10 Kasım 2012 Cumartesi

DOĞALGAZDA TASARRUF YÖNTEMLERİ


Doğalgazla ısınan binalarda tasarruf büyük oranda iyi bir yalıtımla sağlanabiliyor. Isı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama % 50 tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkân sağlıyor.
Ekonomik ve temiz bir yakıt olan doğalgazın kullanımını daha ekonomik ve tasarruflu bir hale getirmek alınacak tedbirle kolaylıkla mümkün olabiliyor.
Doğalgazla ısınan binalarda tasarruf büyük oranda iyi bir yalıtımla sağlanabiliyor. Camların ısıcam (çift cam) olması kışın ısı kaybında yüzde 40-50, yazın ise yüzde 15 tasarruf sağlıyor.
Radyatörlerin üzerinin ve önünün estetik nedenlerle kapatılmaması gerekiyor. Radyatörün arkasındaki duvara folyolu levhalar koyarak yakıttan yüzde 15 tasarruf edilebiliyor.
Pencere ve kapı izalosyonunun tam olarak yapılması halinde ise yüzde 15 tasarruf sağlanabiliyor.
Konutlarda kalın ve pencereyi tamamen kapatan perdeler kullanılması ısı kaybını önemli oranda azaltıyor. Kış aylarında odaların havalandırmasının ise tam açık pencereler ile kısa süre için yapılması gerekiyor. Gece ve gündüz kullanılmayan alanların ısıtılmaması ve kapılarının kapalı tutulması ile de tasarruf sağlanabiliyor.
Zaman ayarlı termostat kullanmak da tasarrufa yardımcı oluyor. Ancak, termostatların kapı, pencere ve ısıveren aletlerin uzağına monte edilmesi gerekiyor. Konuttan bir günden fazla ayrılınması halinde de termostatın kapatılması öneriliyor.
Termostatın 19-20 dereceden fazla bir değere ayarlanması halinde ise her 1 derece için yüzde 6 daha fazla doğal gaz tüketiliyor.
Binanın çatı, duvar ve pencere izolasyonunun tam olması halinde yüzde 10-20 arasında tasarruf sağlanıyor. Bu tür ısı yalıtımı inşaat maliyetini yüzde 3 artırmasına rağmen yıllık yakıt tüketimini yüzde 50 azaltıyor.
Doğalgaz sobasının filtrelerinin ayda bir kez temizlenmesi ya da değiştirilmesi, evin etrafının yeşillendirilmesi, kullanılmayan baca deliklerinin kapatılması da yakıt ve ısı tasarrufu sağlıyor.
Bacalı doğal gaz cihazlarının dolap içerisine yerleştirilmesi cihazın ortamdan hava almasını engelleyerek verimini düşürüyor.
Kuru havada soğuk daha çok hissedileceği için odaların nemlendirilmesi, apartman kapılarının kapalı tutulması, doğal gaz tesisatlarının bakımlarının düzenli olarak yapılması gerekiyor.
Isı yalıtımı, kışı ısınmak yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltmak ve daha rahat ortamlarda yaşamak amacıyla binaların dış cephe duvarları, cam ve doğramaları, çatıları, döşemeleri ve tesisatlarında ısı geçişini azaltan önlemler alınmasıyla gerçekleşiyor.
Yönetmeliklere uygun yapılacak ısı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama % 50 tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkân sağlıyor. Dengeli oda sıcaklıkları meydana getirerek konforlu ve sağlıklı mekânlar oluşturuyor. Evlerde küflenme, siyah leke ve mantar oluşmasına neden olan yoğuşmayı (terlemeyi)  önlüyor. Isı yalıtımıyla ayrıca yakıt tüketimi ve dolayısıyla atık gazlar azaltılarak çevrenin korunmasına katkıda bulunuluyor.
Isı yalıtımının binanın yapım aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin % 2’si ile 5’i arasında olduğu belirtiliyor. İnşaat aşamasında ısı yalıtımı yapılmış bir binada; düşük kapasiteli kazan, klima, küçük radyatör ve tesisat kullanılacağı için yatırım ve işletme maliyeti de azalıyor. Isı yalıtımı için yapılacak harcamalar, sağlanan enerji tasarrufu ile 2-5 yıl içinde kendini amorti ediyor.
Isı yalıtımı, binaların daha az yakıtla ısıtılmasını sağlayacağından atmosfere yayılan karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2) ve diğer gazlar azalıyor. Böylece atmosferde oluşan sera etkisi, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadeleye katkıda bulunuluyor.
”Doğalgazla ısınan binalarda tasarruf büyük oranda iyi bir yalıtımla sağlanabiliyor. Isı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama % 50 tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkân sağlıyor.

Ekonomik ve temiz bir yakıt olan doğalgazın kullanımını daha ekonomik ve tasarruflu bir hale getirmek alınacak tedbirle kolaylıkla mümkün olabiliyor.

Doğalgazla ısınan binalarda tasarruf büyük oranda iyi bir yalıtımla sağlanabiliyor. Camların ısıcam (çift cam) olması kışın ısı kaybında yüzde 40-50, yazın ise yüzde 15 tasarruf sağlıyor.

Radyatörlerin üzerinin ve önünün estetik nedenlerle kapatılmaması gerekiyor. Radyatörün arkasındaki duvara folyolu levhalar koyarak yakıttan yüzde 15 tasarruf edilebiliyor.

Pencere ve kapı izalosyonunun tam olarak yapılması halinde ise yüzde 15 tasarruf sağlanabiliyor.

Konutlarda kalın ve pencereyi tamamen kapatan perdeler kullanılması ısı kaybını önemli oranda azaltıyor. Kış aylarında odaların havalandırmasının ise tam açık pencereler ile kısa süre için yapılması gerekiyor. Gece ve gündüz kullanılmayan alanların ısıtılmaması ve kapılarının kapalı tutulması ile de tasarruf sağlanabiliyor.

Zaman ayarlı termostat kullanmak da tasarrufa yardımcı oluyor. Ancak, termostatların kapı, pencere ve ısıveren aletlerin uzağına monte edilmesi gerekiyor. Konuttan bir günden fazla ayrılınması halinde de termostatın kapatılması öneriliyor.

Termostatın 19-20 dereceden fazla bir değere ayarlanması halinde ise her 1 derece için yüzde 6 daha fazla doğal gaz tüketiliyor.

Binanın çatı, duvar ve pencere izolasyonunun tam olması halinde yüzde 10-20 arasında tasarruf sağlanıyor. Bu tür ısı yalıtımı inşaat maliyetini yüzde 3 artırmasına rağmen yıllık yakıt tüketimini yüzde 50 azaltıyor.

Doğalgaz sobasının filtrelerinin ayda bir kez temizlenmesi ya da değiştirilmesi, evin etrafının yeşillendirilmesi, kullanılmayan baca deliklerinin kapatılması da yakıt ve ısı tasarrufu sağlıyor.

Bacalı doğal gaz cihazlarının dolap içerisine yerleştirilmesi cihazın ortamdan hava almasını engelleyerek verimini düşürüyor.

Kuru havada soğuk daha çok hissedileceği için odaların nemlendirilmesi, apartman kapılarının kapalı tutulması, doğal gaz tesisatlarının bakımlarının düzenli olarak yapılması gerekiyor.

Isı yalıtımı, kışı ısınmak yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltmak ve daha rahat ortamlarda yaşamak amacıyla binaların dış cephe duvarları, cam ve doğramaları, çatıları, döşemeleri ve tesisatlarında ısı geçişini azaltan önlemler alınmasıyla gerçekleşiyor.

Yönetmeliklere uygun yapılacak ısı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama % 50 tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkân sağlıyor. Dengeli oda sıcaklıkları meydana getirerek konforlu ve sağlıklı mekânlar oluşturuyor. Evlerde küflenme, siyah leke ve mantar oluşmasına neden olan yoğuşmayı (terlemeyi)  önlüyor. Isı yalıtımıyla ayrıca yakıt tüketimi ve dolayısıyla atık gazlar azaltılarak çevrenin korunmasına katkıda bulunuluyor.

Isı yalıtımının binanın yapım aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin % 2’si ile 5’i arasında olduğu belirtiliyor. İnşaat aşamasında ısı yalıtımı yapılmış bir binada; düşük kapasiteli kazan, klima, küçük radyatör ve tesisat kullanılacağı için yatırım ve işletme maliyeti de azalıyor. Isı yalıtımı için yapılacak harcamalar, sağlanan enerji tasarrufu ile 2-5 yıl içinde kendini amorti ediyor.

Isı yalıtımı, binaların daha az yakıtla ısıtılmasını sağlayacağından atmosfere yayılan karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2) ve diğer gazlar azalıyor. Böylece atmosferde oluşan sera etkisi, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadeleye katkıda bulunuluyor.

Sadece tek cephede yapılan yalıtım, ısı köprüleri oluşturuyor. Yalıtımın yapılmadığı diğer cephelerde problemler devam edeceği için; tüm yapı bileşenlerinde (çatı, duvar,  döşeme, çıkma, cam ve doğrama) yalıtım yapılması önem arzediyor.

Doğal gaz cihazlarının bakımlarının düzenli olarak yapılması da verimi artırarak önemli oranda tasarruf sağlıyor.

Doğal gaz kullanan merkezi sistemlerde hem rahat çalışmayı sağlamak hem daha çok verim almak için sistemin sürekli rejimde çalıştırılması gerekiyor.

Kombili ısıtma sistemlerinin hemen hemen hepsinde soğuk havalara karşı koruma bulunuyor. Çok soğuk havalarda koruma sisteminin aktif olarak çalışabilmesi için gaz vanaları ve kombinin elektrik şalterinin açık bırakılması, balkona konulan kombilerin tesisatlarının uygun biçimde izole edilmesi gerekiyor.

Mahal koşulları, ısıtma sisteminin özellikleri ve kullanıcının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılması cihaz seçiminde göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğu hatırlatılıyor. Yanlış cihaz seçimi ilk yatırım maliyetini gereksiz yere artmasına, ayrıca işletme problemleri yanında yakıt sarfiyatının da yükselmesine neden oluyor.”denildi.

Kayserigaz’ın açıklamasında; binalarda yalıtım yapılması, doğru cihaz seçimi ve cihazların bakımının yapılması gerektiğini üzerinde durularak doğalgaz kullanımının daha ekonomik hale getirilebileceği böylece çevreci bir yakıt olan doğalgazla hem kendi bütçemizi hem de dünyamızı koruyabileceğimiz bildirildi.
Sadece tek cephede yapılan yalıtım, ısı köprüleri oluşturuyor. Yalıtımın yapılmadığı diğer cephelerde problemler devam edeceği için; tüm yapı bileşenlerinde (çatı, duvar,  döşeme, çıkma, cam ve doğrama) yalıtım yapılması önem arzediyor.
Doğal gaz cihazlarının bakımlarının düzenli olarak yapılması da verimi artırarak önemli oranda tasarruf sağlıyor.
Doğal gaz kullanan merkezi sistemlerde hem rahat çalışmayı sağlamak hem daha çok verim almak için sistemin sürekli rejimde çalıştırılması gerekiyor.

Kombili ısıtma sistemlerinin hemen hemen hepsinde soğuk havalara karşı koruma bulunuyor. Çok soğuk havalarda koruma sisteminin aktif olarak çalışabilmesi için gaz vanaları ve kombinin elektrik şalterinin açık bırakılması, balkona konulan kombilerin tesisatlarının uygun biçimde izole edilmesi gerekiyor.
Mahal koşulları, ısıtma sisteminin özellikleri ve kullanıcının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılması cihaz seçiminde göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğu hatırlatılıyor. Yanlış cihaz seçimi ilk yatırım maliyetini gereksiz yere artmasına, ayrıca işletme problemleri yanında yakıt sarfiyatının da yükselmesine neden oluyor.denildi.
Kayserigaz’ın açıklamasında; binalarda yalıtım yapılması, doğru cihaz seçimi ve cihazların bakımının yapılması gerektiğini üzerinde durularak doğalgaz kullanımının daha ekonomik hale getirilebileceği böylece çevreci bir yakıt olan doğalgazla hem kendi bütçemizi hem de dünyamızı koruyabileceğimiz bildirildi.

7 Kasım 2012 Çarşamba

GELECEĞİN ENERJİSİ ZİRVESİ'NE TÜRKİYE'DEN İLGİ YOK

Geleceğin Enerjisi Zirvesi'ne Türkiye'den ilgi yok Abu Dabi BEŞİNCİSİ yapılan Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi için Abu Dabi'deyim. 2012 yılını Sürdürülebilir Enerji Yılı" ilan etmiş olan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da burada, enerji verimliliğinde dev adımlar atan Çin'in Başbakanı Wen Jiabao da. Petrol ve gaz üreticisi Birleşik Arap Emirlikleri nin başkenti Abu Dabi geleceğin enerjisi "yenilenebilir enerjide" iddialı.
Geleceğin Enerjisi Zirvesi'ne Türkiye'den ilgi yok Abu Dabi BEŞİNCİSİ yapılan Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi için Abu Dabi'deyim. 2012 yılını Sürdürülebilir Enerji Yılı" ilan etmiş olan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon da burada, enerji verimliliğinde dev adımlar atan Çin'in Başbakanı Wen Jiabao da. Petrol ve gaz üreticisi Birleşik Arap Emirlikleri nin başkenti Abu Dabi geleceğin enerjisi "yenilenebilir enerjide" iddialı. ——————Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı İRENA'nın merkezi Abu Dabi'de. 149 üyesi olan İRENA Ortadoğu ve Kuzey Afrika yani MENA bölgesindeki tek uluslararası ajans. Dolayısıyla bu ajansın kendi topraklarında olması Abu Dabi'ye önemli bir prestij sağlıyor. Abu Dabi 2020 yılına kadar enerjisinin yüzde 7'sini "yenilenebilir enerjiden" elde etmeyi hedefliyor. Bir yandan hem IRENA'ya fon aktarıyor, diğer yandan gelişmekte olan ülkelere "yenilenebilir enerji" yatırımlarına harcanmak üzere yılda 50 milyon dolarlık kredi sağlıyor. Abu Dabi'de kurulmuş olan Masdar Enstitüsü ise "yenilenebilir enerji" konusunda çalışmalar yapan üniversiteleri, araştırmacıları, teknoloji firmalarını, özel sektörü bir araya getiren bir platform. YÜKSELEN DOĞU İLE ORTADOĞU BULUŞTU 26 bin kişinin katıldığı Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi'nin konuşmacılarından olan Masdar Enstitüsü'nün CEO'su Sultan Ahmed Al Jaber, ABD nin ünlü MİT Üniversitesi'le işbirliğine gitmiş. Dünyanın ilk "düşük karbon" şehrini kurmak peşinde. Al Jaber'in yanı sıra zirvenin açılış konuşmalarını yapan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Çin Başbakanı Wen Jiabao ve Kore Başbakanı Kim Huan'a kulak veriyorum. Jiabo, Çin'in hedeflerini sayıyor. "Yenilenebilir Enerji" yükselen Doğu'nun ana gündem maddelerinden biri. Ortadoğu bölgesindeki petrol ve doğal gaz zengini ülkelerle Çin Hindistan, Kore gibi ülkeler arasında bu konuda tam bir işbirliği var. Teknoloji aktarımından, yenilikçilik alanında ortak projelere kadar. Bu tabloda Türkiye nerede diye sorarsanız? Abu Dabi'deki Dünya Geleceğin Enerjisi Zirvesi'ne bu yıl devlet düzeyinde bir katılım yok. Geçen yıl müsteşarlık düzeyinde ve bazı milletvekilleri zirveye katılmış ama anladığım kadanyla bu yıl ilgi yok. Bundan nükleere yoğunlaşmış Türkiye'nin "Yenilenebilir Enerji"ye gereken önemi vermediği anlamı çıkmıyor mu? Turhan Turhangil: Enerji yönetiminde uzmanlaştık DÜNYA Geleceğin Enerjisi Zirvesi'ni "enerji yönetiminde" dünyanın sayılı şirketleri arasında yer alan Schneider Electric'in davetlisi olarak izliyoruz. Schneider Electric'in Balkanlar ve Ortadoğu Bölgesi Başkanı ve Türkiye Genel Müdürü Turhan Turhangil, Pazarlama İletişim Müdürü Meltem Çakıcı, Türkiye Enerji Verimliliği Müdürü Cihan Karamık ile birlikteyiz. 22 milyar Euro'hık cirosuyla Forbes'un ilk 300 şirketi arasında yer alan Schneider Electric Abu Dabi'deki zirvenin önde gelen sponsorlarından. Son dönemde elektrik dağıtımından enerji verimliliğine yoğunlaşmış. En büyük pazarı ABD ve arkasından Çin. TASARRUFTAN BAŞKA YOL YOK Turhan Turhangil, şirketin "enerji yönetimi" uzmanlığına neden odaklanmış olduğunu şöyle anlatıyor: "2050 yılında dünyanın tükettiği enerji nüfus artışı nedeniyle ikiye katlanacak. Küresel ısınma gerçeğini göz önüne alarak tüketimi azaltmak zorundayız. 'Yenilenebilir Enerji' karbon emisyonlarını azaltmak için asla yeterli değil. Bugün artık enerji tasarrufundan başka yol yok." Sürdürülebilir enerjinin yolu da zaten "enerji verimliliğinden "den geçiyor. Obama'nın talebiyle iki yıldan "enerji verimliliğine" odaklanmış olan ABD'de metrekare başına 400 kilovat saat enerji tüketiliyor. Avrupa'da bu rakam ortalama 250 kilovat Amerikalılar bir yandan yaşadıkları mekânları soğutmaya, beş altı buz ilave ettikleri sulan içmeye devam ediyorlar, diğer yandan da "enerji verimliliği"nin peşinde koşuyorlar. Çelişkili bir durum. Ama aynı şey Abu Dabi'de geçerli. Dünyayı küresel ısınmadan kurtaracak yöntemler koşulurken konferans salonlarında, lokantalarda klimalar sonuna kadar açık. Buz kesiyorsunuz. Hani tasarruf yapacaktık? PETROL ZENGİNİ AMA Her neyse Turhan Turhangil'e dönersek, sanayide, konutlarda bugünkü teknolojilerle ortalama yüzde 30'luk bir tasarrufun mümkün olduğunu söylüyor. Schneider Electric "enerji yönetimi"yle ilgili ne yapıyor derseniz. Turhangil "Binanın önce enerji israf noktalarını tespit ediyoruz. Sonra bunları azaltacak çözümler sunarak, izlemeye alıyoruz" diyor. Türkiye'de "enerji verimliliği" konusunda özel sektör kamu ve yerel yönetimlere göre daha istekli anladığım kadanyla. Abu Dabi Belediyesi bizim belediyelere göre hayli ilerde. Schneider Electric Abu Dabi Belediyesi ne "enerji verimliliğinde" danışmanlık yapıyor. Belediye şimdilik 70 binada, daha sonra 2 bin binada "enerji verimliliği" sağlayarak, 2023 yılının sonuna kadar 600 milyon Euro tasarruf edecek. Petrol zengini bir ülkeden bahsediyoruz. Halk Bankasından KOBİ'lere enerji ı ı w verimliliği kredisi TURHAN Turhangil "enerji verimliliği finasman gerektirir" derken haklı. Özel sektörün önde gelen şirketlerinin bu işe uyanması iyi de KOB'ler ne yapacak? Fransa Kalkınma Ajansı "enerji verimliliğinde" kullanmak üzere Halk Bankası 'na 60 milyon Euro'luk bir fon ayırmış. Halk Bankası bunu KOBİ'lere kredi veriyor. Schneider Electric ise Halk Bankası adına KOBİ'ler sunduğu "enerji verimliliği" projelerini değerlendiriyor.EUD.

2 Kasım 2012 Cuma

ISI PAY ÖLÇER NEDİR?

Isı pay ölçer merkezi ısınma sistemlerinde kullanılan PAYLAŞTIRMA metodudur. Diğer bir adı ile “Isı Pay Ölçer” olarak adlandırılan cihazlar yardımı ile yakıt giderleri kullanım oranına göre paylaştırılır.

PAY ÖLÇER NASIL ÇALIŞIR?
Isı pay ölçer elektronik bir cihaz olup her petek grubuna 1 adet cihaz bağlanarak peteğin dönem içinde ne kadar kullanıldığını tespit eder.

CİHAZ YANLIŞ ÖLÇER Mİ veya CİHAZDA HİLE YAPILABİLİR Mİ?
Hayır. Bu cihazlar hassas ölçme yaparlar, kullanıcının veya bir başkasının Pay ölçer üzerinde yanıltıcı değer sağlaması mümkün değildir.Ancak unutulmamalıdır ki her elektronik cihazın bir eksik yanı vardır.Yeni nesil ısı pay ölçerler de her zaman ısı pay ölçer ile iletişim halinde kalındığı için bu manipülasyonlar en aza indirgenir.
 
ISI PAY ÖLÇER SİSTEMİNİN TAKILMASI MECBURİ MİDİR?
Evet , diğer sayfada yer alan kanun metnini okuyunuz. 2012 yılına kadar süre tanınmış ve bu tarihe kadar binalardaki kalorifer peteklerine pay ölçerlerin takılmış olması zorunludur.

ISI PAY ÖLÇER (PAY ÖLÇER) FAYDALI MIDIR VE FAYDASI NEDİR?
Yurt dışında Avrupa ülkelerinde 1984 yılından beri kullanılan ve merkezi sistemlerde kullanılmak zorunda olan pay ölçerler ilk donanım ve sonraki bakım işlem masrafları bakımından oldukça ekonomiktir. Kullanım süreci başladıktan çok kısa bir süre içinde sayısız fayda ve menfaatler sağlar. Kısaca şu faydaları ilk etapta sayabiliriz:
• Tasarruf sağlar. Kalorifer enerji tüketiminde %30 kadar tasarruf sağlar. Tasarruflu kullanıma dikkat edilmesi demek ısınmamak anlamına gelmemektedir. Daha iyi ısınıp daha az bedel ödemek mümkündür.
• Tasarruf sağlanması sonucu kalorifer sisteminin de daha verimli çalışması ve daha az yıpranması sağlanmaktadır.
• Binada eşit ısınmaya eşit ücret sağlanmakta yapılan tasarruf nedeni ile sıcak mekanda yaşamayı tercih edenler de yapılan tasarrufa ortak olmaktadır ve eskisinden daha az bir ücretle ayni seviyede ısınmak sağlanmaktadır.
• Boş duran veya sık sık seyahat eden daire malikleri kaloriferlerinde vanalarını kısarak tasarruf gayreti içinde olacaklardır , bu işlem sayesinde binaya gelen fatura tutarı düşecek ve boşuna enerji sarfı yapılmayacaktır. Hava sıcak olduğunda pencere açmak yerine kaloriferlerde vana kısılması veya kapatılması teşvik edilmiş olacaktır.
• Dairenin kuzeye bakması, çatı katı veya bodrum katı olması , izolasyonunun tam olmaması faktörleri hesaplama işlemlerinde faktör olarak dikkate alınabilecektir.
• Kalorifer petek sayısı, kalorifer peteklerinin cinsi ve ölçüleri hesaplamalarda dikkate alındığından herhangi bir haksızlığa imkan tanımamaktadır.
• PAY ÖLÇER sayesinde avantajlı olan merkezi tip ısınma artık daha fazla tercih edilir bir hale gelecek ve kombi sistemine ihtiyaç kalmadığından yurt ekonomisine ve binanızın ekonomisine büyük faydalar getirilmiş olacaktır.

Sıcak su kullanımı içinde arzu edilir ise harcanan kaloriyi hesaplayan paylaştırma sistemi de uygulanabilir.
• Hesapların yöneticiye bilgisayar çıktısı olarak verilmesi ile yöneticinin işlem yapma yükü kalmamaktadır. Firma bu işlemi yaparak yöneticiye vermektedir. Daireler arası mahsup işlemleri ise yönetici tarafından yürütülür. 
Yukarıda kısaca faydaları sıralanan ISI PAY ÖLÇER'in komşuluk münasebetlerini de olumlu etkilediğini söylemek mümkündür.

ISI PAY ÖLÇER NASIL TAKILIR?
1. ISI PAY ÖLÇER kullanımına geçmek için önce binanızın genel kurul toplantısında karar almanız gerekecektir. Bu toplantı kararında şu hususların belirtilmesi faydalıdır. (Gerekiyor ise bir karar örneğini firmamızdan talep edebilirsiniz.)
• Genel kullanıma katılım payı daire başına ne kadar olacaktır. ( Önerilen oran %30 kadardır) Bu şu anlama gelmektedir: Dairede veya kalorifer bulunan mekanlardaki harcamanın %30 kadarı kullanıcılar arasında eşit oranda paylaşılacak, kalan %70 kısmı ise PAY ÖLÇER göstergesi sonucu yapılan hesaplamalar ile paylaşılacaktır. Bu oran karar da belirtilir.
• Aylık giderler önce eşit olarak yönetime ödenir . Dönem sonu PAY ÖLÇER hesaplamasına göre müteakip dönem içinde mahsup edilir.
• Umumi alanlarda bulunan (Merdiven, kapıcı dairesi vs) kaloriferlerin giderlerinin hangi oranda paylaşılması gereği hususu belirtilmelidir.
• Kuzey veya çatı katlarında iyi olmayan izolasyon varsa bu husus hesaplamalara yansıtılır / yansıtılmaz hususu belirtilir.
2. ISI PAY ÖLÇER takılması için sözleşme yapılmasını müteakip montaj için gün belirlenir. Belirlenen gün bina da ilan edilir ve ilan edilen gün ISI PAY ÖLÇER ler firmamız tarafından petekler üzerine monte edilir. Montaj işlemi daire başı takriben 15-20 dakika kadar sürmektedir.
3. Okuma işlemi: Bu işlem belirlenen tarihler arasında firma tarafından yapılır. Hesap işlemleri için dönem içinde gelen yakıt faturaları dikkate alınır. Her bir dairenin ısınma giderleri için ödediği bedeller de liste olarak yönetim tarafından firmaya verilmelidir.

KAÇ ÇEŞİT ISI PAY ÖLÇER UYGULAMASI VARDIR?
ISI PAY ÖLÇER cihazı ilk kullanıldığı eski dönemlerde mekanik olarak çalışan ve buharlaşma esası ile ölçüm yapan aletlerdi, ancak bu gün dijital göstergeli ve/veya kablosuz (telsiz) bağlantı kurulabilen aletlerle tespit yapılmaktadır.
Sıcak su harcamaları da ayni şekilde ISI PAY ÖLÇER ile hesaplanacak ise su tesisatına bağlanacak özel ISI  PAY ÖLÇER lerle yapılabilir. Yine bunlarda 2 çeşit olup dijital göstergeden manuel okumalı veya kablosuz bağlantı ile okumalı olarak çeşitleri vardır.
Harcamanın okunması işlemleri için manuel cihazlarda 1 yıllık dönemler içinde yapılmakta , kablosuz sistemlerde ise daha sık okuma işlemi yapılabilir. Kablosuz sistemde daireye girmeden haricen okuma imkanı vardır. Manuel cihazlarda ise petekler üzerindeki ISI PAY ÖLÇER değerlerinin tek tek okunması ve Pay ölçernin takılı olduğu peteklerin bulunduğu mekana girmek ve okumak gerekir.
ISI PAY ÖLÇER lerin merkezi sistemden ısınan tüm peteklere takılması şarttır. Bu nedenle merdivenler, bina girişi , varsa kapıcı dairesi vs alanlarda bulunan kalorifer peteklerine de ISI PAY ÖLÇER (ISI PAY ÖLÇER) takılır. Bu peteklerin yaptığı harcama yönetimin hesabına yapılan umumi harcamalar hanesine yazılır.

ISI PAY ÖLÇERLERİN ÖMRÜ VE BAKIMI NASILDIR?
ISI PAY ÖLÇER cihazı sadece ilk donanım esnasında satın alınır. Müteakip seneler sadece okuma ve hesap işlemleri yapılır , bu işlem esnasında cihaz içindeki özel pil değiştirilir. Herhangi bir nedenle petek üzerindeki ISI PAY ÖLÇER cihazının kırılması, hasara uğraması gibi durumlarda derhal firmaya haber verilmelidir. Bu durumlarda hasara uğramış alet ücreti karşılığı değiştirilir okuma esnasında kırık cihaz tespiti halinde en yüksek değerden hesaba alınır. Cihazda oluşan bir arıza ise garanti kapsamında ücretsiz değiştirilir. 
ISI PAY ÖLÇER lerin ilk montajı , dönem okuma işlemleri ve pil değişikliği için sözleşmede yazılı ücretler alınır bu ücretlerin tahsilatı yöneticiden alınmaktadır.

GARANTİ VE İŞLEMLER NASILDIR?
ISI PAY ÖLÇER ler ilk montajı takip eden 2 yıl garanti kapsamındadır. Kullanıcı kaynaklı hasar, kırılma durumlarında garanti geçersiz olup mutlaka firma tarafından derhal değiştirilmelidir. Bu hususlar sözleşmede yer alır. Firma kayıtlarında bulunan cihazların başkası ile değiştirilmesi mümkün değildir. Değer okumalarında firma kayırları geçerlidir. Okuma esnasında daire maliki isterse nezaret edebilir.
 
SİSTEM GÜVENİRLİĞİ NE KADAR?
Tüm ülkelerde kullanılan bu tip paylaşım sistemleri hata oranları çok küçük olan sistemlerdir. ISI PAY ÖLÇER ler ISO9001 , VDE Alman standartları onaylıdır. ISI  PAY ÖLÇER cihazı sadece firmamız tarafından yetkili elemanlarca takılmaktadır. Ayrıca satılmaz .
-5627 Sayılı Enerji Verimliliği kanununa göre, merkezi sistemle ısıtılan binalarda "Termostatik Radyatör Vanası" kullanımı zorunludur. -5627 Sayılı Enerji Verimliliği kanununa göre, merkezi sistemle ısıtılan binalarda "Isı Sayacı" veya "Isı Pay Ölçer" kullanımı zorunludur.

ISI SAYACI MI ALMALI ? ISI PAY ÖLÇER Mİ ?

eğer binalarda yerden ısıtma var ise mecburen ısı sayacı ( kalorimetre ) alınması gerekli.
Ancak binalarda eski tip tesisat yapısı var ise .Yani her odaya radyatörlere bir boru girişi var ise o zaman da mecburen ısı pay ölçer takılması gerekli.
yeni tip binalarda ise hem ısı sayacı hemde ısı pay ölçer uygulanabilir. 
Burada dikkat edilmesi gereken husus Isı Sayaçlarının ( kalorimetre ) her 6 yılda bir kalibrasyona gönderilmesi ve yeniden hassasiyet testine tabi tutulması gerekliliğidir.Bu kalibrasyon genelde cihazın bedelinden daha pahalı olduğu için kalibrasyona göndermek yerine yeni bir ısı sayacı satın alınması durumu olur.bu durumdan dolayı her altı yılda bir ısı sayacı alınması gerekli.
Ancak ısı pay ölçer de 10 yıl pil ömrü bitiminde pilin değiştirilmesi ile sistem kullanılır.
Bu bilgiler sonucu sistem seçiminde özellikle kullanım kolaylığı - ömür ve montaj kolaylığı göz önünde bulunmalı.

1 Kasım 2012 Perşembe

WWF’nin İklim Çözümleri Modeli


Çözümler
WWF’nin raporu, küresel iklime
zarar vermeden küresel enerji
talebini karşılamada anahtar olarak
altı çözüm ve üç zorunluluk tanımlar.
1. Enerji Hizmetleri ve Birincil
Enerji Üretimi Arasındaki
Bağlantıyı Koparmak
Enerji verimliliği (kullanılan birim
enerji başına daha çok enerji hizmeti
almak), özellikle öz sermayesi
yetersiz olan gelişmiş ülkelerde
bir önceliktir. Bu modele göre,
2020-2025 yılları itibariyle, enerji
verimlilikleri sayesinde enerji
hizmetlerine artan talep birincil enerji
üretimlerine yönelik istikrarlı bir net
talep çerçevesinde karşılanabilecek,
tahmini talep yılda %39 azalacak
ve 2050 yılına kadar yılda 9.4 Gt
karbon emisyonu önlenecektir.
2. Orman Kaybını Durdurmak
Özellikle tropikal bölgelerde,
ormanların kaybını ve azalmasını
durdurmak ve tersine hareket
ettirmek, bütün olumlu iklim enerji
senaryoları için önemli bir unsurdur.
Toprak kullanımı emisyonlarını
durdurmaya yönelik etkili eylemlerin
harekete geçmediği durumda,
burada önerilen iklim çözümlerinin
%90’ı aşan başarı olasılığı aşama
aşama %35’e kadar düşer.
3. Düşük Emisyon Teknolojilerinin
Eşzamanlı Büyümesi
Sürdürülebilirlik açısından çevresel
ve sosyal sınırlamalar içinde olmak
koşuluyla rüzgâr, hidro, güneş
(fotovoltaik) ile termal ve biyoenerji
gibi mevcut teknolojilerin hızlı ve
aynı doğrultuda takibi çok önemlidir.
2050 yılına kadar bu teknolojiler,
verimlilik gerçekleştirildikten
sonra geriye kalan talebin %70’ini
karşılayabilir ve buna ek olarak yılda
10.2 Gt’lik emisyonu engelleyebilir.
4. Esnek Yakıtlar, Enerji Depolama
ve Yeni Altyapılar Geliştirmek
Rüzgâr ve güneş gibi kesintili
kaynaklardan elde edilen yüksek
miktarda enerji, depolanıp taşınabilir
hale gelmeden ve endüstrilerin
termal ihtiyaçlarını karşılayabilen
yakıtlara dönüştürülmeden fosil
yakıt kullanımında büyük bir düşüş
gerçekleştirilemez. Bunları yerine
getiren hidrojen gibi yeni yakıtların
üretimi ve dağıtımı için çok büyük
yeni yapılanmalar gerekmektedir.
5. Yüksek Karbonlu Kömürün
Yerine Düşük Karbonlu Gazın
Kullanılması
“Geçiş dönemi yakıtı” olan doğal
gaz, diğer enerji kaynaklarının
ve teknolojilerin daha ufak bir
endüstriyel ölçekte gelişmekte
olduğu dönemlerde, yeni kömür
santrallerine uzun dönemde
mahkum olunmamasını ve kısa
dönemde önemli miktarda karbon
tasarrufu sağlamayı olanaklı kılar.
6 . Karbon Tutma ve Depolama
(KTD)
Model; karbon emisyonları
bütçesinde kalmak için fosil yakıt
tesislerinin en kısa zamanda, –hepsi
2050 yılına kadar tamamlanmış
olmak üzere– karbon tutma
ve depolama teknolojileriyle
donatılması gerektiğini gösterir.
Bu durum, karbondioksitin uzak
depolama alanlarına taşınması
çok pahalı olacağından, yeni
santrallerin planlanmasında ve
konumlandırılmasında çok büyük
önem taşıyacaktır. Diğer bir deyişle,
KTD’li fosil yakıt, yılda 3.8 Gt’lik
karbon emisyonunu engelleyerek,
2050 yılında enerji arzının %26’sını
oluşturabilir.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Ekolojik Anayasa için madde önerileri

Ekolojik Anayasa Girişimi olarak aşağıdaki Anayasa maddelerini 2 Ocak 2012′de TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunduk. Komisyonla Girişim adına Mahmut Boynudelik, Oya Ayman ve Mehmet Horuş görüştü.


EKOLOJİK ANAYASA İÇİN MADDE ÖNERİLERİ
BAŞLANGIÇ
Bu Anayasa, dünyayı gelecek kuşaklardan emanet aldığı bilinciyle doğayla uyum içinde yaşamaya söz veren Türkiye vatandaşları tarafından yazılmıştır.
CUMHURİYET’İN NİTELİKLERİ
Türkiye Cumhuriyeti, Doğa ’nın ve onun bir parçası olan insanın haklarına dayanan, demokratik, laik, ekolojik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Gerekçe
Cumhuriyet’in nitelikleri arasında hukuksal olmayan terimlere yer verilmemelidir. Çünkü hukuksal olmayan terimler muğlâktır ve farklı anlamlarda algılanmaya müsaittir. Bu da, hukuk sisteminin en tepesindeki Anayasa’dan kaynaklanan bir hukuksal belirsizlik yaratılmasına neden olur.
Cumhuriyet’in nitelikleri arasına Doğa’nın haklarına dayanma niteliğinin eklenmesi, insanın doğadan ayrı düşünülemez bir varlık olmasından kaynaklanmaktadır. İnsan merkezli bakış açısının küresel iklimi ve ekosistemi ne kadar olumsuz şekilde etkilediği ve bu etkiden en fazla zarar gören canlıların başında yine insanın olduğu bir gerçeklik olarak karşımızdadır. İnsan, doğanın efendisi değil, yalnızca onun bir parçasıdır. Doğa’da kendiliğinden bulunan dengenin insan eliyle bozulması, hem insanları, hem de diğer canlı ve cansız varlıkları tehdit etmektedir. Yalnızca insanın refahı ve mutluluğu için gerçekleştirilen aşırı üretim ve tüketim, hammaddelerin sorumsuzca çıkartılması ve endüstriyel amaçlarla işlenmesi, buna bağlı olarak artan enerji ihtiyacının karşılanması adına fosil yakıtlara başvurulması ve diğer sorumsuz davranışlarımızla Dünya üzerindeki yaşamın sonunu getiriyoruz. Bu gidişatı durdurmak için ülkemizin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi ve her alanda Doğa ’nın haklarına saygı gösterilmesi için gereken temel düzenlemeyi Anayasa’sında barındırması gerekmektedir. Türkiye’nin yaşama verdiği önem, çevresindeki ülkeleri de etkileme kapasitesine sahiptir. Türkiye’nin Doğa ’nın haklarını tanıması ve anayasal statüye kavuşturması, bu konuda, Latin Amerika ülkelerinin ardından, Ortadoğu, Asya ve hatta Avrupa Birliği için önderlik yapması anlamına da gelecektir.
DOĞA’NIN HAKLARI
Su, hava, genler, tohum ve doğanın diğer unsurları doğal varlıktır, kaynak olarak nitelendirilemez. Bu varlıklar Doğa’nın bir parçası ve onlara bağlı yaşayan tüm canlıların ortak kullanımında olmalıdır. Doğal varlıklar mülkiyete tabi olmamalı, kendileri veya genetik bilgileri hiç bir şekilde patentlenememeli ve kamusal kullanımları ekolojik dengeler öncelikli tutularak güvence altına alınmalıdır.
Gerekçe
Su, hava, genler, tohum ve diğer doğal varlıkların insanların kullanımına tahsisi edilmiş kaynak olarak değil birer varlık olarak görülmesi Doğa’nın bir hak öznesi olarak tanımlanmasında önemli bir kavramsal açılım olacaktır. Bunların doğal varlıklar olarak kabul edilmesi ve tüm canlıların ortak kullanımında bulunması doğanın kendini sürdürebilmesinin ve gelecek kuşakların bunlara erişminin mümkün kılınmasının ön koşuludur. Geleneklerin, dilsel ve kültürel çeşitliliğin, biyolojik çeşitliliğin algısı ve yaşatılmasındaki rolü dikkate alınarak, geleneklerin  farklı dillerin ve kültürlerin korunması ve kendini gerçekleştirme ve geliştirme hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır.

Devlet, tüm faaliyetlerde doğal varlıkların kendilerini yenileyebileceği şekilde kullanılmasını sağlamak için ihtiyatlılık ilkesi çerçevesinde gerekli önlemleri alır. Kamu yararı emanetçilik anlayışıyla tüm canlıların haklarının korunması ve ekolojik dengenin devam etmesi sağlanacak şekilde yorumlanır.
Gerekçe
Endüstriyel üretim tarzı doğayı bir hammadde deposu olarak görmekte ve ekonomik amaçlarla doğal varlıkların tüketilmesine neden olmaktadır. Ancak bu tarz bir üretim, yaşamın sürdürülebilmesine engeldir. Sürdürülebilir kalkınma gerekçesi ise nihai olarak kalkınma lehinde bir tercih kullanımıyla sonuçlandığı için doğanın varlığı açısından kabul edilemez. Üretim yaparken doğanın kendini yenileyebilmesine imkân tanımak zorunludur. Aksi takdirde bundan zarar görecek olan yine insanlardır. Üstelik bu zarar sadece yeryüzünde ve ülkemizde bugün yaşayan insanları değil gelecek kuşakları da tehdit etmektedir, bu yüzden bizlerin dünyada gelecek kuşaklar adına emanetçi olduğumuz anlayışı herkese ilave bir sorumluluk yüklemektedir. Bu nedenle her türlü girişimin oluşturabileceği zararları önlemek ve en aza indirmek ve insanların ve Doğa’nın olası zararlardan korunması için devletin ihtiyatlılık ilkesini gözetmesi anayasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
Doğaya ve çevreye zarar verme olasılığı olan tüm plan ve uygulamalarda, zarar görmesi muhtemel bölgede yaşayan halkın her aşamada, plan ve uygulamalarla ilgili her türlü bilgiye ulaşma, kararlara katılma ve insan veya doğanın haklarından biri veya bir kaçı ihlal edildiğinde yargı yollarına başvurma hakkı vardır.
Gerekçe
Sanayi veya enerji üretimi gibi projeler doğaya giderilemez hasarlar verebilmektedir. Bu hasarlardan en fazla o bölgedeki halk etkilenmektedir. Söz konusu etki yaşam kalitesinin düşmesi, hastalıklar ve hatta ölümler şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bir devletin öncelikli görevi vatandaşın sağlığını ve yaşam hakkını korumaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin de imzalaması beklenen Aarhus Konvansiyonu’nda da belirtildiği üzere, doğaya ve çevreye zarar verecek her projede bölge halkının onayı alınmalı ve proje öncesinde, sırasında ve sonrasında projeyle ilgili her türlü bilgi halkla paylaşılmalıdır. Bölge halkının kararlara katılması için gerekli yöntemler düzenlenmeli ve gerekli olduğu hallerde halkın yargı yollarına başvurma imkanı kısıtlanmamalıdır.
Her canlının temiz ve ücretsiz suya ve sağlıklı gıdaya erişim hakkı vardır. Devlet, herkesin temiz suya ve sağlıklı gıdaya erişmesini sağlamak için gerekli önlemleri alır.
Gerekçe
Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle her geçen gün önemi artan su, yaşam hakkından bağımsız değildir. Temiz ve sağlıklı su olmadan sağlıklı bir yaşam düşünülemez. Bu nedenle, devlet herkesin temiz ve sağlıklı suya ücretsiz şekilde ulaşmasını sağlamalıdır. Doğadaki diğer canlıların yararlandığı su kaynaklarının kirlenmemesi ve yok edilmemesi için de gerekli önlemleri almalıdır. Aynı şekilde temiz, bozulmamış ve sağlıklı gıdaya ulaşmak da insan yaşamının ve doğanın sürdürülebilmesi için hayati önemdedir ve devlet bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapar.
Devlet hem yabani hem de evcil hayvan haklarını güvence altına alır. Hayvanlara hiçbir şekilde eziyet edilemez, hayvanlara yönelik eziyet ve fena muamele ceza kanunu kapsamında değerlendirilir.
Gerekçe
İnsanlar hayvanlardan tarih boyunca yararlanmıştır. İnsanlığın günümüzdeki noktaya gelmesinde hem yabani hem de evcil hayvanların büyük bir payı vardır. Ancak günümüzde artık hayvanların da hakları olduğu ve insanların tahakkümüne ve eziyetine maruz kalmamaları gerektiği kabul edilmektedir. Bu nedenle ülke toprakları üzerinde yaşayan hayvanların da bizler gibi hakları olduğu ve bunların başında yaşam hakkı ve eziyet görmeme hakkı olduğu Anayasa’da kabu edilmelidir. Türlerin devamlılığı ve yavru canlıların anneleri ile serbest ve doğal bir gelişim sağlama hakkı gözetilmelidir.
Sağlıklı bir çevrede ve Doğa’da yaşamak bütün canlıların hakkıdır. Devlet ve vatandaşlar gelecek kuşaklar adına doğal varlıkların emanetçisidir. Doğayı korumak Devletin ve vatandaşların görevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlar. Tasarruf, verim ve hizmet kalitesini artırmak için sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.
Gerekçe
İnsan Doğa’nın bir parçası olarak Doğa’ya zarar vermeden yaşamalı ve Doğa’yı korumalıdır. Verilecek her türlü zarar insana ve diğer canlılara etki eder ve yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit eder. Yeni ifade sağlıklı çevre ve doğada yaşamayı bir hak olarak tanımlamakta ve bu hakkı insan dâhil bütün canlılara vermektedir. Emanet kavramıyla gelecek kuşakların hakları da garanti altına alınmaktadır. Bu sorumluluğun gerektirdiği görevi Devlet ve vatandaşlar birlikte taşır ve birbirlerini denetlerler.

21 Ekim 2012 Pazar

ISI YÖNETİMİ VE BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ


Günümüzün en önemli konusu enerji verimliliği kavramıdır. Dünyada boy gösteren enerji krizleri ve enerjinin her geçen
gün daha da değerli hale gelmesi, enerjinin daha verimli tüketilmesi için özverili tasarruf önlemlerinin alınmasını zorunlu
kılmaktadır

- Türkiye'deki on yıllık enerji savurganlığı yaklaşık atmış adet GAP projesi maliyetine eşit

 

Türkiye'de ciddi anlamda bir savurganlık söz konusu ve bunun on yıllık faturasının 198 milyar Amerikan Doları olduğu
bilinmekte. GAP projesinin ortalama maliyetinin üç milyar dolar olduğu düşünülürse, atmış adet GAP projesi yapılacak bir
milli servet on yılda sokağa atılıyor.

İstanbul'a her gün ortalama 2 milyon metreküp içme suyu pompalanıyor ve bu suyun yaklaşık %40' ı çeşitli nedenlerden,
ne yazık ki faturalanamıyor. Bir metreküp içme suyunun maliyeti 1 EUR olduğu düşünülürse, bunun her gün bizlere
maliyetinin ne olduğu hesaplanabilir. Bu durumun çözümlerinden biri de şebeke onarımı ve alt yapı yanı sıra uzaktan
sayaç okuma teknolojisidir. Bu teknoloji yardımı ile enerji tüketimini devamlı kontrol altında tutulabilir. Her türlü
istismara açık eski sayaçlar yerine, bu modern sayaç sistemleri sayesinde Türkiye'nin çok ciddi miktarda enerji ve su
tasarrufu sağlayacağının altını da çizmek gerekir.


- Dünyanın hiçbir ülkesinde her yaptığı konuta kombi takan ülke yok

Kombi müstakil evler için tasarlanmıştır ve dünyada genellikle bu tip konutlarda kullanılmaktadır. Kombiyle enerji tasarrufu yapılamayacağı gibi, kombinin beraberinde güvenlik sorunlarını da getirdiği bilinmektedir. Türkiye' den başka senede bir milyon kombi satışı yapılan başka bir ülke yoktur. Toplu konut yapımında merkezi sisteme göre kombi tedarik ve işletme maliyetleri çok yüksektir. Binlerce toplu konut projelerinde kombi takılmasını şart koşanların, bu uygulamaları ile enerji verimliliği açısından ülkemize telafisi mümkün olmayan zarara neden oldukları da bilinmektedir. Merkezi sistem mecburiyeti bu gerçeğe rağmen önce 1000 m2 ye indirilmiş, sonra 2000 m2 ye çıkarılmıştır.

Pay ölçer ve kalorimetre cihazıyla merkezi sistemle ısınan evlerde adil yakıt parası paylaşımı yapılmaktadır. Termostatik ısı ayarlı radyatör vanaları kullanılarak konutlarda % 40 lara varan enerji tasarrufu gerçekleştirebilmektedir. Ayrıca kombi yerine sıcak su hazırlama istasyonları kullanarak daha fazla enerji ve su tasarrufu, daha fazla konfor elde edilebilir. Artan doğalgaz fiyatlarıyla birlikte bu tedbirlerin ve akıllı sistemlerin önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.

- İthal ettiğimiz enerjinin %38 i ni binaları ısıtmak için dört ayda tüketiyoruz

Ülkemizde ithal ettiğimiz petrol ve doğal gaz ile enerji üreterek, bununda yaklaşık % 20 sini kara yolu taşımacılığında, % 42 sini bütün sene sanayide, % 38 ini de sadece dört aylık kış ayında binalarımızı ısıtmak için tüketiyoruz. Bir başka değişle sanayide üretim için bir senede harcadığımız enerjiden daha fazlasını neredeyse dört ayda tüketiyoruz. Merkezi sistem ve ayarlı radyatör vanalarının kullanılmaması, bunun yerine havalandırma amaçlı camların açılması, binalarda ısı yalıtımının olmaması, tesisat ve kapasite hesap hataları neticesinde enerjiyi de verimsiz olarak tükettiğimizi düşünürsek, daha pahalıya taşıyor, daha pahalıya üretiyor ve daha pahalıya ısınıyoruz. Kısacası bu bilinçsiz ve verimsiz enerji tüketimi sonunda nasıl bir ulusal servetin yok olup gittiğini biliyor, fakat buna karşı bir önlem alma zahmetinde de bulunmuyoruz.

- Isınamamanın sebebi ve enerji verimliliğinin önündeki en büyük engel eski tip radyatör vanalarıdır.

Binalarımızın çoğunluğunda 20-30 yıllık radyatör vanaları vardır. İnşaat maliyetlerini düşürmek içinde bu vanaların en ucuzundan ve en niteliksiz olanlarından kullanılmıştır. Kısacası yanlış yerden tasarruf edilmiştir. Bu vanalar sonuna kadar açılmış ve bir daha da kullanılmamışlardır. Fazla oynanırsa akıtırlar ve bu şekilde de pimleri kireçlendiği için fonksiyonlarını yerine getiremezler. Radyatörlerimizde zaten perde ve paravanlar ile saklandıklarından, kimse buralara yaklaşmaz. Kalorifer veya ısıtma tesisimizde enerjiyi taşıyan su dur ve su da tıkanmış kireçli vanalardan kolay geçemez. 80-90 derece sıcak su kazandan en üst kata pompalanır ve şemsiye metodu dediğimiz usulde kolonlu yapı tipinde aşağı katlara doğru hareket eder. Su kazan dairesine ulaştığında 55-70 derece yerine, 20-30 dereceye kadar düşmektedir. Enerjiyi taşıyan su engellenmeden daha hızlı bir şekilde alt katlara ulaşırsa tabi'i ki çok daha az ısı kaybı olacaktır. Bu şekilde ısınamama veya ısıtamama problemi de ortadan kalkacaktır. Suyu 60 derece ısıtmak için harcanan enerjiden, çok daha az bir enerji harcanacak ve bu şekilde de önemli derecede yakıt parası tasarrufu elde edilecektir.

- Termostatik ısı ayarlı radyatör vanaları ve pay ölçerler kullanılarak, % 40 lara varan yakıt parası tasarrufu ve adil yakıt parası paylaşımı mümkündür.

Söz konusu vanalarda yapılan bir derecelik kısma, yaklaşık % 6 yakıt tasarrufu demektir. Değişen vanalar ile suyolları da açılmış, su dolaşımı da hızlandırılmış olacaktır. Aynı zamanda her gün gece gündüz farkları, güney kuzey cephesi ve bina fiziki şartları doğrultusunda oda oda, radyatör radyatör koşturarak bir ayarlama yapamayacağınıza göre, bu vanalar size bireysel istekleriniz doğrultusunda tasarruf yanı sıra, daha fazla konfor getirecektir. ''Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti'' atasözünden yararlanarak ve yanlış yerden tasarruf etmeye kalkmadan, daha nitelikli, kireçlenmeye karşı dayanıklı termostatik ayarlanır radyatör vanaları kullanarak, enerji verimliliğine önemli ölçüde katkıda bulunmuş olursunuz. Kalorimetre ve pay ölçer yaklaşık 30 senedir Avrupa'da var olan nesneler olmasına karşılık, ülkemizde yeni yeni kullanılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni de şimdiye kadar yasal bir alt yapının oluşturmamış olmasıdır. Bu cihazlar yardımı ile yaktığınız yakıtın parasını ödersiniz, kısaca çok yakan çok, az yakan az öder. Bu durumda hem daha adil bir yakıt parası paylaşımı gerçekleştirirken, insanları da enerjiyi daha tasarruflu kullanmaya doğru yönlendirebilirsiniz. Termostatik radyatör vanası ve pay ölçer takılmış konutlarda, adil paylaşım yanı sıra, %40 lara varan yakıt parası tasarrufu da ortaya çıkmaktadır. Kısacası enerji daha verimli kullanılmaktadır.


- Binalarımızda daha fazla enerji verimliliği için, alışkanlıklarımızı değiştirmeli, teknolojiden yararlanmalı ve aşağıda değinilen teknik tedbirleri almalısınız.

• Enerji Verimliliği konusunda eğitilmiş kişi ve kuruluşlardan danışmanlık hizmeti alınız.
• Enerji Verimliliği Kimliği almak için yetkili kişi ve kuruluşlar ile irtibata geçiniz.
• Enerji Verimliliği konusunda kendinizi eğitiniz ve çevrenizi bu konuda aydınlatınız.
• Oturduğunuz bina ya da sitelerde, her şeyi yöneticiye bırakmayınız, her şeyi yöneticiden beklemeyiniz.
• Enerji Verimliliği ile ilgili her türlü teşebbüsü, tedbiri, yatırımı destekleyiniz.
• Çevrenizi Enerji Verimliliği, Enerji Tasarrufu konusunda cesaretlendiriniz ve uyandırınız.
• Enerji Verimliliği ve Tasarrufu konusunu sosyal sorumluluk projeniz olarak kendinize iş edininiz.
• Konut alırken kazan dairesini de gezmeyi ihmal etmeyiniz.
• Brülör önlerinde daha verimli yanma sağlayan Enerji Tasarruf Cihazlarına yer veriniz.
• Enerji Verimliliği Kimliği almak için yetkili kişi ve kuruluşlar ile irtibata geçiniz.
• Kombili konut almayınız. Müstakil evlerinizde dahi alternatif ısıtma olanaklarını değerlendiriniz.
• Kombiniz varsa en azından verimli kullanmasını öğreniniz ve uygulayınız.
• Gaz, su, elektrik faturalarınızı daha dikkatli inceleyiniz, bireysel ısı faturası hizmeti alınız.
• Gaz, Su, Elektrik Sayaçlarınızı kontrol ettiriniz, ölçüm yaptırıp, denetletiniz.
• Binanızda ki tüm sayaçların nitelikli güvenilir olmasına önem veriniz.
• Sayaçlarınızı hileli kullanıma, yanlış ölçüme, bozulmalara karşı duyarlı sayaç markalarından seçiniz.
• Size konut satmak isteyenlere Enerji Verimliliği konusunda ki hassasiyetinizi dile getiriniz.
• Kombi yerine, merkezi sistem ısınmayı tercih ediniz. Alternatif enerjiden yararlanma yolları arayınız.
• Radyatör Vanalarınızı mutlaka değiştiriniz, yerine Termostatik Ayarlı Radyatör Vanası takınız.
• Kalorimetre ya da Pay Ölçer taktırınız. Adil yakıt parası paylaşımı ile hakkınızı arayınız.
• Yakmadığınız yakıtın parasını ödemeyiniz. Enerji Verimlilik Yasası hakkında bilgi alınız.
• Bina enerji tüketimi ölçüm, tespit, paylaşım işlerini sadece ehil ve yetkili kuruluşlara yaptırınız.
• Kazan dairesi otomasyonunuzu kontrol ettiriniz, ayarlarını, tesisat bakımını yaptırınız.
• Çatı, dış cephe ısı yalıtımını ihmal etmeyiniz. Bu yalıtımı kaliteli hizmet sunan kişi ve kuruluşlara yaptırınız.
• Binanızın fiziki şartlarını, konumunu Enerji Verimliliği açısından daha iyi değerlendiriniz.
• Yapı malzemesi, Isınma, Aydınlanma, sıcak su kullanımı hakkında teknik bilgi alınız.
• Kombileri atıp, yerine Ev Sıcak Su İstasyonları takınız. Sıcak suyu kazandan kullanınız.
• Musluklarımızda Su ve Enerji Tasarruf Kartuşları kullanınız.
• Yaz ve kış güneş enerjisinden yararlanınız. Binalarda ısı odaları oluşturunuz.
• Yalıtımlı ve nitelikli pencere camları kullanınız. Tüm ev aletlerini daha az enerji tüketen markalardan seçiniz.
• LED aydınlatma teknolojilerinden yararlanınız, merdiven boşluklarını sadece kısa süre ile aydınlatınız.
• Mecbur kalmadıkça, Klima, Soba, Elektrikli cihazlar ile ısınmaktan çekininiz. Bu tutumunuzu bir alışkanlık haline getirerek, sadece konutlarda değil ofisinizde, ulaşımda, üretimde her yerde sözde değil özde uygulamaya sokunuz.

Yukarıda değinilen tedbirlere çok daha fazla tedbirler eklenebilir. Bunlardan sadece bir kaçını yerine getirmek dahi, küçük bir adım olsa da, sosyal sorumluluklarımız ve geleceğimiz açısından dev adımlardır.

Enerjinizi boşa harcamayın, sağlıklı, başarılı, verimli güzel günler sizin olsun. 

19 Ekim 2012 Cuma

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ


Küresel iklim sistemi, atmosferin oluşumundan bu yana tüm zaman ve alan ölçeklerinde değişme eğiliminde olmuştur ve bu değişim yerküre/atmosfer sisteminin öteki bileşenlerindeki doğal değişikliklerle ilgilidir. Ancak 19.yy’ın ortalarından beri bu doğal değişikliğe ek olarak ilk kez insan etkinliklerinin de küresel iklimi etkilediği yeni bir döneme girilmiştir.
1850’li yıllarda başlayan sanayileşme ile birlikte özellikle fosil yakıtların yakılması, arazi kullanımı değişiklikleri, ormanların tahribi ve çarpık sanayileşme gibi insan faaliyetleri neticesinde, sera gazları atmosferde birikerek atmosferin kimyasal özelliklerini etkilemekte uzun vadede ise sera etkisi yüzünden küresel ölçekte iklim değişikliğine sebep olmaktadır.
Güneş’in yaydığı kızılötesi ışınlar milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan sonra dünyamıza ulaşır. Bu ışınların bir kısmı yeryüzüne çarparak toprağı ve denizleri ısıtır, bir kısmı ise yeryüzüne çarptıktan sonra yansıyarak tekrar uzaya geri döner. Ancak havada bulunan sera gazları, kızılötesi ışımaların bir kısmını soğurarak, atmosferden dışarı çıkmalarını engeller. Bu soğurma olayı, atmosferin ısınmasına yol açar.
Atmosferdeki sera gazları ne kadar çoksa o kadar çok ısı tutulur. Bunun sonucunda da Dünya’nın ortalama sıcaklığında yükselme görülür.
Küresel ısınma, sera gazı salımlarındaki artışlara bağlı olarak küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında artışları ifade etmektedir. Küresel ısınmanın en önemli sebebi atmosferde sera etkisi yapan CO2 ve metan (CH4) gibi sera gazı salımlarındaki hızlı artıştır.
Seragaz birikimlerindeki değişiklikler
 Sanayi Devrimi Öncesi 2005Değişim %
CO2280 ppm379 ppm% 35
CH4715 ppb1774 ppb% 148
N2O270 ppb319 ppb% 18

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli - IPCC'nin 2007 yılında yayımlanan Dördüncü Değerlendirme Raporu'na göre, küresel ısınma artık tartışmasız bir gerçektir ve bunun önemli bir bölümünden insanoğlu sorumludur. Enerji, sanayi, ulaşım, tarım, atık, ormancılık ve arazi kullanımı sektörlerinden kaynaklanan toplam 6 temel sera gazının salımı, 1970 - 2004 yılları arasında %70 artarak 49 milyar ton eş-CO2 düzeyine çıkmıştır. Bu süreçte, 1995-2004 dönemindeki yıllık artış hızı, 1970 - 1994 dönemindeki yıllık artışın 2 katına yaklaşmıştır. İnsan kaynaklı sera gazı salımlarının % 65’e yakını fosil yakıtların yanmasından kaynaklanmıştır. Küresel ortalama yüzey sıcaklığı son yüzyılda 0.74 °C artmıştır.
Bu ısınma eğilimi 1980’li yıllardan sonra daha da belirginleşmiş ve bu dönemde her yıl yüksek sıcaklık rekorları kırılmıştır. 1998 yılı küresel ortalamalar açısından, aletli sıcaklık gözlemlerinin yapılmaya başlandığı 1860 yılından bu yana yaşanan en sıcak yıl olarak kaydedilmiştir.
Sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak, hidrolojik çevrimin değişmesi, kara ve deniz buzullarının erimesi, kar ve buz örtüsünün yüzey olarak daralması, deniz seviyesinin yükselmesi, şiddetli hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artması, kuraklık, çölleşme, salgın hastalıkların ve zararlıların artması gibi, dünya ölçeğinde sosyo-ekonomik sektörleri, ekolojik sistemleri ve insan hayatını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek önemli değişikliklerin olacağı tahmin edilmektedir. Bu değişikliklerin bazıları, özellikle 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren görülmeye başlanmıştır.
Yapılan araştırmalara göre Sanayi Devrimi öncesi seviyelere kıyasla ortalama 2 °C ve üstü bir küresel ısınma   tehlikeli ve geri dönüşü olmayan etkiler yaratacaktır.  Isı artışının bu yüzyılda 2 °C ile sınırlı kalması geleceğimiz için çok önemlidir ancak mevcut iş yapış şekilleri ve alışılmış yaşam standartlarının devamı ile bu pek mümkün görülmemektedir.

Küresel ısınma sonrasında gerçekleşmesi beklenen bazı olaylar;

  • Hava koşullarında yaşanacak değişim sonucu bazı bölgelerde kasırga ve fırtınalar artarken, bazı bölgelerde deniz seviyesindeki yükselmeye bağlı olarak sel ve taşkınlar yaşanacaktır. İç bölgelerde ise kuraklaşma ve çölleşme artacak.
  • İklimlerdeki değişim ve kaymalara dayanamayan bitki ve havyan türlerinde azalma olacak. Canlı alanları ve canlı türlerinde azalma olacak.
  • Sıcak hava dalgalarına bağlı ölümler olacak.
  • Isınma sonucu birçok bölgede kuraklık artacak, buharlaşmadaki artış nedeniyle tahıl hasılatında genel bir düşüş yaşanacak.
  • Yine buharlaşmadaki artış tatlı su kaynaklarında azalmaya ve içme suyu sıkıntısına neden olacak.
  • Bulaşıcı hastalıklarda artış yaşanacak, özellikle Afrika ve Kuzey Amerika'da sıtma yayılacak. İklim değişiklikleri nedeniyle kalp ve solunum yollarında rahatsızlıklar artacak.
  • Sıcaklık artışının yukarıda belirtilen ve belirtilememiş birçok başka etkileri nedeniyle gayri safi yurt içi hasılalarda düşüş olacak.

Uluslararası Tarihçe

  • 1972 yılında Stockholm’de gerçekleştirilen Uluslararası İnsan Çevresi Konferansı, çevre sorunlarına çözümlerin uluslararası işbirliği içerisinde ele alınması gerekliliğini ortaya koymuştur.
  • Aynı yıl Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), pek çok işbirliğinin başlatılmasında önemli bir kurum olmuştur.
  • Şubat 1979'da ilk Dünya İklim Konferansuı Cenevre'de organize  edildi. İklimle  ilgili bilimsel verilerin toplanması, iklim değişikliğinin boyutu ve etkilerinin araştırılması kararı alındı.
  • 1988 yılında Dünya Meteroroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) kuruldu.
  • 1990’da IPCC 1. Değerlendirme Raporunu yayımladı. Raporda, insan faaliyetlerinin iklim sistemi üzerinde net bir etkisi olduğu kabul edildi.
  • 1992 yılında Rio’da gerçekleştirilen Yeryüzü Zirvesinde imzaya açılan sözleşmelerden biri de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesidir. Bu sözleşmenin amacı atmosferdeki  sera gazı birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan kaynaklı etkiyi önleyecek bir düzeyde durdurmayı başarmaktır.
  • 1995’de IPCC 2. Değerlendirme Raporunu yayımladı. Daha kapsamlı ve yeni verilerin olduğu raporda iklim üzerindeki insan etkisi daha net bir şekilde ortaya konuldu. 1.Taraflar Konferansı Berlin'de  gerçekleştirildi (COP1) .
  • 1997 yılında Kyoto’da iklim değişikliği ile mücadele konusunda atılacak adımların etkinleştirilmesi yönündeki ilk adım olarak kabul edilmiş ve 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu protokolü diğerlerinden farklı kılan geliştirilmiş olan piyasa mekanizmaları ve uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımlar sistemidir.
  • 2001 yılında IPCC 3. Değerlendirme Raporu yayınlandı. ABD, 1997 yılında imzaladığı Kyoto Protokolünden Bush yönetimi döneminde  çıktı.
  • 2005’de Kyoto Protokolü devreye girerken 2012 sonrası müzakerelerin başlaması kararı alındı.
  • 2007 yılında IPCC 4. Değerlendirme Raporunu yayımladı ve son 50 yılda gözlenen iklim değişikliklerinin önemli oranda insan faaliyetleri nedeni ile yaşandığı belirtildi.
  • 2009 yılında düzenlenen G8 zirvesinde iklim değişikliği gündeme alınarak dünyanın sanayileşme öncesine göre 2 °C'den fazla ısınmasına izin verilmemesi için sera gazı salımlarının 2050 yılına kadar % 80 oranında azaltma kararı alındı; ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda detaylar açıklanmadı. Aynı yıl 15. Taraflar toplantısında yasal bağlayıcılığı olmayan Kopenhag mutabakıt imzalandı.
  • 2011 Aralık ayında Durban’da gerçekleştirilen 17. Taraflar Konferansında 2020 sonrasında yürürlüğe girmesi planlanan yükümlülük dönemine ait görüşmelerin en geç 2015 yılında başlaması gerektiği kararı alındı.