12 Temmuz 2013 Cuma

Termostatik Radyatör Vanası

Termostatik Radyatör Vanasını daha yüksek sıcaklık ayarına getirmeniz, odanızın daha çabuk ısınmasını sağlamaz. 
Çabuk ısınma boyler ve radyatör boyutuna bağlıdır.
Termostatik Radyatör Vanaları,Sıcaklık değerine ulaşınca kat kaloriferi veya kombiyi açıp kapayamazlar.
 Bunun için,kombi veya kat kaloriferinize ayrıca termostat almalısınız

TRV AYARI

TRV'ler, fabrika çıkışlı olarak “ 0 - 5 “ konumları arasında çalışacak şekilde ayarlanmıştır.


I ) Seçilen Isıtma Sıcaklığını Sabitleme;

(Ayar Başlığını Kilitleme)
Örnek : “ 3 “ ( 20 °C ) konumuna kilitleme.
A.1) Ayar başlığını “ 3 “ konumuna getiriniz.
A.2) Kapağın altındaki üst “ kırmızı “ renkli tırnaklı
Segman ’ı dikkatli bir şekilde çıkartınız.
A.3) Resim: 2 ’de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı
iki tırnak arasına monte ediniz.
A.4) Ayar başlığınız “ 3 “ konumunda kilitlenecektir.
A.5) Arka kapağı yerine takınız.

II) Üst Isıtma Sınırını Kısıtlama ;

Örnek : “ 0 - 4 “ (7-24 °C) konum aralığını kısıtlama.
B.1) Ayar başlığını “ 4 “ konumuna getiriniz.
B.2) Kapağın altındaki üst “kırmızı” renkli tırnaklı segmanı
dikkatli bir şekilde çıkartınız.
B.3) Resim: 3 ‘de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı sola
dayalı şekilde monte ediniz.
B.4) Ayar başlığınız “ 0 - 4 “ (7-24 °C) arasında çalışacaktır.
B.5) Arka kapağı yerine takınız.

III) Alt Isıtma Sınırını Kısıtlama ;

Örnek : “ 2 - 5 “ (16-28 °C) konum aralığını kısıtlama.
C.1) Ayar başlığını “ 2 “ konumuna getiriniz.
C.2) Kapağın altındaki üst “kırmızı” renkli tırnaklı segmanı
dikkatli bir şekilde çıkartınız.
C.3) Resim: 4 ‘de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı sağa
dayalı şekilde monte ediniz.
C.4) Ayar başlığınız “ 2 - 5 “(16-28 °C) arasında çalışacaktır.
C.5) Arka kapağı yerine takınız


9 Temmuz 2013 Salı

Siyah Enerji : Kömür; Dünü, bugünü, yarını

turkiye linyit komur cari acik
Tarihte ilk olarak Çinlilerin kullandığı bilinen kömürün en büyük çıkışı 18.yy ikinci yarısına denk gelir. 1960’lı yıllara kadar da birincil enerji kaynağı olarak önemini korumuştur.
2000-2030 döneminde enerji kaynakları için artış oranları; kömürde %115,1, doğal gazda % 92,9, petrolde %32,7, nükleerde %49,9 ve diğerlerinde ise %91,8 olacaktır.
Sanırım sadece kömür için Dünya’da büyük bir sömürgecilik yarışı ve savaş yaşanmamıştır. Bu ise kömürün en büyük stratejik avantajlarından biri olan her yerde bulunabilirliğidir.
Kömür rezervleri birçok ülkede bulunmasına rağmen dünya kömür rezervlerinin % 75’si dört ülkede bulunmaktadır. En fazla rezerve % 27,6 payla A.B.D. sahiptir. Bunu %18,2 payla Rusya, % 13,3 ile Çin, % 8,9 ile Avustralya ve % 7,0 payla Hindistan izlemektedir.
Dünyada yeni rezervler bulunmadığı takdirde kömürün 118 yıllık ömrü kalmıştır. Buna karşılık görünür petrol ve doğal gaz rezervlerinin tükenme ömürlerinin mevcut üretim seviyeleri ile sırasıyla 45 ve 60 yıl süreceği tahmin edilmektedir.
2007 yılında yapılan kömür tüketim projeksiyonlarına bakıldığında kömür tüketiminin OECD ülkelerinde artış göstermeyeceği, bununla birlikte gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin taleplerine bağlı olarak 2035 yılında 2007 yılına göre %58’lik bir artış olması öngörülmektedir.
Son yapılan projeksiyonlarda da OECD ülkelerinin kömür taleplerin 2010 yılı rakamları seviyesinde devam edeceği, Çin ve Hindistan’ın ise 2035 yılına kadar taleplerinin artarak devam edeceği tahmin edilmektedir.

Taş Kömürü

Dünya’da taş kömürü üretimi 2011 yılında 6,34 milyar tona ulaşmıştır. Bu rakam 1990 da 3,49 milyar tondu.
Ülkeler bazında incelendiğinde 2011 yılında Çin 3,33 milyon ton üretimiyle dünya taşkömürü üretiminin %50,2’sini tek basına gerçekleştirmiştir.
Dünya’daki toplam taş kömürü tüketiminin %13’ünü demir-çelik endüstrisi oluşturmaktadır. Koklaşabilir taş kömürünün %90’ı ise ham çelik için pik demir üretiminde kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda demir-çelik sektörü pulverize kömür enjeksiyonu (PCI) da kullanmaya başlamıştır. Bu sayede 1.4 ton koklaşabilir kömür yerine 0.9 ton kömür enjekte edilebilmektedir. PCI kömürleri koklaşabilir kömüre göre daha düşük fiyatlıdır.
Ülkemizde en önemli taşkömürü rezervleri Zonguldak Havzasında bulunmaktadır. Havzada bugüne kadar yapılan rezerv arama çalışmalarında, -1200 m derinliğe kadar tespit edilmiş toplam Jeolojik rezerv 1,31 Milyar ton olup, bunun %39’u (yaklasık 514 Milyon ton) görünür rezerv olarak kabul edilmektedir.
Armutçuk bölgesinde yer alan rezervler; yarı-koklaşma özelliği, yüksek ısıl değer ve düşük bünye külü içeriği ile hem koklaşabilir kömürlerle harmanlanarak hem de pulverize enjeksiyon (PCI) kömürü olarak demir-çelik fabrikalarında kullanıma uygun niteliktedir.
Kömür ithalatının ivme kazanmaya başladığı 1980’li yılların başında ülke toplam taşkömürü tüketiminin %80’i, sonlarına doğru ise %45’i yerli kaynaklardan karşılanırken, 2010 yılında 25.569.000 ton olarak gerçekleşen taşkömürü tüketiminin sadece %9,8’i yerli kaynaklardan (TTK ve havza üretiminden) karşılanmıştır.
2011 yılında 2.528 bin ton olan taş kömürü üretimimize karşılık 23.679 bin tonluk ithalat gerçekleştirdik.
2009 yılında gerçekleştirilen elektrik enerjisi üretiminin %18,5’i hidrolik, %49,3’ü doğal gaz, %28,4’ü kömür, %3,4’ü sıvı santrallerden sağlanmıştır. Kömür içinde taşkömürünün payı %8,3’dür (ithal+yerli kömür). Elektrik üretimi için 2009 yılında 4,3 milyon tonu ithal+taşkömürü 1,7 milyon ton yerli taşkömürü olmak üzere toplam 6 milyon ton taşkömürü+ithal kömürü kullanılmıştır. 61 milyon ton da linyit kullanılmıştır.

Linyit

Ülkemiz linyit rezervlerinin ısıl değerleri oldukça düşüktür. Genel olarak 1.000 kcal/kg ile 4.200 kcal/kg arasında değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık %90’ının alt ısıl değeri 3.000 kcal/kg’ın altındadır.
Linyitten elde edilebilir elektrik enerjisi üretim potansiyeli 120 milyar kWh/yıl olarak hesaplanmıştır. ETKB yatırımlarıyla bu potansiyelin % 44’ünü değerlendirmiştir. Sözkonusu potansiyelin tamamının kullanılabilmesi için yılda 190 milyon ton kadar linyit üretilmesi gerekmektedir. Bu ise, 2008’de gerçekleşen 84 milyon tonluk yıllık üretimin iki katından daha yüksek bir yıllık üretimin yapılmasını gerektirmektedir [4].
Linyit üretiminde ise Türkiye, 2010 yılında Dünya’daki üretimin yaklaşık %10’unu karşılamaktadır. Almanya’nın linyit üretimi yaklaşık 169 milyon ton’dur.
Türkiye’nin linyit konusunda kendine yettiğini söyleyebiliriz.

Yeni Öngörüler

IEA’ya göre HELE (high-efficiency, low-emissions) –yüksek verim, düşük emisyon- teknolojisi küresel ısınmayı 2 °C tutmak için kömür yakma teknolojisinin erişeceği en iyi nokta olarak görmektedir. 2050 yılına kadar kömür yakma teknolojisinde IGCC ve USC (ultra süper kritik) teknolojisinin yanında HELE teknolojisi tek seçenek olarak kalacaktır.
Belli ülkeler için süperkritik ve ultra-süperkritik payı aşağıdaki şekilde verilmiştir. Tüm Dünya’da 2010’dan sonra bir farkındalık oluştuğu belli olmaktadır.

Sonuç

Dünya birincil enerji kaynağının yaklaşık %25’ini ve elektrik üretiminin yaklaşık %40’ını oluşturan kömür artan enerji ihtiyacı ile birlikte önemini gelecek yıllarda da koruyacaktır.
Düşük üretim maliyetleri ve geniş coğrafyalara yayılmış olması, demir-çelik ve termik santraller gibi kalkınmanın temeli olan sektörlerde kömürün stratejik yerli bir enerji kaynağı olarak kullanılmasına devam etmesini sağlayacaktır.
Kömürün; Dünya üzerinde yaygın olarak bulunması ve üretilmesi, kullanım-depolama ve taşıma açısından emniyetli yakıt olması, gelişen temiz kömür teknolojileri ile çevresel etkilerinin en aza indirilmesi, diğer fosil yakıtlara (petrol ve doğal gaz) göre politik çekişmelerden uzak daha az riskli bölgelerde üretiliyor ve tükenme ömürleri açısından daha fazla ömre sahip olması vazgeçilmez bir enerji kaynağı olduğu sonucunu doğurmaktadır.

Yapılması Gerekenler

Almanya’da ciddi miktarda linyit üretimi var. Ve bunu en verimli şekilde kullanabilme teknolojisine sahiptir. Yerli kömürümüzün büyük miktarının linyit olduğu ülkemiz Almanya’dan belli bir süre gerekli know-how’u alıp daha sonra kendi teknolojisini geliştirebilmelidir.
Baca emisyonlarını önlemeye yönelik olarak yanma sonrası;
Aktif karbon enjeksiyonu,
Elektrostatik tutucular kullanılması,
Bez Filtrelerin kullanılması,
Baca gazı sülfür giderme işleminin uygulanması,
Seçimli katalitik ve katalitik olmayan indirgenmenin kullanılması,
Yaş tanecik gaz temizleyicilerin kullanılması yoluyla çok düşük emisyonlu sonuçlar elde edilmektedir.
Pülverize kömür yakma, Akışkan yatakta yakma, çevrimli akışkan yatakta yakma ve basınçlı akışkan yatakta yakma yöntemlerini kullanarak %40’ın üzerinde net verim ve emisyonlarda (NOx,SOx,CO2 ve partikül) düşüşler sağlanmaktadır. Bu nedenle önemli asamalar kat edilen kömür yakma teknolojilerinin ve Entegre Gazlaştırma Kombine Çevrim Teknolojilerinin (IGCC) ülkemizde yeni tesislerde uygulanması, teknolojinin elde edilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar teşvik edilmelidir.
Süperkritik ve ultra-süperkritik teknolojileri ile %44-55 verimlilik seviyelerine ulaşılması ve CO2 emisyonunun 1/3 oranına düşürülmesi gerekmektedir. Karbon depolama (CCS) teknolojisi ile CO2 emisyonunun sıfırlanması hayal değildir.
Özel sektör firmaları kömür üzerinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yeterince önem vermemektedir.
Kömür gazlaştırma teknolojisini kaçırmamamız gerekmektedir.
Plazma teknolojisi ile kömürün yakılması yeni bir konudur. Pilot tesis çalışmalarının bir an önce bitirilerek, kullandığımız verimli teknolojileri başkasını beklemeden kendimiz sanayi uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekmektedir.Enerji Enstitüsü

Kaynaklar

1. “Technology Roadmap High-Efficiency, Low-Emissions Coal-Fired Power Generation”, IEA.
2. Taş Kömürü Sektör Raporu 2012, TKİ, Mayıs 2013.
3. Linyit Sektör Raporu 2012, TKİ, Mayıs 2013.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Temiz Teknoloji Fonu'ndan Türkiye'ye 200 milyon dolar yardım

Türkiye'ye enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için 200 milyon dolar yardım yapıldı...

Temiz Teknoloji Fonu (CTF), Türkiye'de enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için toplam 200 milyon dolar tutarında düşük faizli kredi ve teknik yardımsağladı.

Dünya Bankası Türkiye Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, CTF'nin dün Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile birlikte hazırladığı “Türkiye’deki Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Piyasasında Temiz Teknoloji Fonu Değerlendirme Raporununu” tanıttığı belirtildi.

Yüksek ekonomik büyümenin yaşandığı son yıllarda elektrik talebinin hızla artmasıyla birlikte Türkiye'nin, enerji güvenliğini sağlamanın ve iklim değişikliğini azaltmak için sera gazı emisyonlarını kontrol altına almanın oluşturduğu ikili bir zorlukla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

CTF'in bugüne kadar Türkiye’de enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için toplam 200 milyon dolar tutarında düşük faizli kredi ve teknik yardım sağladığı kaydedildi.

Yenilenebilir enerji / enerji verimliliği projelerini finanse etmek amacıyla EBRD'nin 285 milyon dolarlık kaynak taahhüt ederek harekete geçirdiği, IFC'nin de 255 milyon dolar tutarında finansman sağladığı aktarıldı.

Türkiye’de düşük faizli CTF kredilerinin özel sektör tarafından işletilen tesislerde enerji üretiminin ve enerji verimliliğinin arttırılmasına yardımcı olduğu, böylelikle sera gazı emisyonlarını ve enerji maliyetlerini düşürdüğü ve Türkiye enerji sektörünün dönüşümüne katkıda bulunduğu bildirildi.AA

27 Haziran 2013 Perşembe

Yalıtım yaptıracaksanız dikkat!

Bu aralar çoğu apartman yalıtım konusunda hummalı bir çalışma içinde. Ama bu noktada seçtiğiniz firmaya dikkat etmek gerekilor. Her sektörde olduğu gibi yalıtım işine de girip, ucuz işçilik, ucuz malzeme peşinde olan ve karlılığa odaklanan firmalar yok değil. Yaşanan problemler hiç de azınmayacak ölçüde. Gelin hep beraber yapılan hatalara bakalım ve firma seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini öğrenelim.
*Levhadaki genleşme ve kopmalardan dolayı sıvaya çatlama ve dökülmeler. Bu durum genelde yalıtımın yapıldığı ilk yıl değil, sonraki yıllar görülür.
*Yanlış dübel uygulaması
*Yalıtım sıvasının çok ince kullanılması sonucu yaşanan dökülmeler
*Yalıtımda kullanılan donatı filesinin çok kalitesiz malzemeden seçilmesi
*Yalıtım levhalarının arasındaki boşlukların harçla doldurulması sonucunda oluşan ısı köprüleri
*Yangın yönetmeliğine uyulmaması
*Su inişleri, anten kablosu ve paratoner hatlarının yalıtım levhasının içine gömülmesi
*Yalıtım demek sadece binayı dışardan yalıtmak demek değildir. Binanın tüm zemini bu yalıtım işleminin içindedir ve yalıtılması gerekir.

25 Haziran 2013 Salı

Isı pay ölçer sayesinde 130 milyon TL tasarruf sağlandı

Merkezi sistemle ısınan binalarda pay ölçerin zorunlu hale gelmesiyle Türkiye’de 380 bin konut pay ölçer kullanımına başladı. Bu sistem sayesinde 130 milyon lira tutarında doğalgaz tasarrufu elde edildi.
Mayıs 2012’de yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Kanunu (ENVER) çerçevesindeki yönetmelik gereği merkezi sistemle ısınan apartmanlarda pay ölçer kullanımı zorunlu hale geldi.
Türkiye’de merkezi sistem ile ısınan 1 milyon 800 bin konut, 300 bin lojman ve kamu binası olmak üzere toplam 2 milyon 200 bin daire olduğunu söyleyen Brunata Türkiye Genel Müdürü Efe Özgören, Mayıs 2013 itibari ile ısı pay ölçer uygulamasına geçen daire sayısının 380 bin adede ulaştığını belirtti. Özgören, ısı pay ölçer kullanan 380 bin konutun bu kış boyunca 130 milyon lira tutarında doğalgaz tasarrufu elde edildiğini söyledi.
Bu uygulama öncesinde merkezi sistem ile ısınan apartmanlarda ısı parası hesaplanırken daire büyüklüklerinin dikkate alındığını belirten Özgören, “Yasanın getirdiği en büyük yeniliklerden bir tanesi dairelerde, her dairenin kaç lira ısı tükettiğini tespit eden bir sayaç olan ‘Isı Pay Ölçer’i kullanma zorunluluğu getirilmesi oldu” dedi. Özgören, bu sayaç sayesinde binalarda az ısı tüketen daire sahibinin az, çok ısı tüketen daire sahibinin çok ısı parası ödemesinin amaçlandığını ifade etti.
Isı pay ölçer kanununun yürürlüğe girmesinin üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Özgören, “Şimdiye kadar yasal zorunluluk ve cezalar ile gündeme gelen ısı pay ölçer uygulaması, doğalgazın sık sık zamlandığı günümüzde sağladığı tasarruf ile ilgileri üzerine topluyor” dedi.

15 bin dairede kullanılıyor

Isı pay ölçerin sadece bir ölçüm cihazı olduğunu, tasarrufa sebep olanın kullanıcılarda oluşan tasarruf bilinci olduğuna dikkat çeken Özgören, Brunata Pay Ölçer tarafından, Makine Mühendisleri Odası ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri kullanılarak, Türkiye genelinde, ısı pay ölçer kullanıcısı 15 bin daire arasında yapılan bir araştırma sonucuna göre 380 bin konutta bu kış 130 milyon lira tasarruf sağlandığını belirtti.

‘Sadece ölçüm yapar’

Isı pay ölçerin sadece ölçüm yapan bir cihaz olduğunu da hatırlatan Efe Özgören, bu cihazın kendi başına bir tasarruf özelliği olmadığını dile getirerek, “Nasıl evine baskül alan her kişi zayıflamıyorsa, ısı pay ölçer taktıran her dairenin de ısı parası düşmeyecek. Ama yine de az yakanın az, çok yakanın çok ısı parası ödemesi daire sakinlerini tasarrufa teşvik ediyor ve ısı pay ölçer kullanan binaların toplam ısı harcamaları ciddi şekilde düşüyor” dedi.

Yasal olarak zorunlu…

Merkezi sistemle ısınan her binasa ısı pay ölçer sistemine geçilmesi gerektiğini anlatan Özgören, şöyle konuştu:
“Binanız merkezi sistemle ısınıyorsa ve ısı parası eski usul toplanıyorsa, yapılan paylaşım kanunsuzdur. Bu kanunsuz uygulama hakkında Sulh Hukuk mahkemelerine başvurabilirsiniz. İlgili mahkemelerde bu konu ile ilgili açılmış ve hali hazırda devam eden çok sayıda dava bulunuyor.”
ısı pay 822223

Yüzde 45 tasarruf

Efe Özgören şunları dile getirdi:
“Yapılan araştırma ısı pay ölçer kullanan binaların, ısı pay ölçer uygulamasına geçtikten sonra ortalama yüzde 28,56 oranında bir doğalgaz tasarrufu elde edildiğini gösteriyor. Bu oran kimi binalarda yüzde 45 seviyesine kadar çıkabiliyor. Analiz kapsamında incelenen dairelerin, ısı pay ölçer sistemi sayesinde bir kış döneminde ortalama 342 lira tutarında bir tasarruf elde ettiği görülüyor.”

24 Haziran 2013 Pazartesi

Obama’dan iklim değişikliğiyle mücadele sözü

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, salı günü Georgetown Üniversitesi’nde yapacağı konuşmada, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele etmeyi planladığını açıklayacak.
Obama, bu planların karbon kirliliğini azaltma ve iklim değişikliğiyle küresel mücadelede liderlik rolü üstlenmeyi de içereceğini söyledi.
Obama, başkanlığı süresince defalarca iklim değişikliğiyle mücadele edeceğini söylemiş ancak girişimleri Amerikan kongresi tarafından engellenmişti.
Barack Obama’nın, yeni planlarını uygulamaya sokmak için Kongre’nin onayını bypass ederek Başkanlık yetkisini kullanmayı planladığı düşünülüyor.
Başkan Obama, yayınladığı video mesajında, iklim değişikliğinin etkilerini geri çevirebilecek tek bir formül bulunmadığını söyledi ve “Ama çocuklarımıza bırakacağımız dünya söz konusu olunca, elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” dedi.

Başkanlık Kararnamesi

Barack Obama, ikinci başkanlık dönemine başlarken düzenlenen yemin töreninde ve bu yılki Ulusa Sesleniş konuşmasında da benzer açıklamalar yapmıştı.
Obama 2009 yılında başkan seçildiğinde de iklim değişikliğiyle mücadele konusunda çeşitli vaatlerde bulunmuştu.
Ancak Kongre’deki muhalefet, Obama’nın uygulamaya sokmayı istediği, ‘karbon salımında sınırlama ve karbon kotalarında alışveriş’ sistemini engellemişti.
Pek çok Cumhuriyetçi Kongre üyesi, Obama’nın planlarının gereksiz harcamaya neden olacağını ve devlete çok fazla güç ve yetki vereceğini savunuyor.
Amerikan basını, Kongre’den destek bulamayan Obama’nın, bu kez, Kongre’nin onayına ihtiyaç duymayacak şekilde, ‘Başkanlık Kararnamesiyle’ planlarını uygulayacağını belirtiyor.
Obama’nın planları arasında, kömürle çalışan enerji santrallerinin daha sıkı denetlenmesi ve rüzgâr ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı için daha fazla toprak tahsis edilmesi de var.
Beyaz Saray’ın Enerji ve İklim Danışmanı Heather Zichal, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, ‘yeni planlar çerçevesinde enerji santralleri konusunda odaklandıklarını’ söylemişti.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Biyokütle Enerji Kaynakları

BİYOKÜTLE ENERJİ KAYNAKLARI
 
Biyokütle kaynaklarını, karalardan denizlere kadar hemen her yerde bulmak olanaklıdır. Doğal olarak yetişen kaynakların ylanı sıra, son yıllarda yalnız bu kaynağı elde etmeye yönelik çalışmalar da başlamıştır. Doğada var olan ormanlar, hayvan dışkıları ve bitki atıkları zaten uzun yıllardır, özellikle gelişmekte olan ülkelerin  kullandığı temel biyokütle kaynakları arasında olduğu için, burada daha çok, enerji bitkileri kısa dönemli enerji ormanları atıklar ve denizlerdeki algler üzerinde durulacaktır.
Türkiye'de bu gün değerlendirilemeyen bir çok tarım atığı bulunmaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında, dağınık şekilde bulunan bu atıkların taşıma ve işçilik maliyetleri gelmektedir. Bunların yanında nispeten çorak arazilerde kurulacak enerji tarlalarından alınacak ürünle bunların birlikte değerlendirilmeleri maliyetleri düşürecektir. Biyokütle kaynağı olan bazı tarım atıkları ile enerji üretimine yönelik olarak yetiştirilen tatlı sorgum bitkisi üzerinde yapılan analiz sonuçları aşağıda verilmiştir.

Yüksek verimli enerji bitkileri
Son yıllarda, yüksek büyüme hızlarına sahip  ve oldukça verimsiz topraklarda bile yetişebilen enerji bitkileri üzerine yapılan çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu bitkilerle, günümüzde enerji tarımı olarak da tanımlana bilen yeni bir tarım türü geliştirilmiştir. Bu tarımda kullanılan bitkilerin bazılarının tohumları artık genetik mühendisliği yardımıyla geliştirilmektedir. Bu bitkiler arasındaşekerkamışı, mısırşeker pancarı gibi iyi bilenen ürünler yanında, ülkemizde fazla tanınmayan Miscanthus, sorgum gibi bazı ürünlerde bulunmaktadır. Bu bitkilerin özellikleri Ctipi bitki gurubu olarak adlandırılmaktadır.  C4 bitkilerinin genel özellikleri aşağıdaki şekilde verilebilir.

  • Düşük karbondioksit derişimi ne gereksinim duyarlar,
  • Yüksek sıcaklığa gereksinim duyarlar,
  • Daha düşük oranda suya gereksinim duyarlar,
  • Mevsimsel kuraklığa dayanıklıdırlar,
  • Başlangıçta 4 karbon atomu içeren organik molekülleri bağlarlar,
  • Işık şiddetini kullanma yetenekleri yüksektir.
Hemen her bitkinin yaşamı için gerekli olan karbondioksit in havadaki tutarı da ayrıca önem taşımaktadır. Bazı bitkiler, havadaki karbondioksit derişimi belli bir oranın altına düştüğünde, solunum yapamazlar. Fakat,  C4 bitkilerinin en önemli özelliklerinden biri  atmosferdeki her karbondioksit molekülünü soğurabilmesidir.  Bunun anlamı, kurumsal olarak dünyanın her yanında çok büyük alanlarda C4 bitkisi yetiştirildiğinde atmosferdeki karbondioksit oranının düşmesi nedeniyle sera etkisi azalacağından, dünyanın soğurma tehlikesi ile karşılaşma olasılığıdır. Bir iddiaya göre dünya da bir zamanlar yaşanan buzul çağının nedenin C4 bitkileridir. Ancak, günümüzde dünyanın hızla ısındığı göz önüne alındığında C4 bitkilerinin bu problemle iyi bir çözüm olacağı anlaşılmaktadır.
C4 bitkileri, çok sayıda enerji ürünleri için ana ham maddedir.  Son yıllarda farklı endüstri dallarında kullanımından dolayı endüstri ülkelerinin çok ilgisini çekmektedir. Bu enerji ürünleri arasında etanol, pirolotik yağ, kalitesi arttırılmış yakıtlar, mangal, sentetik gaz, bitkinin su ve şekeri alınmış posa kısmından elde edilen selülozik maddeler sayılabilir. Biyokütle ve türevi yakıtlardan enerji sağlanmasından en ümit verici bir uygulama şekli de elektrik üretmektir. Biyokütle yakılarak elde edilen elektrik üretimi maliyeti, C4 bitkileri ekiminden alınacak  yüksek verim ile büyük miktarda azaltılabilir. Bazı enerji bitkilerinin her yıl hektar başına ton olarak kuru madde üretimleri, Avrupa”da, mevcut durum ve elecek için aşağıda verilmiştir.


Mevcut üretim                      Gelecekte üretim                        Yetiştirilen
 Ton/hektar/yıl                                   ton/hektar/yıl             Avrupa Bölgeleri
    Tatlı Sorgum       25                                                        35                                         Güney             
    Miscanthus         20                                                          30                                         Güney                            
   Yer elması            20                                                          25                                         Güney
                                        Çizelge 2. Enerji Bitkilerinin Kuru Madde Verimleri
Buğday gibi C3 bitkilerinin özellikleri ise, C bitkilerine göre oldukça farklıdır. C3 bitkilerin temel özellikleri aşağıda verilmiştir.  
  • Yüksek karbondioksit derişimine gereksinim duyarlar,
  • Işık şiddetini kullanma yeteneği düşüktür,
  • Düşük sıcaklığa gereksinim duyarlar,
  • Yüksek oranda suya gereksinim duyarlar,
  • Ilıman bölge bitkileridir.
C4 bitkileri arasında Avrupa topluluğu tarafından  üzerinde önemle durulan tatlı sorgum bitkisi, ülkemizde
de ilgi görmüş ve bu bitki üzerinde yapılan ön çalışmalardan oldukça önemli sonuçlar alınmıştır. Miscanthus ise, yine Türkiye de deneme amaçlı ekilerek üzerinde çalışma yapılan bir diğer enerji bitkisidir.

Tatlı Sorgum enerji bitkisi
            Sorgum, bitki olarak, Gramine Familyasına ait Monokotiledon sınıfındandır. 113 türü vardır ve 40000”den fazla genotip temsil etmektedir. Tatlı sorgum özel ismi ise Sorgum Vulgare var. Saccaratum Moench olup, dünya da çok yaygın olarak yetiştirilmekte olan yıllık tipik bir C4 bitkisidir. Türkiye”nin iklim koşullarına da uygun olan tatlısorgum geniş çapta yetiştirilmesi ile benzine alternatif olarak düşünülen ve özellikle Brezilya da çok kullanılan etil alkol ve veya türevleri üretiminin yanısıra, bitkinin doğrudan yakılması ile enerji elde etmek olanaklıdır.
                Tatlı Sorgum, sahip olduğu yüksek fotosentez verimi her iklim koşullarında kolaylıkla yetiştirilebilmesi, fazla sulama ve gübreye gereksinim göstermemesi nedeni ile yeğlenmektedir. Örneğin, yağış gereksinimi 300-850mm olan mısır bitkisine karşılıktatlısorgum 150-300mm yağış yeterli olmaktadır. Gübreleme gereksinimine de diğer benzer türlerle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Yine bir C4bitkisi olan mısıra göre sıcaklık ve kuraklığa daha dayanıklıdır. Mısıra göre %50 daha az pestisit ve gübrelemeye gereksinim duyar. Farklı iklimlerde adaptasyon yeteneği yüksek olup, düşük nitelikli topraklarda da yetişebilmektedir. Tatlı sorgum un orta ve güney Avrupa nın değişik bölgelerinde 70 çeşidi üzerindeki denemelerden elde edilen sonuçlara göre, yıllık ortalama verim hektar başına 900 ton fazla taze maddedir.

 

Tatlı sorgum yaprakları     
Bu bitkinin sap kısmında büyük oranda şeker depo etmesi etil alkol üretimi için üstünlük sağlamaktadır. Tatlı sorgum un sağladığı şeker, genellikle %70-80 oranında sakaroz ve geri kalanı früktoz ve glikozdan oluşmakta olup, şeker kamışına benzemektedir. Tatlı sorgum, konvansiyonel şeker rafinerilerine doğrudan işlenerek piyasaya verilebilir. Yapılan çalışmalara göre bir dekar tatlı sorgum dan 500 kg şeker üretilebilmektedir. Tatlı sorgum un besin maddesi olarak kullanımının dışındaki en büyük uygulama alanı,l bu maddenin mayalanması yolu ile etanola dönüşümüdür. Tatlı sorgumdan yılda hektar başına 2-3 ton petrol eşdeğeri etanol ve şekeri  alınmış posa kısmından ise 6-9 ton petrol eşdeğeri yakıt elde edilmektedir. Bu ise yılda hektar başına 30-45 ton daha az CO2nin havaya atılması demek oluyor. Etanol, taşıtların motorlarında yapılacak küçük bir değişiklikle rahatlıkla kullanılabilmektedir. Örneğin, Brezilya da etanola adapte edilmiş motorlarda %100 oranında yakıt olarak etanol kullanılmaktadır.
Tatlı sorgumun şekeri çıkarıldıktan sonra kalan kısmı posa enerji temininde ve endüstri alanında kullanılabilmektedir. Bunun kalori değeri yaklaşık olarak 3800-4300 kcal/kg dır ve doğrudan seramik gaz türbinlerinde %40 gibi yüksek dönüşüm verimi ile yakılarak elektrik üretmekte kullanılır.  Bu tür elektrik üretiminde yakıtın negativ çevresel etkileri ve üretim masrafları çok düşüktür. CO2 etkisi sıfır, kükürt salımları ise yok denecek kadar az dır. Olağan koşullarda kuru ağırlık cinsinden yılda hektar başına 25-35 ton ligno-sellülozik madde üretilmekte olup, bu da tatlı sorgumun posasının değerlendirilmesi açısından büyük üstünlük sağlamaktadır.
Miscanthus
Güneydoğu Asya”dan yayılmış çok yıllık bitki olup, Türkiye nin doğal florasında bulunmamakla birlikte, 1993 yılında deneme amaçlı yetiştirilmiştir. Miscanthus daha çok humus içeren topraklarda, yeterli su ve güneş ışığının  olduğu yerlerde verimli olarak yetişe bilmekte ve bambu kamışına benzer gövde uzunluğu 3-4 metreyi bulmaktadır. Özel olarak biyokütle  yetiştirmek amacıyla üretilen bitkilerden birisi olan Miscanthus, dikiminden birkaç yıl sonra, her yıl hasat edilerek biyokütle elde edilir. Bitki %44 selüloz, %24 hemiselüloz, %17 lignin, %15 diğer maddelerden oluşmuştur. Yakıldığında geriye %1,5 gibi küçük bir oranda kül bırakır.
Bitki verimi, kuru madde olarak hektar başına 11-25 ton arasında olmakla birlikte, bazı yerlerde 44 tona kadar verim elde edilmiştir. Miscanthus verim açısından en yüksek değerine 3. veya 4. mevsimde ulaşır ve ortalama 15 yıl üretim yapılabilir. Bitki doğrudan yakılarak enerji elde edilebildiği gibi lifleri yalıtım malzemesi ve kağıt yapımında kullanılır.
Kısa Dönemli Enerji Ormanları
Var olan ormanların kesilerek odun olarak kullanması yerine söğüt karakavak , okaliptüs, kavak ve yarı kurak alan bitkisi olarak da cynara gibi bazı hızlı büyüyen araçlar enerji amacıyla yetiştirilmektedir. Bu ağaçlar oldukça değişik iklim ve toprak koşullarında yetişebildiği gibi büyüme hızları da  diğer ağaçlara göre 10-20 kat arasında değişmektedır. Günümüzde biyoteknolajik yöntemlerle enerji  ağaçlarının büyüme hızları da ha da artırıla bilirler. Bu ağaçlar genelde her 5 yılda bir budanarak yeniden büyümeleri sağlanır ve hasat edilen dallar biyokütle kaynağı olarak kullanılır. Enerji ormanlarından elde edilen ortalama yıllık verim, hektardan 22 ton dolayında biyokütle olmaktadır. Bazı enerji ormanı ağaçlarından her yıl hektar başına ton olarak kuru madde üretimleri Avrupa”da, bu günkü durum ve gelecek için çizelge 3 de verilmiştir.
Avrupa”nın yanı sıra Amerika da enerji ormanlarına büyük önem vermektedir. Yapılan hesaplar 1 milyon hektar üzerine kurulacak enerji ormanlarından yılda yaklaşık 7 milyon ton  biyokütle enerji kaynağı elde edilebileceğini göstermektedir. Bu miktar yaklaşık 30 milyon varıl ham petrole eş değerdir. Görüldüğü gibi, enerji ağaçları ile hem var olan ormanların korunması, hem de çevre kirliliğini azaltmak olanaklıdır.

Bugünkü ÜretimTon/hektra
GelecekteYetiştirilen  TahminiTon/hektar/yıl
ÜretimAvrupa Ülkeleri
Cynara
------  
25
Güney
Okaliptüs
10-15   
 17  
Güney
Kavak 
12
16
Kuzey-Batı
Söğüt
10
15
Kuzey-Batı
Salkım
5
8
Güney
Kozalıklılar
5
8
Güney 
Çizelge 3. enerji orman ağaçlarının kuru madde verimi
Su Bitkisi                                                                                                
Yeşil ve mavi-yeşil algler gibi bir çok bitki çeşidi su içinde yine fotosentez yoluyla gelişebilmektedir. Azot, fosfor gibi bitki için besleyici olan maddelerin bol  bulunduğu lağım arıtma tesislerinin havuzlarında, bazı alg çeşitleri son derece hızla büyümektedir. Havuzlarda yetiştirilen bu algleralgler toplanarak metan gazı üretiminde kullanılmaktadır. Ayrıca, alglerden doğrudanhidrojen elde edilmesi yönünde, özellikle Japonya da yoğun çalışma yapılmaktadır.
Amerika”da okyanus tarımı olarak adlandırılan ve güney Kaliforniya kıyılarında yapılan bir çalışmada ise, deniz yosunları arasında kelp adı verilen bir cins kullanılmaktadır. Kaliforniya kelp i yüksek fotosentez verimine sahip olup, 45 metre uzunluğa kadar kısa zamanda büyüye bilmektedirler.
Kelp yosunu doğal olarak, kayalara ve ya deniz içinde bulunan her hangi bir varlığa dayalı olarak yaşamını sürdürmektedir. Ancak, bu proje 15-30 metre kare büyüklüğünde naylon dan bir ağ yaparak deniz dibine yerleştirilmiştir. Böyle bir çiftliğin ilk kuruluşu tamamlandıktan sonra normal hasat ile sürekli biyokütle elde etmek olanaklıdır. Burada hasat için özel olarak tasarlanmış gemiler kullanılmakta ve bu yosunlardan biyokimyasal yöntemle metan gazı elde edilmektedir.

Deniz bitkileri
Okyanus tarımında önemli bir problem de, çiftliklerde büyük miktarda kelp yetiştirmek için, deniz yüzeyinde bunlara yetecek kadar mineral ve diğer besin maddesi bulunmamasıdır. Bundan dolayı Kaliforniya projesinde, besin maddelerinin yoğun olduğu, 150-300m deniz dibinden yukarı su pompalama yoluna gidilmiştir. Buradan deniz dibinden gelen soğuk su, kelp lerin büyümesi için fazla sıcak olan suyu soğutarak daha iyi bir büyüme sağlamaktadır. Ancak, su pompalama için oldukça büyük miktarda enerji gerekmektedir. Bu enerjinin güneş panelleri yardımıyla yine güneş enerjisi kullanarak çözülmesi, olayı daha ekonomik hale getirecektir.