² oluşturur. Karbonun yanma işleminden önce veya sonra ayırmak, elektrik santrallerinde olduğu gibi, CO²’in atmosfere yayılımını önler. Bunun sonucunda CO² gazı tutulur ve uygun yeraltı depolama rezervlerine taşınır. Bu rezervler terk edilmiş petrol ve gaz sahaları, kömür yatakları veya akiferlerden oluşur.

CO² Neden Tutulur ve Depolanır?
İnsan aktivitelerinin küresel ısınmaya etkilerini gösteren kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. Fosil yakıtların devamlı artan tüketimi sonucu atmosfere yayılan CO² gazı küresel ısınmanın temel sebebidir. Birçok bilim adamı, atmosferdeki CO² konsantrasyonunun sabitlenmesi ve böylelikle iklim değişikliklerinin hafifletilmesi için dünyadaki CO² yayılımının bugünküne kıyasla en az % 50 oranında azaltılması gerektiği konusunda aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Bu konuda ilk adım 1997 yılında Kyto Protokolü’nde, 2012 yılı CO² yayılımının 1990 yılındaki seviyesinin altına düşmesi kararı alınarak atıldı. Gerekli azalımlar üç farklı ölçüm metoduyla incelenebilir:
• Enerji verimliliği artışları ve enerji talebindeki azalış
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı
• Açığa çıkan CO² gazının tutulması ve depolanması

Enerji verimliliğindeki artışın ve yenilenebilir enerji kaynaklarının CO² yayılımında gereken azaltmayı sağlayamayacağı açıktır. Bunun yanı sıra küresel iklim değişikliklerinin azaltılması için üçüncü ölçüm olan CO²’in tutulması ve depolanması (CCS) da gereklidir. CO²’in yeraltında depolanması yeni bir uygulama değildir. Bu uygulama birçok ülkede milyonlarca yıldır yapılmaktadır. Bugün dünyadaki fosil yakıtlara olan talep çok büyüktür ve enerji sistemimizdeki olası bir değişim çok uzun yıllar alacaktır. CCS fosil yakıt kaynaklarından çeşitlendirilmiş enerji kaynaklarına geçişte dereceli geçiş sağlayan bir faktördür. Bu geçiş döneminde bizim mevcut enerji sistemimiz büyük oranda aynı kalacaktır fakat yeni altyapı oluşumları araştırılmalıdır, örneğin elektrik santralleri ve büyük endüstriyel fabrikalar CO² tutma üniteleri ve depolama sahalarına uzanan borularla donatılmalıdır.

CO² gazı nerede ve nasıl tutulur?
İnsan kaynaklı CO² yayılımının yaklaşık % 60’ı elektrik santralleri, rafineriler, gaz işletme tesisleri ve endüstriyel fabrikalar gibi büyük ve sabit tesislerde gerçekleşir. Bu işlemlerin çoğunda, çıkan egzoz dumanı seyreltilmiş CO² ( %5’ten %15’e kadar) içerir. Egzoz dumanı karışımındaki CO²’i diğer gazlardan ayırmanın yollarından biri %90’dan fazla CO² içeren bir akım üretmektir. Diğer bir seçenek de tıpkı doğal gazdan (metan gibi) CO² ve hidrojen üretme örneğinde olduğu gibi karbonu yanmadan önce sistemden uzaklaştırmaktır. CO² yakalanması, CO²’ i diğer gazlardan ayrıştıran farklı endüstri sektörlerinde bilinen bir teknolojidir. Şu anda, ortaya çıkan CO² ya dışarı salınıyor ya da içecek endüstrisi gibi CO² ‘de yüksek saflık oranını gerekli kılan piyasalardaysa ek bir arıtma işleminden geçiriliyor. Kimi uygun teknolojilerin var olmasına karşın, CO² tutulumunun enerji santrallerinde yaygın kullanımı için yeterli optimizasyon henüz sağlanamamıştır. Dünyadaki birçok ülkede yeni, geleceğe yönelik fikirlerin bulunması ve mevcut durumdaki teknolojilerin daha düşük maliyet ve enerji tüketimiyle gerçekleştirilebilmesini sağlayacak yenilikler için geniş kapsamlı araştırmalara girişildi. Aynı zamanda, yeni uygulanmaya başlanan teknolojiler için ticari ölçek de göz önüne alınarak santrallerde çeşitli testler düzenlendi.

CO² Nerede Depolanır?
Tutulmasından sonra, CO² ya depolanır ya da tekrar kullanılır (örnek olarak, gazlı içeceklerin üretiminde ve bitki gelişimine yardımcı olarak seralarda). Günümüzde, CO² ‘i geri kullanıma sokacak market alanı sınırlı olduğundan, ortaya çıkan CO² gazının büyük miktarı depolanmak zorundadır. CO² boşaltılmış petrol ve doğal gaz rezervleri, derin tuzlu akiferler ve kazılamaz kömür tabakaları gibi jeolojik yapılarda depolanabilir. Bunların yanı sıra, CO² mineral formunda katılaştırılabilir. Jeolojik formasyonlar muazzam oranda depolama kapasitesi sağlar (aşağıdaki tabloya bakınız). Yüksek orandaki depolama kapasitesine karşın, bu kapasite dünyada insan kaynaklı CO² yayılımının ancak onlarca, belki yüzlerce yıllık depolama ihtiyacını karşılayabilir.

CO² aşağıda sıralanmış olan yöntemler ile depolanır;
• Petrol kuyularında üretim verimini artırma (Enhanced oil recovery-EOR) Bu yöntem Türkiye de dahil uzun yıllardır petrol üretiminde uygulanmaktadır.
• Doğalgaz kuyularında üretim verimini artırma (Enhanced gas recovery-EGR)
• Tükenmiş petrol ve doğalgaz kuyuları
• Tuz oluşumlarına depolama
• Kömür yataklarında metan çkışının artırılması(Enhanced Coal Bed Methane Recovery – ECBM)
• Okyanuslara depolama

                                                    

CO² Depolama Seçenekleri ve Kapasitesi
Petrol ve gaz rezervleri genellikle detaylı olarak araştırılmış yerlerdir ve CO² depolanması için güvenilir oldukları düşünülür. Çünkü bu rezervler milyonlarca yıl boyunca petrol, gaz ve çoğu zaman da CO² tutmuşlardır. Bunlardan bazılarına yapılacak CO² enjeksiyonu, rezervde kalan petrol ya da gazın bir miktarının daha üretilmesini sağlayacaktır. Fazladan üretilen bu petrol ya da gazdan sağlanan kazanç, CO² depolaması sırasında yapılacak harcama için kullanılabilir.

Derin tuzlu akiferler tipik olarak içerisinde tuzlu su barındıran kum taşı gibi yeraltı formasyonlarıdır. Bu formasyonların depolama potansiyelleri çok yüksektir: Birçok ülkede bulunan bu formasyonlar çoğunlukla endüstriyel CO² kaynaklarına yakındır ve genellikle çok geniş CO² depolama kapasitesine sahiptir. Bu akiferlere CO² basılması, petrol ve gaz kuyularına yapılan enjeksiyon işlemine benzer şekilde yapılır. Dünyadaki ilk ekonomik CO² enjeksiyonu projesi Norwegian Sleipner’de, Kuzey Denizi’nin tabanındaki akifere yıllık yaklaşık 1 milyon ton CO² basılıyor. Bu durum, bol miktarda CO² ’in sorunsuz bir biçimde depolanabileceğine dair kanıt teşkil ediyor.

CO²’nin yakalanmasının, taşınmasının ve depolanmasının maliyeti
Enerji Santrallerinde CO²’yi yakalamak fazladan enerji gerektirdiğinden, elektriğin üretim maliyetini arttırır. Bu maliyet artışı santralin türüne (kömür veya gaz kaynaklı) ve yakıtın maliyetine göre değişir. Aralarında Uluslararası Enerji Ajansına bağlı Sera Gazı Araştırma Biriminin yapmış olduğu araştırmalar da dâhil çeşitli araştırmalar, CO² yakalamanın elektrik üretim maliyetini kWh başına 1,3 ila 3 Avro arasında arttırdığını göstermiştir. Bu ilave maliyetleri göstermenin bir diğer yolu da kaçınılan CO² salınımıdır. CO² yakalamanın şuan ki maliyeti kaçınılan 1 ton CO² başına 25 ila 60 € arası değişmektedir. Devam eden araştırmaların bu maliyetleri yarıya indirmesi bekleniyor. Taşıma maliyetleri nispeten düşüktür: CO² taşımanın maliyeti kaçınılan 1 ton CO² başına 1 ila 4 € arasındadır. Depolama maliyetleri ağırlıkla basımın yapılacağı rezervuarın tipine bağlıdır. Akiferlerde ve tüketilmiş petrol ve gaz rezervuarlarında, maliyet 1 ton CO² başına 10 ila 20 € arasıdır. CO² basımında ilave petrol ve gaz üretimi varsa, 1 ton CO² başına maliyet 10 € bile altına düşebilir. Başka bir deyişle, yararlar maliyetleri karşılayarak bu işi karlı bir iş haline getirmektedir.

CO²’in Taşınması
Sıkıştırılmış ve nemi alınmış CO² iki türlü taşınmaktadır:
• Borularla taşıma (tercih edilen yöntem)
• Tankerler ile taşıma(LNG taşınması gibi)

Taşınacak mesafe, miktar, taşıma yöntemi maliyeti etkileyen hususlardır.

8 Mart 2013 Cuma

Dalga Enerjisi Teknolojisi

Dalga enerjisi direk olarak dalga yüzeyinden veya yüzey altındaki dalga basınçlarından elde edilir. Dalgalar deniz veya okyanusların yüzeyinde esen rüzgârlar tarafından üretilir. Dünyanın birçok yerinde rüzgâr sürekli dalgalar oluşturacak kadar düzenli ve sürekli eser. Deniz ve okyanus dalgalarında çok büyük enerji vardır. Dalga enerjisi makineleri dalgaların yüzey hareketlerinden veya dalga basınçlarından direk olarak enerji üretir.

Dalga enerjisini kullanmak için birçok çeşit teknoloji projelendirilmiştir. En elverişli tasarımlardan birkaçının ticari kullanım için uygulama testleri yapılmaktadır. Dalga enerji teknolojileri kıyıda, kıyıdan biraz uzakta ve açık denizde kurulmak için tasarlanmıştı. Denizden biraz uzakta kurulacak sistemler suyun 40 metreden fazla derinine yerleştirilir.

Bütün dalga enerji teknolojileri su yüzeyinde veya su yüzeyinin yakınında kurulmak için tasarlanmış olsa da, etkileştikleri, uyum sağladıkları dalgaya ve dalga enerjisini çevirdikleri enerjiye göre farklılık gösterirler. Aşağıda sıralanan dalga enerjisi teknolojileri son gelişmelerin hedefleridir.

                                                    

Sonlandırıcı makineler dalgaların hareketi yönünde dikey olarak uzanır ve dalga enerjisini yansıtır veya yakalar. Bu tür makinelerin son sürümleri denize yakın yerlere kurulmak için tasarlanmış olsa da, genelde sahilde veya sahile yakın yerlerde kurulmak için tasarlanmıştır. Titreşen su sütunu sonlandırıcı makinenin başka bir çeşididir. Bu makinede su yüzey altında bulunan yukarısında sıkışmış hava bulunan bir bölmeye girer. Dalga hareketi giren suyun yukarıya ve aşağıya bir piston gibi hareket etmesini sağlar ve havayı bağlı bulunan türbine doğru iter.

Noktasal soğurucu dalga hareketiyle birbirlerine bağlı olarak hareket eden bileşenleri bulunan yüzey bir yapıdır. Bağlantılı hareket elektromekanik veya hidrolik enerji çeviricilerinin sürülmesi için kullanılır.

Azaltıcılar dalgaların yönüne paralel olarak yönelmiş uzun çok parçalı yüzer yapılardır. Makine boyunca dalgaların yükseklik farkı parçaların birleştiği noktalardan bükülmeye neden olur ve bu bükülme hidrolik pompalara veya diğer çeviricilere bağlıdır.

Yükseğe Çıkan Makinelerin makineyi çevreleyen deniz veya okyanusun ortalamasını aşan seviyede dalgalar tarafından gelen suyla dolan rezervuarları vardır. Su yükseldikten sonra yer çekimi deniz yüzeyine doğru geri çekilmesine neden olur. İçeriye dolan suyun enerjisi su türbinlerini döndürmek için kullanılır. Özel olarak üretilen açık deniz tekneleri kıyının biraz açığındaki dalgaların enerjisini depolarlar. Bu yüzer platformlar dalgaları dahili bir türbinden geçirerek ve tekrar denize dönmesini sağlayarak elektrik üretirler.

6 Mart 2013 Çarşamba

Aydınlatma

Aydınlatma Teknolojileri
Teknolojinin ortaya koyduğu en büyük aydınlatma araçlarından biri olan ampulün icat edilmesinin üzerinden yaklaşık 150 yılı aşkın bir zaman geçti. Oluşan elektrik akımının geçişine direnç gösteren elektrik tellerinin yanması yöntemiyle ışık üreten ampulün ürettiği enerjinin yüzde 93'ü boşa giderek kızılötesi ışınıma dönüşmektedir. Bu nedenle gelişen teknoloji ile birlikte enerjinin daha verimli kullanılabilmesine olanak sağlayan alternatif çözümlere ihtiyaç duyulmuştur. Uygulanan alternatif yöntemlerin en önemlisi, işleyişi basit bir temele dayanan flüoresan lambalardır. Bu yöntemde lamba içindeki gazın çevresinde dolaşan elektrik akımı, gazı harekete geçiyor ve ışık üretiliyor. Ampulle kıyaslandığında daha uzun ömürlü olan flüoresan, 6.000 saat dayanırken enerjinin yüzde 25'ini ışığa çevirebilmektedir.

Bir asırdır temel mantığı değişmeyen aydınlatma teknolojileri artık enerji tasarrufu sağlayan ampuller, flüoresanlar, lazerli halojen lambalar ve LED teknolojisiyle gelişmiş ve bu çözümler birçok alanda kullanıma girmiştir.

Aydınlatmada Kullanılan Yeni Teknolojiler
Led İle Aydınlatma
LED (Light Emitting Diode) 'ışık saçan diyot' anlamına gelir. Çok sayıda diyotun seri paralel guruplar halinde birleştirilmesiyle oluşturulan, yüksek ışık veren LED aydınlatma sistemleri her geçen gün daha yaygın biçimde kullanılmaktadır. Birkaç tipte üretilen LEDler birleştirilerek veya tek tek kullanılarak çok canlı ve parlak renklere sahip aydınlatma elemanları üretilmektedir. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, yeşil2, mavi ve beyaz renklerde üretildikleri gibi, her LED chip iki (bi color) renkli veya üç renkli (RGB) olarak da üretilebilirler.

Son zamanlarda aydınlatma teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde birçok yerde kullanılan Led aydınlatma sistemleri, ışık etkisiyle farklı atmosferler yaratarak, yenilikçi ve çağın ötesinde çözümler sunmaktadır. Mavi, yeşil, kırmızı, amber ve beyaz renk seçenekleri ile tasarım dünyasına sunulmuş olan, uzun ömürlü, dayanıklı ve kolay uygulanabilir Led Aydınlatma Sistemleri, mimarlara ve aydınlatma tasarımcılarına yaratıcı fikirlerini gerçekleştirme imkânı veriyor.

LED’ler çok az elektrik tüketimleri, cok uzun ömürleri (100.000 saat), düşük voltaj avantajları ve inanılmaz darbe dayanıklılığı ile önümüzdeki yıllarda çok daha sıklıkla karşılaşacağımız bir aydınlatma elemanıdır.

                                                            

LED ler, TV kumandalarımızdan cep telefonlarına, oyuncaklardan gece görüş sistemlerine, otomobilimizin gösterge lambalarından trafik ışıklarına kadar her alanda kullanılırlar. Aydınlatma sektöründe ise, merdiven basamakları, zemin, dış mekân, bahçe aydınlatmaları, duş kabini - hamam - sauna aydınlatmaları, gece kulüpleri, sahne dekoru, vitrin - cam - zemin ve duvar aydınlatmaları, tabela, yön levhaları, yürüyüş yolu, kapı girişleri gibi birçok yerde kullanılabilirler.

Gün Işığı İle Aydınlatma
Doğal güneş ışığı; estetik açıdan çevremizi gerçek renkleriyle görmemizi, mekânların geniş ve ferah görünmesini sağlar ve böylelikle göz ve sinirsel yorgunluğumuzu azaltır, ruhumuzu rahatlatır, psikolojimizi ve her açıdan verimliliğimizi olumlu olarak etkiler. Ayrıca, gündüz saatlerinde suni elektrik enerjisine olan ihtiyacımızı azaltır.

Bu hayati gerçeklere rağmen, günümüz koşullarında en son teknolojilerle inşa edilmiş de olsalar, binalarımızda güneş ışığından yeteri kadar yararlanabildiğimizi söylemek maalesef mümkün değildir.

                                                            

Oysa iç mekânlar gün içerisinde ışık tüpleri ile aydınlatılabilirler. Örneğin fiber optik ışık tüpleri, çatıya yerleştirilmiş güneş ışınlarını toplayıcı bir çanağa bağlanarak, iç mekânlarda aydınlatma kaynaklı enerji giderlerini azaltarak, daha doğal bir aydınlatma yaratabilirler.

Fiber Optik İle Aydınlatma
Işığı, fiber kablolarla elektrik veya ısı enerjisinin olumsuz etkilerini barındırmaksızın taşıma olarak ifade edilen yeni bir aydınlatma tekniğidir. Fiber optik sistemlerde ışığın Ultraviyole(UV) ve infrared(IR) ışınımlar içermemesi nedeniyle değerli nesnelerin ve patlama riski yüksek yerlerin aydınlatılması için en iyi alternatiftir. Işık kaynağı ile armatürün farklı yerlerde olması, ulaşılması ve bakımı zor noktaların aydınlatılmasında kolaylık sağlar. Ayrıca efekt ve farklı modelleme seçenekleriyle tasarımda önemli bir yeri vardır.

                                                                          

Müze ve sergi alanlarında, cephe, anıt ve heykel aydınlatmasında, patlama riski olan yerlerde, ulaşılması zor olan yerlerde ve özellikle estetik tasarımın önem kazandığı yerlerde fiber optik ile aydınlatma kullanılmaktadır.

Enerji Verimli Lamba ve Aletlerin Seçimi
Yeni bir ev için veya mevcut olanın değiştirilmesi amacıyla yeni lambalar ve aletler satın alınacağında, ekonomik gücün yetebileceği en verimli olanlar alınmalıdır. Karar verirken dikkat edilecek birkaç önemli nokta vardır. Aletlerin verim oranlarının bilinmesi, nerede bulunabileceği, satın alma ve kullanım süresince enerji maliyetinin kullanıcıyı nasıl etkileyeceği önemli noktalardır. Aynı zamanda, evlerde kullanılan hangi aletlerin en fazla enerjiyi tükettiği ve belirli aletlerin enerji maliyetlerinin nasıl tahmin edileceği bilinmelidir.

Bazen enerji verimli aletler satınalarken daha fazla, bazen ise daha az ödenir. Fakat her iki durumda da enerji verimliliği uzun süre kullanımlarda tasarruf sağlar. Kullanıcı başlangıçta tasarruf etmeyi düşünerek ucuz ama verimi düşük bir aleti tercih edebilir. Fakat bunun sonucunda her ay daha yüksek elektrik faturası ile karşılaşacaktır. Bir alete sahip olunduğu sürece kullanma maliyetini ödeme yükümlülüğüne girilir. Bu kullanma maliyetleri katlanarak artabilir. Örneğin; bir buzdolabını 13-15 yıl kullanmak genellikle satın alma maliyetinin 1,5-2 katına mal olur. Verimli bir aletin satın alma ve kullanımı süresince maliyetlerinin toplamı düşük verimli bir aletin toplam maliyetinden azdır.

Aydınlatmada Enerji Tasarrufu
Evlerde aylık elektrik faturalarının yaklaşık %20'si aydınlatma amaçlı kullanıma aittir. Verimli aydınlatma hem faturalarda hem de gözlerde rahatlama sağlayacağından daha düşük faturalar ve daha kaliteli aydınlatma ile memnun edici sonuçlar elde edilecektir.

Aydınlatmada enerji tasarrufunun basit tedbirlerle sağlanması bizim için önemli bir avantajdır. Burada önemli olan konuya gereken ilginin gösterilmesidir. Aydınlatmada enerji tasarrufu, aydınlatmanın kalitesini düşürmeden iyi bir aydınlatmanın gereklerini yerine getirerek yapılmalıdır. ıyi bir aydınlatma daha verimli aydınlatma elemanlarıyla sağlandığı için, sonuçta aynı aydınlatma seviyelerini daha az enerji tüketimi ile sağlamış oluruz.

Düşük verimli ışık kaynakları yerine yüksek verimli ışık kaynakları kullanılarak uygun aydınlatma ve enerji tasarrufu sağlanabilir.

Ülkemizde yaygın olarak kullanılan lamba tipleri aşağıda yer almaktadır:
Akkor Lambalar
Işık elde etme biçimi ısıl ışıma olan akkor lambada, tungsten telden geçen elektrik akımı teli ısıtarak akkor duruma getirir ve telin ısınmaya başlamasıyla elektrik enerjisi ışınım enerjisine dönüşür. Bu lambaların yayımladıkları ışınımların çok büyük bir bölümü ısı, küçük bir bölümü görünür ışınımlardır. Bu nedenle, verimleri çok düşüktür.(h=10-20 lm/W)

Akkor Halojen Lambalar
Akkor halojen lamba, akkor lambanın atmosferindeki gaz karışımının değiştirilmesi (halojen eklenmesi) ile oluşturulmuş bir ısıl ışır kaynaktır. Bu tür lambaların atmosferinde kullanılan halojen moleküllerinin tungsten teli yenilemeleri nedeniyle, tel sıcaklığı artabilmektedir. Bunun sonucunda da, aynı güçteki akkor lambaya göre, hem ışık verimi hem de renk sıcaklığı biraz yükseltilebilmektedir.

Fluoresan Lambalar
Işınım elde etme biçimi ısıl ışıma olan fluoresan lambalarda, ışık üretimi iki aşamada ortaya çıkar. Birinci aşama, alçak basınçlı civa buharı ortamında lambanın iç yüzeyine fluoresan madde sürülerek elektrik akımı geçirilmesi ile gerçekleştirilen 'elektrik deşarj' olayı ile ışınım oluşturulmasıdır. Fluoresan lambaların verimi temelde lamba gücü arttıkça artmaktadır. Ancak, aynı güçteki lambalar ele alındığında, verim değişimi doğrudan doğruya fluorışıl tozun yapısına bağlı olmaktadır.

Işık kaynaklarının enerji tasarruflu üretilmesi doğrultusunda yapılan çalışmalar sonucunda tüp şeklindeki fluoresan lambalarda da büyük gelişmeler gerçekleştirilmiştir. 38 mm çaplı 20 W, 40 W, 65 W' lık lambalar yerine, 26 mm çaplı sırasıyla 18 W, 36 W ve 58 W' lık fluoresan lambalar kullanıma sunulmuştur. Lambaların çapları küçültülüp ışık akıları artırılmış, çok değişik renk sıcaklıklı ve renk ayırım özellikli lambalar üretilmeye başlanmıştır. Küçük çaplı lambalar daha ekonomiktir.

Kompakt Fluoresan Lambalar
Kompakt fluoresan lambalar konutlar ve ofisler için uygun olup, akkor lambaları kompakt fluoresan aydınlatmaya dönüştürmek kolaydır. Akkor lamba kullanılan hemen hemen her yerde kompakt fluoresan lambalar kullanılabilir. Örneğin 75 Watt'lık akkor flamanlı lamba yerine, 15 Watt'lık bir kompakt fluoresan lamba kullanarak, aynı aydınlatma %80 daha az enerji tüketerek elde edilir.

Ülkemizde, bu lambalar, pahalı olması nedeniyle gelişmiş ülkelere oranla yaygınlaşamamıştır. Verimli lamba fiyatlarında oldukça fiyat farkı görülmektedir. Fakat toplam maliyetleri göz önüne aldığımızda kompakt fluoresan lambaların kullanım ömrü süresince maliyetinin daha az olduğunu görülmektedir. İki faktör bunu doğrulamaktadır; bunlardan birincisi kullanım ömrünün akkor lambaya göre 8 kat uzun olması, ikincisi ise, akkor lambanın % 20'si kadar enerji kullanmalarıdır.

Aşağıdaki formül, 8000 saat kullanım ömrü baz alınarak ayrı ayrı lambaların toplam aydınlatma maliyetlerini hesaplayarak karşılaştırma olanağı verir.

“Elektrik Maliyeti = Elektriğin kWh Maliyeti x Watt Değeri x Kullanım ömrü (h)/1000”

Fluoresan Lambalarda Manyetik ve Elektronik Balastların Çalışma Prensibi
Balastlar, fluoresan tüpleri ve kompakt fluoresan lambalara ilk çalışma komutunu verir ve çalıştırırlar. Fluoresan lambalar civa ve argon gazı ile doludurlar. Balastdan güç alan lambanın ucundaki elektrotlar gazı iyonize etmek için elektrik deşarjı meydana getirirler. Civa atomları normal enerji seviyesine geri dönerken ultraviyole fotonlar yayarlar. Lambanın fosfor kaplaması fotonları, fluoresanları absorbe eder ve görünür ışık üretir.

Manyetik Balastlar: Manyetik veya elektromanyetik olarak adlandırılan balastlarda bir demir cevheri etrafında alüminyum veya bakır tel vardır. Bakır tel balastlar, alüminyum olanlara göre % 10 daha verimlidir. Manyetik balastlar, A.C. standart frekansta, 50 Hertz de çalışırlar. Elektrik tüketicilerinin ekstra düşük kayıplı balastları kullanmaları tavsiye edilmektedir.

Elektronik Balastlar: Elektronik balastlar, lambanın titreme ve gürültüsünü azaltan manyetik balastlara göre daha yüksek frekansta çalışırlar. Elektronik balastlar, manyetik balastlardan % 25 daha az elektrik kullanırlar. Birçok elektronik balastın lambayı kısma olanağı sağlaması ile daha fazla enerji tasarrufu mümkündür. Daha verimli aydınlatma sistemleri daha az ısı üretirler. Elektronik balastların IEC 928 ve 929 uluslararası standartlar ile uyumlu ve yüksek güç faktörüne sahip olduğundan emin olunmalıdır.

Elektronik ve manyetik balastlar daha yüksek hat kayıplarına yol açan şekil bozulması veya faz atlaması nedeniyle düşük güç faktörüne sahip olabilir. Faz güç-faktörünü düzeltmek için balastlara kapasitörler monte edilebilir veya üretim sırasında balastla birleşik olarak üretilebilir.

Doğru Aydınlatmanın Seçilmesi
Doğru ampulün seçimi, onun ne amaçla ve nerede kullanılacağına bağlıdır. Ampul seçiminde aydınlatma seviyesi, açık kalma süresi ve değiştirilme kolaylığı gibi faktörlerin yansıra aşağıdaki hususlar da göz önüne alınmalıdır. Doğru aydınlatmaya yaklaştıkça daha fazla para ve doğal kaynaklardan tasarruf edilecektir.

Saatlik maliyet verimliliği Lamba sayısı arttıkça, daha uzun ömürlü ve verimli olanlarına yatırım yapmak en doğru karardır. Yatırım daha kısa sürede geri ödeme sağlar.

Başlama Karakteristikleri Çeşitli tipteki ampullerin ilk çalışma karakteristikleri farklıdır. Örneğin, ilk çalışma esnasında manyetik balastlı fluoresan lambalar gecikmeli aydınlatırken, elektronik balastlı fluoresan lambalar anında aydınlatırlar. Manyetik ve elektronik balastlı fluoresanların her ikisi de 1-2 dakika sonra tam aydınlığa ulaşırlar.

Renk Standart akkor lambalar sıcak sarı-beyaz bir renk vermektedir. Halojen lambalar daha beyazdır. Fluoresan lambalar sıcak sarıdan soğuk beyaza kadar farklı renklerde aydınlatırlar.

Ağırlık Özellikle hafif, kırılgan armatür ve içindeki tesbit parçaları için lamba ağırlığı, karar vermede önemli bir faktör olabilir. Manyetik balastlı kompakt fluoresan lambaların ağırlığı, elektronik balastlı kompakt fluoresanlardan daha fazladır.

Yerleştirme İç mekân kullanımı için tasarlanan lambalar dış aydınlatmada kullanılmamalıdır. Örneğin soğuk su ile temas etmesi durumunda ince camlı lamba kırılabileceği için dış aydınlatmada akkor lambalar tavsiye edilmez.

Yönlendirme Lamba seçiminde ihtiyaç olan yere ne kadar faydalı aydınlatmanın yönlendirileceği göz önüne alınmalıdır. Özel (yerel) uygulamalarda düşük voltajlı halojen lambalar kısmen spot ışık istenilen özellikli yerleri aydınlatmak için uygundur.

Ayarlama Ayar anahtarı mod ayarlama (kısma) yoluyla standart akkor lambalarda enerji tasarrufu olanağı verir. Fakat bütün lamba tipleri, ayar anahtarı kullanımına uygun değildir.

Belirli bir saatte otomatik olarak lambaları kapatan bir saatin monte edilmesi veya çevrede birisi olduğu zaman lambaları açacak optik veya ultrasonik sensörlerin kullanılması ile bu anahtarları alternatif şekillerde kullanmak mümkündür.

Fiyat En ucuz ampulü seçmek, uzun dönemde para tasarrufu sağlamaz. Çünkü lambanın kullanım ömrü boyunca aydınlatma enerjisi maliyeti kendisinin alış maliyetinden on kat daha fazla olacaktır. Bu nedenle enerji verimli lambalar başlangıçta pahalıya mal olurken, düşük faturalar ile yatırım kısa sürede kendini çok çabuk geri öder.

Lümen/Watt oranı Lamba seçiminde etkinlik faktörü (lümen/Watt) yüksek, uzun ömürlü, zamanla oluşan ısı akısı düşümü az olan lambalar tercih edilmelidir.

Aydınlatmada Enerji Tasarruf Noktaları
• Bir akkor lamba, kompakt fluoresan lamba ile değiştirildiğinde, %80 kadar aydınlatma maliyeti azalır.
• Eğer kullanıcının bütçesi bir defada birçok fluoresan lamba almaya elvermezse, geride kalanları değiştirmek için aylık olarak sıraya konarak tamamlanması mümkündür.
• Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır. Aile bireylerinin odadan ayrılırken lambaları kapatmalarını hatırlatacak notlar konması faydalı olacaktır.
• Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılmalıdır. Odalar doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde düzenlenmelidir. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek elektrik faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir.
• Dış kapı ışıldakları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50-90 Watt'lık bir halojen lamba, iki kat fazla Watt'lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma elde edilir.
• Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalıdır. Aydınlatma sistemlerinin bakımları yapıldığında daha verimli olarak çalışırlar. İyi yapılmayan bakım sonucunda lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını azaltır. Tozlanan armatür ışığın %50'sini yayar, %50'sini yutar. Bunları temiz tutmakla daha fazla enerji harcamadan aydınlatma miktarı arttırılabilir. Tüm lambaların ışık çıktıları zamanla azalır. Işık çıktıları azalan yani verimleri düşen lambaların değiştirilmesi gerekir.
• Lamba seçimleri en yüksek lümen/Watt oranına göre yapılmalıdır.
• Duvarlar ve tavanlar açık renkli boya ile boyanmalı, dekorasyon eşyaları mümkün olduğunca açık renk seçilmelidir.
• Lamba ışık çıktısı verimli olarak kullanılmalıdır. Aydınlatılması gereken yüzeylere lamba ışık çıktısının maksimum oranda ulaşıp ulaşmaması aydınlatma sisteminin verimliliğini etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
• Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar.
• Dekoratif lambalar ışığı sizin istemediğiniz yönlere gönderir. Açık renk, şeffaf gölgelikli abajurlar ışığı daha iyi geçirirler.

4 Mart 2013 Pazartesi

Akıllı Şebekeler

Elektrik şebekeleri ile bilgisayar ve ağ teknolojisinin entegre edilerek elde edilen şebeke sistemine “Akıllı Şebeke” (Smart Grid) denilmektedir. Bir akıllı şebekenin temel bileşenleri ve teknolojileri,
• Akıllı Üretim
• Akıllı İstasyonlar
• Akıllı Dağıtım
• Akıllı Sayaçlar
• Bütünleştirilmiş Haberleşme
• İleri Kontrol Metotları olarak sıralanabilir.
                                                                             
Akıllı Üretim
Şebekenin birçok noktasından alınan geri beslemeler ile enerji üretiminin optimize edilmesi; gerilimin, frekansın ve güç faktörünün otomatik olarak ayarlanabilmesi özelliklerine sahip güç üretimini sağlamak amacındadır.

Akıllı İstasyonlar
Güç faktörü performansı, kesici, trafo ve akü durumunun izlenmesi, kritik ve kritik olmayan işlem kontrolünü sağlar.

Akıllı Dağıtım
Kendi kedini iyileştiren, dengeleyici ve optimize edici yapıdadır. Otomatik izleme ve analiz etme özelliği ile hava durumu ve enerjisiz kalma geçmişine bağlı olarak arızaları tahmin edebilecek yapıya sahip sistemlerdir.

Akıllı Sayaçlar
Akıllı sayaçlar açıklaması gelecek...

Bütünleştirilmiş Haberleşme
Veri toplama (SCADA-Supervisory Control and Data Acquisition), koruma ve kontrol sistemleri bütünleştirilmiş bir sistemde kullanıcının akıllı elektronik cihazlar ile etkileşimini sağlar.

İleri Kontrol Metotları
İleri kontrol metodları açıklaması gelecek...

                                                                       

Akıllı Şebeke sisteminin iki temel ayağı vardır:
• Donanım  (Sayaçlar, ev aletleri, büyük sistemler, vb.)
• Yazılım  (Veri altyapısı, internet tabanlı sistemler, diğer yazılımlar, vb.)

Akıllı şebeke sisteminin ilk adımlarından biri olan, uzaktan sayaç okuma sistemleri Türkiye dâhil birçok ülkede bulunmaktadır. Ayrıca Google, Power Meter sistemi ile anlık tüketiminizi ve gösterebilmektedir.

Bu sistemlerin en etkileyicilerinden biri Lucid Design tarafından hizmete sunulan sistemdir. Sistem gerçek zamanlı elektrik ve gaz tüketimini göstermekle kalmayıp, bunu hava durumu(sıcaklık, rüzgâr) ve maliyet gibi diğer unsurlarla da görselleştirmektedir.

Akıllı şebekeler kapsamında, günümüzde; Manuel hata yeri tespiti, bağımsız gerilim regülasyonu, optimize edilmemiş güç akışı ve kısmi güç yönetimi konularında çalışmalar yapılmakta ve çözümler üretilmektedir. Yakın gelecekte ise, gerçek zamanlı hata tespiti ve uzaktan kumandalı anahtarlar, gerçek zamanlı gerilim - güç yönetimi ve kayıpları azaltma amacıyla dinamik çözümlerin hayata geçmesi beklenmektedir.

Akıllı şebeke yapısının 3 anahtar bileşeni vardır:
1-Akıllı şebekeler daha fazla, iyi kalitede, gerçek zamanlı veri toplanması temeline oturmaktadır.
2-İkinci Özellik...
3-Üçüncü Özellik...

Bu verinin bilgisayarlar tarafından çok hızlı kararlar için analizi ve sonrasında insanlar tarafından hızlı analizi ile sistem olacak olayları önlemekte, kendisini onarmaktadır. Tüm bunlar ise gelişmiş bir sayaç yapısı ile mümkün olmaktadır.

Bir akıllı şebekenin;
• Talep yönetimi,
• Yenilenebilir kaynakların daha fazla entegrasyonu,
• Kaynakların verimli kullanımı (Hem üretim hem tüketim tarafında),
• Enerji tasarrufu ve fiyat avantajı,
• Sistem dengesi konularında faydalar sağlaması beklenmektedir.