3 Ağustos 2012 Cuma

Avrupa’da Binalarda Enerji Verimliliği Finansman-Teşvik Modelleri, Tipleri ve Türkiye:


Türk inşaat sektörü stratejik bir sektör olarak ülkemiz ekonomisinin geçmişinde hem iç pazarda, hem de ihracatta önemli roller üstlenmiştir. Gelecekte de özellikle dünyada ekonomik krizden çıkış formülleri arasında ekonominin canlandırılması, yeni iş alanları da yaratarak istihdam sağlanması ve pek çok alt sanayi ve hizmet kolunun desteklenmesi nedeniyle inşaat sektörüne yine önemli roller verilmiştir. Binalarda enerji verimliliği ve çevre ile ilgili konulardaki gelişim konuları ise Hükümet programlarında artık hedefe yönelik olarak ayrıcalık arz etmektedir. İşte bu amaçla binalarda enerji verimliliğinin Avrupa’da Hükümetlerce nasıl ve ne şekilde, yaklaşık 20 yılı aşkın süredir, sistematik bir şekilde teşvik edildiği ve ne gibi kazanımlar elde edildiği konusunun ülkemiz için irdelenmesi önem taşımaktadır.

Dünyada tüketilen enerjinin %40’ını, Avrupa’da tüketilen enerjinin %41’ni binalar tüketmektedir. Üstelik sanayi ve ulaşıma oranla binaların daha kolay enerji verimliliği sağlanabilecek bir sektör olduğu hiç şüphesizdir. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği BEPY, Aralık 2008’de AB Konsey ve Parlamentosu tarafından onaylanan AB İklim Değişikliği ve Enerji Paketi’ndeki hedefler 20-20-20’ye ulaşmak açısından da çok önemli bir yere sahiptir. AB, 2020 yılına kadar sera gazı salınımlarının %20 azaltılmasını; enerji arzında yenilenebilir enerjinin payının %20 olmasını; enerji verimliliğinin %20 artırılmasını hedeflemektedir.
Sanayiden sonra toplam harcanan enerjinin %30’unun harcandığı binalar, önümüzdeki dönemde Türkiye’de de Kopenhag sonrası oluşacak “Düşük Karbonlu Ekonomiye Geçiş Stratejileri” nde çok önemli bir yer edinecektir. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 05 Aralık 2009 tarihinden itibaren Türkiye’de uygulanmaya başlanmış ve Yönetmeliğin uygulandığı günden bugüne, yeni yapılan binalar ile yönetmeliğe uygun tadilat yapılan mevcut binaların enerji tüketimlerinde %30-50 oranında tasarruf sağlandığı görülmüştür.
Diğer taraftan 2010 yılında yayınlanan Türkiye Enerji Verimliliği Strateji Belgesi doğrultusunda 2023 yılında Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının en az %20 azaltılması hedefi açıklanmıştır.

Ülkemizde yeni yapılan binaların enerji kimlik belgesi alması zorunluluğu 01 Ocak 2011 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamıştır. Diğer taraftan 18 milyon olduğu tahmin edilen mevcut bina stoğunun kayıt altına alınarak, kimlik belgesi alma aşamasına gelmesi de ciddi bir konudur ve 2017 yılına kadar tamamlanması öngörülmektedir.
İşte bu noktada, en problemli alan olan mevcut binaların yenilenerek enerji verimli hale getirilmesi ve belki bu sayede depreme karşı da güçlendirme şansını yakalaması için finansal modeller ve Hükümet teşviklerinin ülkemizde henüz mevcut olmaması önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kasım 2009’da AB Konsey ve Parlamentosu’nun uzlaştığı üzere, 31 Aralık 2020’den başlayarak Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yapılacak tüm binaların çok yüksek enerji performans standartlarına sahip olacakları ve enerjilerini büyük miktarlarda yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacakları öngörülmüştür. BEPY, 7 yıllık uygulama sürecinden sonra elde edilen deneyimler ile AB’de tekrar revize edilmiştir ve Yeni Yönetmelik 8 Temmuz 2010 tarihinde AB ülkelerinde yürürlüğe girmiştir ve üye ülkelerin 9 Temmuz 2012 tarihine kadar 2, 18, 20 ve 27 no’lu maddelere kendi ulusal mevzuatlarını adapte etmeleri istenmiştir. Yeni Yönetmelikte “Finansal Teşvikler ve Pazardaki Engeller” maddesinin önemli bir düzenleme olarak yer aldığını görmekteyiz.
AB Enerji Komiseri ve Alman Bakan Günther Oettinger 2010 yılı sonunda bir araya gelen Avrupa Birliği Enerji Bakanları toplantısı sonrasında yeni enerji verimliliği hareket planının yakında açıklanacağını belirtmesi ve Enerji Bakanlarının yeni plana binaların en önemli katkıyı koyacağı konusunda anlaşmaları üzerine önemli bir adım atılmış oldu. Buna göre binalar Avrupa Birliği'nin 2020 yılı hedefleri doğrultusunda açıklayacağı enerji verimliliği planının merkezinde yer alacak. Türkiye içinde son derece önemli olan bu konuyu AB’nin nasıl ele aldığını iyi gözlemlemek gerekmektedir.
Yenilenen yönetmelik ile Birliğin ortak finansal araçları ve diğer mekanizmaları enerji verimliliği ile ilgili önlemleri teşvik edici ve harekete geçirici amaçlı konumlandırması ve yeniden uyarlaması göze çarpmaktadır. AB, ortak ve ulusal finansal araçların desteği ile enerji verimliliği yatırımlarını hızlandırmak için uygun ve yaratıcı finansal yöntemleri hayata geçirmeyi planlamaktadır. Ulusal, bölgesel ve yerel enerji verimliliği fonları, araçları ve mekanizmaları oluşturularak özel mülk sahiplerine, küçük ve orta ölçekli firmalara ve enerji verimliliği danışmanlık firmalarına gerekli finansal olanakların sağlanması hedeflenmiştir.
Üye ülkelerin 30 Haziran 2011 tarihine kadar finansal olanaklar da dahil var olan ve önerilen tüm önlemlerini listeleyerek Avrupa Komisyonu’na sunmaları planlanmıştır. Bu listede yasal engelleri ve pazardaki engelleri azaltıcı; yeni ve var olan binalarda enerji verimliliğini artırıcı yatırımları teşvik edici önlemler düşünülecektir. Bu önlemlerin arasında;
·         ücretsiz veya sübvansiyonlu teknik yardım ve danışmanlık,
·         direk sübvansiyonlar,
·         sübvansiyonlu krediler veya düşük faizli krediler,
·         hibe programları,
  • kredi garanti sistemleri bulunacaktır.
Ayrıca ülkeler kendi olanakları ve kültürel, sosyal, ekonomik durumlarına göre yaratıcı tüm önerileri düşünecekler ve önlemler uygulanırken belirtilmiş enerji performansına ve enerji kimlik belgesindeki önerilere bağlanacaktır.
Ülkemiz de, 5 Aralık 2009 tarihinde BEP-TR’nin yürürlüğe girmesi ile alt yapısı oluşan yasal düzenlemeyi destekleyecek, konutların ve pazarın dönüşümünü tetikleyecek, kentsel dönüşümü gerçekleştirecek kendine uygun ve yaratıcı finansal modelleri uygulamaya acilen sokmalıdır. Binalarda enerji verimliliğinin teşviki konusunda oluşturulmuş tematik bir program, finansal ve teşvik temelli önlemler, ilgili alanlarda kamu-özel sektör ortaklıkları veya kapasite geliştirme programları ve tüm bu çalışmaları organize edecek bir kurum mevcut değildir.

Binalarda enerji verimliliği konusunda daha bütünsel, çözüm odaklı ve ortak bir yaklaşımın oluşması hedeflenmelidir. Binaların enerji verimli hale getirilebilmesi için Türkiye’ye özel KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ (PPP) modelinin oluşturulması önemlidir.İMSAD

1 Ağustos 2012 Çarşamba

TÜRKİYE’DE ENERJİNİN GENEL DURUMU VE ENERJİ POLİTİKALARI



  • Türkiye'nin tükettiği temel birincil enerji kaynakları, doğalgaz, kömür,petrol ve hidrolik enerjidir. %87’si fosil yakıtlardan, %13’ü yenilenebilir kaynaklardan sağlanmaktadır.
  • Birincil enerji kaynaklarında  talep yıllık %5’lik artış hızı göstermektedir.
  • Toplam enerji tüketimimizin %60’ını oluşturan petrolde ve doğal gazda “görünür” rezervlerimiz yoktur.
  • Türkiye’de yerli kömür kaynakları yeterli düzeydedir. Ancak Kömür Kalitesi düşüktür. Çoğunlukla linyit kömürü.
  • Halen enerjide dışa bağımlılık oranımız %72’ler seviyesinde olup,üretim planlamasının gerektirdiği yatırımlar için tedbir alınmaz ise bunun %80’lere yükselme eğiliminde olduğu görülmektedir.
  • Elektrik üretiminde, doğal gaz (%40-50), hidrolik (%25) ve kömür (%25) temel enerji kaynaklarıdır.
  • Ülkemizde, elektrik enerjisine olan talep y ıllık ortalama %7 artış hızı göstermektedir.
  •  Hidrolik enerji potansiyelin %25 -35 kullanılmaktadır. Yani hidrolik enerjimizin en az üçte ikisi kullanılmamaktadır.
  • Toplam enerji tüketiminde, ulaşım sektörü sayesinde petrol %33 düzeyindedir


TÜRKİYE ENERJİ POLİTİKALARI
Türkiye’nin Enerji Politikası; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca; enerjinin,
ekonomik büyümeyi gerçekleştirecek ve sosyal gelişmeyi destekleyecek şekilde;
zamanında, yeterli, güvenilir, rekabet edilebilir fiyatlardan, çevresel etkileri de göz
önünde tutularak tüketiciye sağlanması olarak tanımlanmaktadır.
 Bu bağlamda, ülkemizin ana enerji politika ve stratejileri:
• “Stratejik petrol ve doğal gaz depolama kapasitesinin arttırılması,
• Kaynak ve ülke çeşitlendirilmesi,
• Yerli kaynakların kullanımı ve geliştirilmesine öncelik verilmesi,
• Farklı teknolojilerin kullanımı, geliştirilmesi ve yerli üretimin artırılması,
• Ülkemizin enerji ticaret merkezi olma potansiyelinden en iyi  şekilde
yararlanılması,
• Talep yönetiminin etkinleştirilmesi ve verimliliğin artırılması,
• Yakıt esnekliğinin artırılması (üretimde alternatif enerji kaynağı kullanımına
olanak sağlanması),
• Orta Doğu ve Hazar petrol ve doğal gazının piyasalara ulaştırılması sürecine
her aşamada katılım sağlanması,
• Enerji sektörünün, işleyen bir piyasa olarak şeffaflığı ve rekabeti esas alacak
şekilde yapılandırılması,
• Bölgesel işbirliği projelerine katılım ve entegrasyon,
• Her aşamada çevresel etkileri göz önünde bulundurmak”
şeklinde özetlenmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde,  siyasi iktidarlar tarafından Avrupa Birliği’ne uyum ve
enerji sektöründe piyasa mekanizmasının oluşturulmasına yönelik politikalara
öncelik verilmiş; Elektrik, Doğal Gaz, Petrol, LPG Piyasalarına ilişkin Kanunlar
(Piyasa Kanunları) yayımlanmış ve çok sayıda yasal düzenleme yapılmıştır.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Yeşil Bina Nedir?


Yeşil Bina, en genel tarifiyle çevresel açıdan sürdürülebilirlik öncelikleri gözetilerek tasarlanıp inşa edilmiş bina demek. Çevresel açıdan sürdürülebilirliğin sağlanması da; binanın  faaliyete geçtikten sonraki enerji tüketimi; inşaat esnasında oluşturduğu kirlilik ve atıkların minimize edilmesi;  kullanılacak olan malzemelerin, binanın yaşam döngüsünü tamamlandığındaki geri dönüşümlerinin hesaba katılması; suyun kontrollü kullanımı; bina içinde barındıracağı insanlara temiz hava kalitesi sağlanması, gün ışığından faydalanılması; doğal havalandırma olanaklarının çözülmesi ve sağlık bakımından katkı sağlayabilecek diğer unsurların dikkate alınmasıyla gerçekleşiyor.
“Yeşil” kriterler esas alınarak gerçekleştirilen bir inşaat ancak ve ancak “yeşil” bir tasarımın sonucunda hayata geçebiliyor. Arazi seçimiyle başlayan bu süreç (seçilen arazinin altyapısının tamamlanmış ve toplu ulaşım güzergahlarında yer alması), binanın yönünü seçmek (havalandırma ve gün ışığı çözümleri), binada kullanılacak olan malzemelerin seçimi (malzemelerin bölgesel olanaklar dahilinde seçilmesi, ulaşımda harcanacak karbon emisyonlarını minimize edecektir, aynı zamanda binanın yaşam döngüsünü hesaba katarak kullanılacak olan malzemelerin bina yaşam döngüsünü tamamladığındaki geri dönüşümlerini hesaba katmak), doğal havalandırma olanaklarından faydalanmak (bu konuda özellikle ülkemizde anonim mimari dahilinde yerel tecrübeler fayda sunmaktalar), gün ışığını etkin kullanmak, iç mekan ekipmanlarının ekolojik bilinçle seçimi (aydınlatma elemanlarından kullanılacak boyanın niteliğine, “gri su” kullanımından döşemelerin seçimine kadar her bir kalem için ekolojik seçenekler mevcut) ile devam ediyor.
Peyzaj tasarımı da, yeşil bir bina için atlanmaması gereken bir konu. Temel kazımı sırasında herhangi bir su yolu ya da bitki türünü yok etmemek, bölgeye has floranın devamlılığını sağlamak, yağmur suyunu bahçe sulamasında kullanmak gibi önlemlerle gerçek anlamda yeşil bir peyzaj tasarımı sağlanabiliyor

29 Temmuz 2012 Pazar

Yaşanabilir bir dünya için neler yapmalıyız, Yaşanabilir bir dünya için ne yapabiliriz


Yeşil Bina, en genel tarifiyle çevresel açıdan sürdürülebilirlik öncelikleri gözetilerek tasarlanıp inşa edilmiş bina demek. Çevresel açıdan sürdürülebilirliğin sağlanması da; binanın  faaliyete geçtikten sonraki enerji tüketimi; inşaat esnasında oluşturduğu kirlilik ve atıkların minimize edilmesi;  kullanılacak olan malzemelerin, binanın yaşam döngüsünü tamamlandığındaki geri dönüşümlerinin hesaba katılması; suyun kontrollü kullanımı; bina içinde barındıracağı insanlara temiz hava kalitesi sağlanması, gün ışığından faydalanılması; doğal havalandırma olanaklarının çözülmesi ve sağlık bakımından katkı sağlayabilecek diğer unsurların dikkate alınmasıyla gerçekleşiyor.
“Yeşil” kriterler esas alınarak gerçekleştirilen bir inşaat ancak ve ancak “yeşil” bir tasarımın sonucunda hayata geçebiliyor. Arazi seçimiyle başlayan bu süreç (seçilen arazinin altyapısının tamamlanmış ve toplu ulaşım güzergahlarında yer alması), binanın yönünü seçmek (havalandırma ve gün ışığı çözümleri), binada kullanılacak olan malzemelerin seçimi (malzemelerin bölgesel olanaklar dahilinde seçilmesi, ulaşımda harcanacak karbon emisyonlarını minimize edecektir, aynı zamanda binanın yaşam döngüsünü hesaba katarak kullanılacak olan malzemelerin bina yaşam döngüsünü tamamladığındaki geri dönüşümlerini hesaba katmak), doğal havalandırma olanaklarından faydalanmak (bu konuda özellikle ülkemizde anonim mimari dahilinde yerel tecrübeler fayda sunmaktalar), gün ışığını etkin kullanmak, iç mekan ekipmanlarının ekolojik bilinçle seçimi (aydınlatma elemanlarından kullanılacak boyanın niteliğine, “gri su” kullanımından döşemelerin seçimine kadar her bir kalem için ekolojik seçenekler mevcut) ile devam ediyor.
Peyzaj tasarımı da, yeşil bir bina için atlanmaması gereken bir konu. Temel kazımı sırasında herhangi bir su yolu ya da bitki türünü yok etmemek, bölgeye has floranın devamlılığını sağlamak, yağmur suyunu bahçe sulamasında kullanmak gibi önlemlerle gerçek anlamda yeşil bir peyzaj tasarımı sağlanabiliyor

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Frekans Konvertörleri İle Enerji Tasarrufu



Yeşil Bina, en genel tarifiyle çevresel açıdan sürdürülebilirlik öncelikleri gözetilerek tasarlanıp inşa edilmiş bina demek. Çevresel açıdan sürdürülebilirliğin sağlanması da; binanın  faaliyete geçtikten sonraki enerji tüketimi; inşaat esnasında oluşturduğu kirlilik ve atıkların minimize edilmesi;  kullanılacak olan malzemelerin, binanın yaşam döngüsünü tamamlandığındaki geri dönüşümlerinin hesaba katılması; suyun kontrollü kullanımı; bina içinde barındıracağı insanlara temiz hava kalitesi sağlanması, gün ışığından faydalanılması; doğal havalandırma olanaklarının çözülmesi ve sağlık bakımından katkı sağlayabilecek diğer unsurların dikkate alınmasıyla gerçekleşiyor.
“Yeşil” kriterler esas alınarak gerçekleştirilen bir inşaat ancak ve ancak “yeşil” bir tasarımın sonucunda hayata geçebiliyor. Arazi seçimiyle başlayan bu süreç (seçilen arazinin altyapısının tamamlanmış ve toplu ulaşım güzergahlarında yer alması), binanın yönünü seçmek (havalandırma ve gün ışığı çözümleri), binada kullanılacak olan malzemelerin seçimi (malzemelerin bölgesel olanaklar dahilinde seçilmesi, ulaşımda harcanacak karbon emisyonlarını minimize edecektir, aynı zamanda binanın yaşam döngüsünü hesaba katarak kullanılacak olan malzemelerin bina yaşam döngüsünü tamamladığındaki geri dönüşümlerini hesaba katmak), doğal havalandırma olanaklarından faydalanmak (bu konuda özellikle ülkemizde anonim mimari dahilinde yerel tecrübeler fayda sunmaktalar), gün ışığını etkin kullanmak, iç mekan ekipmanlarının ekolojik bilinçle seçimi (aydınlatma elemanlarından kullanılacak boyanın niteliğine, “gri su” kullanımından döşemelerin seçimine kadar her bir kalem için ekolojik seçenekler mevcut) ile devam ediyor.
Peyzaj tasarımı da, yeşil bir bina için atlanmaması gereken bir konu. Temel kazımı sırasında herhangi bir su yolu ya da bitki türünü yok etmemek, bölgeye has floranın devamlılığını sağlamak, yağmur suyunu bahçe sulamasında kullanmak gibi önlemlerle gerçek anlamda yeşil bir peyzaj tasarımı sağlanabiliyor

22 Temmuz 2012 Pazar

TÜKENMEZ BİR ENERJİ KAYNAĞI OLAN ENERJİ VERİMLİLİĞİ

         Enerji, ekonomik ve sosyal kalkınmanın en temel girdisidir. Bir ülkenin yaşam standartlarını yükseltebilmesi, o ülkenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kendi kaynaklarını kullanarak sağlamasına bağlıdır.  Sürdürülebilir sanayileşme ve kalkınma hedefi de ucuz, temiz, sürekli ve güvenli enerji kaynaklarıyla mümkün olabilmektedir. 

           Dünya enerji tüketimi incelendiğinde, petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtların ezici bir hakimiyeti olduğu görülecektir. Fosil yakıtlar tükenir kaynaklardır ve çevreye geri dönüşü olmayan zararlar vermektedirler. Fosil yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan sera gazı emisyonları, tüm dünyada iklimlerin değişmesine, buzulların erimesine, sel baskınlarına neden oluyor. 

      Hidroelektrik, rüzgar, güneş, jeotermal, biomas, dalga, biyoyakıt gibi yeni, yenilenebilir, çevreci enerji kaynaklarının kullanımlarının arttırılmasına  yönelik önemli  çalışmalar yapılmasına rağmen, bu kaynakların kullanımı dünya toplam enerji ihtiyacının ancak % 5’ini karşılayabilmektedir. 


       Sera gazı emisyonu çıkaramayan nükleer enerji ise dünya enerji ihtiyacının % 6’sına ulaşmış durumda. Yenilenebilir  enerji kaynaklarıyla, nükleer  enerji, tüm dünyanın toplam enerji ihtiyacının % 10-12’sini karşılayabiliyor. Dünya enerji ihtiyacının % 90’a yakını fosil yakıtlardan sağlanıyor. Yakın gelecekte, bu tablonun tersine çevrilmesi de zor gözüküyor. 
 
        Petrol, doğal gaz, kömür, yenilenebilir enerji ve nükleer, insanoğlunun enerji ihtiyacını karşılayan beş ana kaynak. Son yıllarda bilinen enerji kaynaklarına bir yenisi daha eklendi. Enerji verimliliği altıncı enerji kaynağı olarak, değerlendirilmeyi bekliyor. 
 
         1990’lu yıllarda gelişmiş ülkeler için önemli bir enerji kaynağı olan enerji verimliliği, son yıllarda petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışla birlikte gelişmekte olan ülkelerin de gündemine girmeye başladı. 2009 yılında, ABD Başkanı Obama’nın, küresel finansal krizden kurtuluş programı kapsamında piyasaya enjekte edilecek olan 700 milyar dolarlık fonun içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine verilecek destekleri özel olarak belirtmesi, enerji verimliğinin önemini bir kez daha başta ABD olmak üzere, tüm dünyanın gündemine taşımıştır. Başkan Obama’nın enerji verimliliği sloganı, “Çılgınca Tüketim Yerine Akıllıca Tasarruf” olmuştur.
 
Tükenmez Bir Enerji Kaynağı Olarak Enerji Verimliliği       Enerji verimliliği, aynı üretimin daha az enerji tüketilerek yapılması olarak düşünülebilir. Enerji verimliliği, hayat standardını,  üretim kalitesini ve işletme karlılığını düşürmeden enerji tüketimini asgari seviyeye indirmektir. 
Enerji verimliliği ile ilgili tanımları arttırabilmek mümkün. Ancak,  önemli olan enerji verimli kullanılabilirse, bu işin kazancının ne olacağı sorusunun cevabıdır.
 
       Enerji verimliliği ile ilgili yapılacak bir birimlik harcamanın, enerji üretimi  için yapılacak harcamaları 2,5-3 birim azalttığı yapılan çalışmalarda hesaplanmıştır.  Enerjiyi verimli kullanmanın getirilerini görebilmek için en güzel örnek ABD’dir. Enerji verimliliği açısından  ABD incelendiğinde, 30 yıl öncesine göre bir dolarlık gayri safi milli hasıla oluşturabilmek için % 56 daha az enerji kullanmaktadır. ABD’de, 1973–2000 döneminde, gayri safi milli hasıla % 126 oranında büyürken, buna karşılık enerji kullanımındaki büyüme % 30 oranında kalmıştır. 

         Bu büyük farklılık, enerji alanındaki yavaşlamanın değil, hızlı büyüme ve artan tüketime karşın, enerjinin verimli kullanımının ve enerji tasarrufunun bir göstergesidir. ABD’nde, 1990-2000 yılları arasında sanayi üretimi %41 artarken sanayide elektrik kullanımı sadece %11 artmıştır. 
 
          Ülkemizin enerji ihtiyacı, nüfus artışına ve sanayileşmeye paralel olarak her geçen gün artmaktadır. Enerji talebimizdeki artış, enerji ithalatımızın artmasına, ithalat artışı da enerji faturamızın kabarmasına neden oluyor. Fosil kaynaklar açısından kendisine yetemeyen ülkemizde, en önemli enerji kaynağı enerji verimliliği olabilecektir. Kamu ve özel kuruluşlar tarafından yapılan çalışmalara göre, enerjiyi verimli kullanabilirsek, % 30’a kadar enerji tasarrufu yapma şansımız bulunuyor. Enerjiyi verimli kullanma adına yapılacak her çalışma enerji ithalatımızın azalmasını da sağlayacaktır.    
 
          Enerji verimliliği ile ilgili olarak,  konutlarımızın yalıtılması, pencerelerin çift cama çevrilmesi,  enerji verim sınıfı yüksek elektrikli ev aletlerinin kullanılması, gereksiz aydınlatmaların önlenmesi, verimliliği yüksek, uzun ömürlü tasarruflu lambaların kullanılması, sanayide enerji yoğunluğunun düşürülmesine yönelik gerekli revizyon ve teknoloji yatırımlarının yapılması, ferdi ısıtmadan, merkezi ısıtmaya geçilmesi,  araçlarda yakıt tüketimlerinin düşürülmesi gereklidir. 
 
          Enerji verimliliği öncelikli bir devlet politikası olarak benimsenmeli ve  ülkemizin artan enerji  ihtiyacını karşılayacak en önemli enerji kaynağı olarak ilan edilmelidir. Enerji Bakanlığı’nın birinci önceliği enerji verimliliği uygulamalarını tüm ülke sathında yaygın olarak hayata geçirmek olmalıdır. Bu politika, enerji verimliliği bir yaşam tarzı halini alıncaya kadar da devam etmelidir. Enerji verimliliği seferberliği savunma bütçesi önceliğinde dikkate alınmalıdır.  Enerji güvenliği ülke güvenliğinin, enerji bağımsızlığı da ülke bağımsızlığının bir parçası olarak milli güvenlik kapsamında görülmelidir.

20 Temmuz 2012 Cuma

TÜRKİYE’DE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİN ARTIRILMASI EŞLEŞTİRME (TWINING) PROJESİ


Nihai tüketim sektörlerindeki enerji verimliliğinin geliştirilmesi ve yerli kaynakların optimum kullanımının sağlanması ulusal enerji politikasının önemli bir parçasıdır. Söz konusu faaliyetleri tüm ülke çapında ve daha etkin olarak gerçekleştirmek ve çeşitli uluslararası taahhütleri yerine getirmek  amacıyla AB’den alınan uzman desteği ve tüm ilgili kuruluşların görüşleri alınarak bir Enerji Verimliliği Strateji Raporu  hazırlanmış ve Haziran 2004 tarihinde Bakanlığımız tarafından kabul edilmiştir. Bunu müteakip, AB ile Türkiye’de enerji verimliliğinin arttırılması çalışmaları ile ilgili bir Twining Projesi başlatılmasına karar verilmiş olup Proje 1 Temmuz 2005 tarihinden itibaren başlamış bulunmaktadır.

20 ay sürecek olan bu Proje ile Avrupa Birliğine üye ülkelerden Fransa ve Hollanda’nın enerji verimliliği kuruluşları olan ADEME ve SENTERNOVEM ile yürütülecek çalışmalar kapsamında, Avrupa Birliğinin enerji verimliliği politikaları ve uygulamaları konusunda teknik yardım, bilgi transferi ve eğitim yoluyla Avrupa’daki benzerlerine uygun bir enerji verimliliği çerçevesinin Türkiye’de oluşturulması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda söz konusu Proje, yasal ve kurumsal yapının kuvvetlendirilmesi, enerji tasarrufu potansiyelinin belirlenmesi ve bilinçlendirme faaliyetlerini kapsamaktadır.

Proje faaliyetleri iki ana bileşenden oluşmaktadır;

Yasal ve Kurumsal Yapının Kuvvetlendirilmesi
   İlgili Enerji Verimliliği Mevzuatının gözden geçirilerek ve değerlendirilerek AB mevzuatına uygun yasal oluşumun gerçekleştirilebilmesi için tavsiyelerde bulunulması

   AB’de gerçekleşen en iyi uygulamaları dikkate alarak ve Enerji Verimliliği Stratejisinin hedeflerini göz önünde bulundurarak ilgili kuruluşlarla entegre bir işbirliği içinde uygulamaların etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için kılavuz  hazırlanması, enerji verimliliği ile ilgili mevcut kurumsal yapının gözden geçirilerek gerekirse değişiklik önerilerinde bulunulması

   Strateji hedeflerinin gerçekleştirilmesi doğrultusunda EİE’nin kapasite oluşumunun, insan kaynaklarının çalışma prosedurlerinin gözden geçirilmesi ve bunların iyileştirilmesi için tavsiyelerde bulunulması

   Avrupa’da uygulanan enerji verimliliği programlarının etkilerinin gösterilmesi ve mümkün olduğu takdirde onların Türkiye koşullarına uyarlanması, hedefleri belirlenmiş ve entegre enerji verimliliği programlarının tasarlanması ve uygulanması

   EİE Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi elemanlarının enerji verimliliği stratejisini daha da geliştirebilmeleri ve çalışmaları yönlendirebilmeleri için eğitilerek kabiliyetlerinin arttırılması

   Halkın bilincinin arttırılması ve enerji verimli teknolojik bilgilerin yaygınlaştırılması,  kamuoyunun bilinçlendirilmesi ile ilgili bir strateji geliştirilmesi için destekte bulunulması ve promosyon materyalinin geliştirilmesi

   Yerel düzeyde enerji tasarrufu programlarının geliştirilmesi ve izlenmesi için destek sağlanması, özellikle bina ve ulaşım sektörlerinde yerel makamları ve paydaşları enerji verimliliği hakkında bilgilendirilmesi, organize edilmesi ve eğitilmesi
   EİE elemanları için bazı spesifik konularla ilgili yeni eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, mevcut eğitim programlarının iyileştirilmesi ve kapsamının tüm nihai kullanım sektörlerini içine alacak şekilde genişletilmesi
   Demonstrasyon projelerinin belirlenmesi ve seçimi için kuralların ve kriterlerin saptanması ve EİE elemanlarına projelerin değerlendirilmesi hususunda destek sağlanması

Enerji Tasarrufu Potansiyellerinin Belirlenmesi
Projenin bu bölümünde, sanayi, bina ve ulaşım sektörlerinde enerji tasarrufu potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma, EİE’nin bu alanlarda daha önce yaptığı çalışma sonuçlarının ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde yürütülecek bazı çalışmalardan elde edilecek bilgilerin Twining ekibinin desteğinde değerlendirilmesi şeklinde olacaktır.
   Enerji verimliliği önlemlerinin ekonomikliğini tespit etmek için elektrik, gaz ve diğer enerji kaynaklarına ve farklı tüketici gruplarına gore çeşitli fiyat senaryoları geliştirilmesi
   Tüm enerji tüketen sektörlerde enerji tasarrufu potansiyelinin değerlendirilebilmesi için mevcut çalışmaların, audit sonuçlarının gözden geçirilmesi
   Enerji tasarrufu potansiyellerinin değerlendirilebilmesi için  uygun metodolojinin geliştirilmesi
   Enerji Tasarrufu Potansiyelleri, indikatörler ve modellemelerle ilgili EİE ve ilgili kuruluşlardan seçilecek uzman bir kadroya özel bir eğitim düzenlenmesi
   Sanayi, bina ve ulaşım sektörlerinde seçilmiş alt sektörlerde veri toplama amacıyla yapılacak alan  çalışmaları için çalışma gruplarının oluşturulması ve yerel danışmanlar eşliğinde saha çalışmalarının yürütülmesi
   Enerji verimli teknolojileri, know how ve maliyetleri içerecek şekilde  enerji indikatörleri sistemi ve bir benchmarking veri tabanı oluşturulması
   Oluşturulacak benchmarking veri tabanı ile bağlantılı olarak enerji tasarrufu potansiyelinin ve maliyet etkin tedbirlerin alt sektörler bazında belirlenmesi
Twining Projesinin daimi uzmanı, Proje süresince EİE Genel Müdürlüğünde çalışacak olup Türkiye’nin enerji verimliliği politikalarının oluşturulması, geliştirilmesi ve uygulanmasında tavsiyelerde bulunacak ve danışmanlık yapacaktır. Projenin ihtiyaçları doğrultusunda planlanan ve hedeflenen hizmetleri ve eğitimleri sağlayabilmek üzere, uzun ve/veya kısa dönemli uzmanlar tarafından da ayrıca destek sağlanacaktır.