9 Kasım 2013 Cumartesi

II.Hibe Çağrısı- WWF

WWF-Türkiye, ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin korunması amacıyla başlattığı Türkiye’nin Canı Kampanyası ile yerel sivil toplum kuruluşlarının doğa koruma projelerini hayata geçirmek için 2 Eylül’de ikinci defa hibe çağrısında bulunuyor.
Öncelikli ihtiyaç, katılımcılık, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik ve kalıcı etki yaratma gibi ölçütler ışığında değerlendirilecek olan başvurular için son tarih 29 Kasım 2013 saat 17:00. Hibe desteği almaya hak kazanan projeler, yapılacak ön değerlendirmenin ardından Seçici Kurul tarafından belirlenecek.

Türkiye’nin Canı Hibe Programı’na yapılacak başvuruların Hibe Rehberi’ne göre hazırlanması ve ilgili tüm belgelerin eksiksiz doldurularak, son başvuru tarihine kadar turkiyenincani@gmail.com ve hibe@wwf.org.tradresine gönderilmesi gerekiyor.

Hibe Rehberi için tıklayınız.

Doldurulması gereken belgeler yanda Ek-1'den Ek-9'a olmak üzere sıralanmıştır. Belgeler öncelikle bilgisayara indirilmeli, sonra gerekli yerleri doldurularak yukarıda belirtilen e-mail adresine gönderilmelidir

8 Kasım 2013 Cuma

BİNALARDA ENERJİ KİMLİK BELGESİ...Evi olanlara şok..

2017 sonuna kadar bu belgeyi almayan eski binalar, tapuda görülebilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alınan bilgiye göre, EKB uygulamasıyla, binalarda enerji ve kaynaklarının verimli kullanılması, enerji israfının önlenmesi ve çevrenin korunması amaçlanıyor. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği ise yeni binalara enerji kimlik belgesi zorunluluğu getiriyor.
Bu kapsamda Bakanlıkça başlatılan kentsel dönüşümle inşa edilecek binaların da bu belgesinin bulunması gerekiyor. Yeni binaların yanı sıra eski binalar için de 2017 sonuna kadar Enerji Kimlik Belgesi alma zorunluluğu bulunuyor.
Bu tarihe kadar enerji kimlik belgesi almayan binalar ise tapuda görülebilecek. Böylece enerjiyi savurarak çevreye zarar veren bu binaların satışı zorlaşacak.
120 bin bina enerji dostu
Bakanlığın verilerine göre, Türkiye'de eski binalardan 814 müstakil konut, 4 bin 371 apartman, 21 rezidansın Enerji Kimlik Belgesi bulunuyor. Yeni binalardan da 12 bin 289 müstakil konut, 95 bin 880 apartman, 678 rezidans Enerji Kimlik Belgesine sahip. Türkiye'de enerji dostu eski ve yeni binaların toplam sayısı, ticari olanlarla 120 bin 618'i buluyor. Uygulamanın ülke genelinde yaygınlaşması halide ise 6,75 milyar dolar tasarruf sağlanması bekleniyor.
Enerji Kimlik Belgesi
EKB, asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ve ısıtma veya soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeriyor. Belgeyi, sanayi alanlarında üretim faaliyetleri yürütülen, planlanan kullanım süresi 2 yıldan az olan, toplam kullanım alanı 50 metrekarenin altında bulunan binalar, seralar, atölyeler, münferit inşa edilen depo, ardiye, ahır, ağıl gibi binalar, mücavir alan dışında kalan ve toplam inşaat alanı bin metrekareden az olanlar haricindeki tüm binaların alması zorunlu tutuluyor. Enerji Kimlik Belgesinin, binaların yapı kullanım izni alınması aşamasında ilgili idarelere verilmesi gerekiyor
.


4 Kasım 2013 Pazartesi

AB Türkiye İlerleme Raporu: Enerjide iyi düzeyde ilerleme sağlandı

ab ilerleme raporu enerji 2013
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, AB’nin 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nun Türkçe tam metnini yayınladı. 
AB Genel Sekreterliği’nin sitesinde yer alan raporda piyasa güçlerinin etkileşimi başlığı altında şunlar yer aldı:
Yönetilen fiyatların TÜFE sepetindeki payı halen %4,5 gibi göreceli olarak düşük bir seviyededir. Ancak, sepetin %25’inden fazlasını oluşturan gıda ve alkollü ürün fiyatlarının politika ve idari kararlara duyarlılığı yüksektir. Ulaştırma ve enerji (doğalgaz ve elektrik) sektörlerinde, nihai kullanıcı fiyatlarının maliyet temelli yöntemle ilişkilendirildiği otomatik fiyat endeksleme mekanizmaları uygulanmaktadır. Bununla birlikte Hükümet otomatik fiyat endeksleme mekanizmalarını askıya alarak kullanıcı fiyatlarını belirlemeyi sürdürmektedir.
Toptan ve perakende elektrik piyasalarındaki tüketicilerin çapraz sübvanse edilmesi uygulamasında bir miktar azalma görülmüştür.
Kamu iktisadi teşekküllerinin yeniden yapılandırılması ve şeffaflığı alanında enerji üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesi bağlamında sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Kamu yatırımları genişlemeye devam ederken özel sektör yatırımlarında görülen daralma nedeniyle, özel sektörün GSYH içindeki payı bir miktar düşmüştür. 2012 yılında yatırımcıların uzun vadeli dış finansmana erişim imkânlarının iyileşmesiyle birlikte özelleştirme hızı artmış, ancak öngörülen hedeflerin gerisinde kalmıştır. Tamamlanan anlaşmalar 2011’e göre iki katına çıkarak 2,34 milyar avroya (GSYH’nin %0,4’ü) yükselmiş, ancak yine de 2005-2008 dönemi ortalamasının yarısı büyüklüğüne erişememiştir. Bir kamu bankası olan Halkbank’ın ikincil piyasa arzı toplam özelleştirme gelirinin %65’ini oluşturmuştur. Hükümetin gelen teklifleri reddetmesi üzerine otoyollar ve köprülerin özelleştirme ihalesi iptal edilmiştir. Özelleştirme ihaleleri 2013’ün başlarında özellikle enerji sektöründe devam etmiştir. Sonuç olarak, Hükümetin ana sektörlerdeki fiyat belirleme mekanizmalarına müdahalesinin sürmesi nedeniyle fiyat serbestleşmesi hususunda ilerleme olmamıştır. Özelleştirme yeniden hızlansa da göreceli olarak düşük seviyelerde kalmıştır.

Fasıl 15: Enerji

Arz güvenliği konusunda, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki Trans-Anadolu Boru Hattı Projesine (TANAP) ilişkin Hükümetlerarası Anlaşma ve eki olan Ev Sahibi Ülke Anlaşması Mart 2013’te onaylanmıştır. Türkiye ve Azerbaycan arasında Türkiye’ye doğal gaz satışı, doğal gazın Türkiye üzerinden transit geçişi ve doğal gazın Türkiye üzerinden taşınması için müstakil bir boru hattının oluşturulmasına ilişkin anlaşma, Ekim 2012’de Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. Haziran ayında, doğal gazın daha batıya dağıtımını sağlamak üzere, TANAP ile bağlantı kurmak amacıyla Trans-Adriyatik Boru Hattı Projesi (TAP) seçilmiştir. Şeffaf bir doğal gaz transit rejimi konusunda gelişme kaydedilmemiştir.
Türk Petrol Kanunu Haziran ayında kabul edilmiştir. Kanun’un amacı, hidrokarbon kaynakların etkili bir şekilde araştırılması, geliştirilmesi ve üretilmesi için Türk kıyılarının ve açık denizlerin üçüncü kişilere açılmasını sağlamaktır.
Türkiye elektrik şebekesinin, Avrupa Elektrik İletim Sistemi Operatörleri Şebekesi (ENTSO-E) Avrupa Kıtası Senkron Bölgesi ile deneme paralel işletme bağlantısı üçüncü ve son aşamasının nihai safhasındadır. Kalıcı bir senkron işletimi ile ilgili nihai bir kararın verilebilmesinden önce, Türk iletim sistemi operatörünün (TEİAŞ) geriye kalan bazı meseleleri ele alması gerekmektedir. Gürcistan ile asenkron elektrik bağlantısının inşası ileri düzeydedir.
Enerji iç piyasasına ilişkin olarak, piyasada daha fazla rekabet yaratmak ve AB Elektrik Direktifi (“üçüncü paket”) ile uyumu geliştirmek amacıyla, Mart 2013’te yeni bir Elektrik Piyasası Kanunu yürürlüğe girmiştir. Enerji iç piyasası ile genel uyum daha fazla geliştirilmiştir ve tatmin edici düzeydedir. Kanun’un uygulanmasına yönelik yönetmeliklerin çıkartılması süreci devam etmektedir; Kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde, uygulama mevzuatının tamamı yayımlanmış olacaktır. Mart 2013’te, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), dağıtım sistemi ile toptan satış sisteminin ayrıştırılmasından kaynaklanan fiyat farklılıklarından tüketicilerin korunması amacıyla elektrik fiyatı eşitleme mekanizması oluşturulmasına ilişkin bir tebliğ yayımlamıştır.
Elektrik piyasalarındaki toptan satış işlemlerinin düzenlenmesi ve elektrik piyasası kapsamındaki faaliyetlerle ilgili finansal işlemlerde uzlaşma sağlanması amacıyla yeni bir kurum olan Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi kurulmuştur. Ancak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) dağıtım şirketlerini izleme ve denetleme görevi, AB müktesebatına uygun olmayan bir şekilde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına devredilmiştir.
Aralık 2012’de yayımlanan “Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği”, elektrik enerjisi arz güvenliğini, ticaretini ve hizmetlerin teknik kalitesini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. 2013 yılı için, serbest tüketici eşiği 25.000 kWh’den 5.000 kWh’ye düşürülmüştür; bu da teorik anlamda piyasanın %85 oranında açılmasına denk gelmekte, 2015 yılına kadar tüm tüketicilerin serbest tüketici yapılması amaçlanmaktadır. Elektrik dağıtım varlıklarının özelleştirilmesi ile ilgili ihaleler, 2013 yılının ilk çeyreğinde tamamlanmıştır. Üretim varlıklarına ilişkin olarak, ihalelerin 2016 yılına kadar sonuçlandırılması amacıyla, özelleştirilecek tesisler (16.000 MW’lık toplam kapasiteli) ayrı portföy grupları olarak yeniden yapılandırılmıştır. 2016 yılına kadar ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanacağından, maliyet esaslı tarifeler konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.
Doğal gaz piyasasına ilişkin olarak, Ekim 2012’de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB), “Doğalgaz Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” hakkında kamuoyuyla istişarelerde bulunmaya başlamıştır. Doğal gaz piyasasındaki evsel olmayan tüm tüketiciler, 2013 yılında serbest tüketici olmuşlardır. EPDK, bazı dağıtım bölgelerindeki perakende satışlarda uygulanacak tarife metodolojisini kabul etmiştir. EPDK, Aralık 2012’de Rusya ile olan sözleşmenin sonlandırılmasını müteakip, 6 milyar metreküplük Rus doğal gazının ithal edilmesi için dört özel sektör şirketine, teslimatlar Ocak 2013’te başlayacak şekilde ithalat lisansı vermiştir. İthal doğal gaz portföyündeki özel sektör payı %25’e ulaşmıştır. Boru Hatları leİ Petrol Taşıma Anonim Şirketinin (BOTAŞ) mevcut ithalat lisanslarının süresi, Haziran 2013’te EPDK tarafından 10 yıl daha uzatılmıştır. Bakanlar Kurulu Kararı ile ihale kapsamındaki doğal gaz bölgeleri dışında kalan uzak ve izole bölgelerde gerekli yatırımların yapılması konusunda BOTAŞ görevlendirilmiştir. Doğalgaz Piyasası Kanunu’nun gereklerini yerine getirmek üzere kontrat devri programı veya BOTAŞ’ın faaliyetlerinin ayrıştırılması konularında gelişme kaydedilmemiştir.
Yenilenebilir enerji konusunda, Enerji Sektörü Araştırma-Geliştirme Projeleri Destekleme Programına (ENAR) Dair Yönetmelikte yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi de amaçlanarak değişiklik yapılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu, lisans başvuru sürecinin kolaylaştırılması amacıyla, rüzgâr ve güneş enerjisi ölçüm standartlarını revize etmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından lisanssız elektrik üretimi sınırı 0,5 MW’den 1 MW’ye çıkarılmıştır. 2012 yılı sonunda, elektriğin %27,2’si (2011 yılında gerçekleşen %26’yı aşarak) yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmiştir. Haziran 2013’te, EPDK, güneş enerjisi kaynaklarından elektrik üretimi için lisans başvurularını kabul etmeye başlamıştır. Bu konudaki talepler, onay için önerilen 600 MW’ın 15 katını aşmıştır. Uygulamaya yönelik mevzuatın kabul edilmesinin ardından, yenilenebilir enerji tesislerinin izin, belge ve lisans almalarına yönelik kolaylaştırılmış idari prosedürler, yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjinin hızlı bir şekilde devreye sokulmasına katkı sağlayacaktır.
Enerji verimliliğine ilişkin olarak, enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin yetkilendirmeleri devam etmiştir. Enerji Verimliliği Strateji Belgesinde tanımlanan hedeflerin gerçekleştirilmesi için, strateji belgesinin etkili bir şekilde uygulanması amacıyla hâlâ iddialı ve koordineli bir eylem planının oluşturulması gerekmektedir. Yeni kurulan Genel Müdürlüğün kapasitesinin, mümkünse (AB’ye üye birçok ülkede olduğu gibi) açık bir koordinasyon işlevi olan etkili bir kurum oluşturularak, güçlendirilmesi için ilave çabalara ihtiyaç duyulmaktadır. Enerji Verimliliği Kanunu ve ilgili mevzuat, 2012 Enerji Verimliliği Direktifi ile uyumlu değildir.
Nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma konularında, Mart 2013’te Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından, “Radyoaktif Atık Yönetimi Yönetmeliği” ile “Nükleer Tesislerde Serbestleştirme ve Sahanın Düzenleyici Kontrolden Çıkarılmasına İlişkin Yönetmelik” yayımlanmıştır. Türkiye, Karadeniz kıyısında yer alan Sinop’ta ikinci bir nükleer güç santralinin inşa edilmesine ilişkin ihalenin Japon-Fransız konsorsiyumuna verilmesi suretiyle nükleer programına devam etmiştir. Bu tesisin toplam kurulu kapasitesi 4.500 MW olacaktır. “Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı”nın TBMM tarafından kabul edilmesi beklenmektedir. 2005 yılında, Avrupa Topluluğu Acil Radyolojik Bilgilerin Değişimi Anlaşması (ECURIE) hakkında TAEK tarafından imzalanan anlaşma henüz onaylanmamıştır. Mevcut yönetmeliklerin AB müktesebatıyla uyumlu olduğunun doğrulanması gerekmektedir. Çerçeve bir nükleer kanununun kabul edilmesi konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.

Sonuç

Enerji konusunda iyi düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. Elektrik sektörünün serbestleştirilmesi ve Elektrik Direktifi ile uyum seviyesi ileri düzeydedir. Ancak, işleyen bir rekabetçi piyasa ve doğal gaz sektöründe mevzuat uyumunda ilerleme konusunda hâlâ eksikler bulunmaktadır. Kolaylaştırılmış idari prosedürler aracılığıyla, yenilenebilir enerji sektöründeki ilerlemenin hızlandırılması gerekmektedir. Enerji verimliliği ve nükleer enerji konularında, özellikle ilgili AB Direktifleriyle uyum bakımından ilave çabalara ihtiyaç bulunmaktadır. Genel olarak, Türkiye enerji alanında oldukça ileri bir uyum düzeyindedir.(Enerji Enst.)

30 Ekim 2013 Çarşamba

MÜKEMMEL TÜRKİYE İÇİN 6 SİGMA-İSRAFI ÖNLEYELİM

İsrafı Önleyen, Maliyeti Düşüren, Problem Çözen ve hata azaltan Yönetim Anlayışı
altı sigma felsefesi
altı sigma şirketlerin, karlılıklarını önemli ölçüde iyileştirmelerini sağlayan bir yönetim sistemidir. bu sistemde, fire ve kaynak kullanımı minimize edilirken müşteri memnuniyeti ve sadakatinin arttırlıması için iş süreçlerinin gözden geçirilip, iyileştirilmesi esastır.
altı sigma, şirket içerisinde yapılan herşeyde -üretimden sipariş almaya kadar- daha az hata yapılması yönünde rehberlik yapar. kalite kontrol sistemleri ticari, sanayi ve tasarım hatalarını yakalamaya ve düzeltmeye odaklanırken, altı sigma çok daha geniş manada, hataların ve firelerin bir daha hiç olmaması için süreçlerin iyileştirilmesine yönelik spesifik bir metod sunar. 
altı sigma çalişma şekli 
altı sigma stratejisinde ilk adım, sizi alışılmış düşünme şeklinden çıkartacak sorular sorulması ile atılır. bu sizin olağan gibi kabul edilen konuları gözden geçirmenize ve yeni bir yön edinmenize faydalı olur. altı sigma şirkette kötü alışkanlıkların ve bürokrasinin azaltılmasını sağlar. operasyonun içinde olan ve müşteriye en yakın kişiler, müşteri beklentilerini karşılamak için çok motive bir şekilde çalışırlar. belli ürünlerin şirket içinde yapılış şekilleri ve süratleri gözden geçirilmeye ve analiz edilmeye başlandığında, çalışanlar daha kaliteli ürünleri daha kısa zamanda nasıl yapacaklarını araştırmaya başlarlar.
altı sigma metodunun içerdiği zor sorular bizleri, rakamlar ile ölçülebilir cevaplar vermeye mecbur ettiği için, şirket içersinde kültür değişimi de başlar ve hızlanır. ve altı sigma sayesinde şirketler bir ürün veya hizmet üretimindeki her türlü süreçlerini, rakamlarını ve adımlarını gözden geçirmeye başlarlar. bunun sonucunda da şirketler, performansı yani başarıyı nasıl ölçeceklerine karar verirler, yani girdileri ve çıktıları ölçmeye başlarlar. çünkü ölçülemeyen birşey değişitirilemez.
sonuç olarak altı sigma sistematik bir soru sorma sürecidir; bu süreçte elle tutulur ve ölçülebilir cevaplar aranmakta, bu cevaplar ile de karlı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmaktadır. 
altı sigma tanımı 
altı sigma müşteri beklentilerinin karşılanmasında mükemmele yakın bir performans hedefidir. istatiksel tanım olarak altı sigma, bir sürecin performansının milyonda 3.4 hata olasılığını aşmaması demektir. yani milyonda 3.4 'den daha az hata yapılması demektir. 
yönetimsel olarak baktığımızda ise altı sigma, şirketin, daha fazla müşteri memnuniyeti, karlılık ve rekabetçilik yönünde pozisyonlanmasını sağlayan tam bir "kültür değişimi" dir. bu sistemin uygulandığı şirketlerde yaşanan değişimi gözlemlediğimizde kültür değişimi tabirinin hiç de abartma olmadığını görebiliriz. 
altı sigma'nın en temel özellikleri müşteri ihtiyaçlarının çok iyi anlaşılması, verilere dayalı bir karar mekanizması kurulması ve süreçlerin disiplin içinde uygulanması olup, bunların sonucunda da; 
hatalar azalmakta 
çevrim süreleri kısalmakta 
stok seviyeleri düşmekte 
verimliliğin yükselerek, maliyetlerin de azalması sonucunda 
yüksek müşteri tatmini ve artan pazar payı ile birlikte karlılık artışı sağlanmaktadır ( www.israf.org)

23 Ekim 2013 Çarşamba

İSRAFLAR OLMASAYDI TÜRKİYE NELER KAZANABİLİRDİ?

Prof. Aziz Akgül, enerji tüketimindeki yüzde 25 oranındaki tasarruf potansiyelinin, 11.500.000 ton eşdeğer petrole karşılık geldiğini belirtti. Akgül, israflar olmasaydı Türkiye’nin neler kazanabileceği ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.
Enerji İsrafı
Enerji tüketimindeki yüzde 25 oranındaki tasarruf potansiyeli, 11.500.000 ton eşdeğer petrole karşılık gelmektedir. Ülkemizin enerji tasarruf potansiyeli % 25 olarak tespit edilmektedir. Tüketiciler açısından konuyu daha dikkate değer kılan ise, bu tasarruf potansiyelinin konutlarda % 35’e varmasıdır. Bir diğer ifadeyle, konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin % 35’i israf edilmektedir.
Enerji tasarruf yöntemleri
Akkor flamanlı 100 watt’lık (W) normal bir ampulle bir ailenin aylık tüketimi 100 kilovat saate (kWh) ulaşırken, aynı ışık akışını veren kompakt fluoresan ampul kullanıldığında aylık tüketim 20 kWh’ya kadar düşüyor. Türkiye’de tüketilen toplam elektrik enerjisi içinde aydınlatmanın payının yüzde 25 civarında olduğu düşünüldüğünde, bu, Türkiye genelinde ayda 1 milyar 120 milyon kWh’lık bir tasarruf anlamına geliyor.
Elektrik ocaklarında, kullanılan tencere çapının ocak çapından büyük olması, % 30 oranında enerji tasarrufu sağlar.
Özellikle yemek ısıtmada mikrodalga fırın kullanmak, % 60-65 oranında enerji tasarrufu sağlar.
Ocaklarda tabanı düz tencere ve tava kullanılması, pişirme alanı artışı ile enerji tasarrufu sağlar.
Fırınlarda pişirme işlemini seramik ve cam tencerelerle yapmak tasarruf sağlar.
Tencere ve tavaları uygun kapaklarla iyi kapatarak, % 60 oranında buhar enerjisinden yararlanmak mümkündür
Sebze ve patates haşlamada az su kullanıp, düdüklü tencerelerin tercih edilmesi, % 50-70 oranında tasarruf sağlar.
Pişirme esnasında tencerenin kontrol amacı ile sık sık açılmaması halinde, enerji kaybı en aza iner. Pişme işlemi bitmeden önce ocağın kapatılarak, son birkaç dakika için enerji kullanmadan pişme sürecini devam ettirmek mümkündür. İlk baştaki güçlü pişirme ateşi sonradan kısılarak azaltılmalıdır.
Fırınlar istisnai durumlar dışında önceden ısıtılmamalı, fırın kapağı sık sık açılmamalıdır. Küçük tepsileri büyük fırınlarda pişirmek enerji kaybını arttırır. Fırının pişme süresinden önce kapatılması halinde 5-10 dakikalık tasarruf sağlamak mümkündür.
Yumurtalar, tencerede değil, yumurta pişiricilerde haşlanmalıdır.
Donmuş gıdalar oda sıcaklığında çözdürülmelidir.
Mikrodalga fırının iç yüzeyi temiz tutulmalıdır.
Pişirilecek malzemeler hazır tutulmalı, tenceredeki su kaynadığında ocak kısılmalıdır. Çok büyük kaplarlardaki pişirme işlemi gazlı ocaklarla, az miktar ve küçük kaplardaki pişirme işlemi de elektrikli ocaklarla yapılmalıdır.
Elektrikli fırınlarda turbo sistemliler tercih edilmelidir.
Mümkün olabildiğince israfa sebebiyet vermeden, az miktarda yemek pişirmemek gereklidir. Yemek ısıtmak, yeni yemek pişirmekten az enerji harcar.
Aşırı pişirme ve kömürleşmeyi önlemek için, fırınlarda saat (timer) ve termometre kullanılmalıdır.
Mutfağın gün ışığıyla aydınlanması, %15 oranında tasarruf demektir.
Bulaşık ve çamaşır makineleri tam dolu olarak çalıştırılmalıdır.
Yazın aydınlanmada ısı yayma özelliği az olan flüoresan lambalar kullanılmalıdır.
Klimaların bakım ve temizliğine dikkat edilmesi, 10 yaşından sonra bu cihazın değiştirilmesi % 40 oranında tasarruf sağlar.
Gece/gündüz kullanılmayan alanlar soğutulmamalıdır.
Buzdolabı, ısı yayan aletlerden ve ısı kaynaklarından uzak tutulmalıdır. Buzdolabının duvara uzaklığı 10 cm. den az olmamalıdır. Buzdolabının kapı contası ve izolâsyonunun sağlam olmasını sağlanmalıdır. Buzdolabının arkasındaki tel paneli (radyatör) sık sık temizlenmelidir. Buzdolabının kapısı açık tutulmamalı, içindekilerin düzenli olarak yerleştirilmesiyle kullanımı kolaylaştırılmalı, buzları düzenli olarak eritilmelidir.   Buzdolabı soğuk ve havalandırılabilen alanlarda bulundurulmalıdır. Buzdolabının soğutma sıcaklığı için -7°C, derin dondurucu için -18°C tercih edilmelidir. Uzun süreli konuttan ayrılmalarda en düşük soğutma seviyesi tercih edilmelidir. Buzdolabının içine konulan tüm gıda maddeleri kapalı kaplarda bulundurulmalıdır.
Banyo ve tuvaletlerin gün ışığı ile aydınlatılması tercih edilmelidir.
Merdiven otomatiklerinde sensörlu sistemler kullanılmalıdır.
Elektrikli araçlar stand-by konumunda bırakılmamalıdır.
Televizyon ve radyolar sürekli açık tutulmamalı, seyredilecek programlar dışında kapatılarak, hem zaman hem de enerji israfı engellenmelidir.
Terk edilen mahallin lambası, kısa bir süre sonra dönülecek olsa dahi kapatılmalıdır.
Aydınlanmada yüksek watt’lı ampüller yerine, tasarruflu ampüller tercih edilmelidir.
Ütülenecek giyecekler enerji israfını önlemek için biriktirilerek ütülenmelidir.
Az miktar suyun ısıtılması için su ısıtıcılar tercih edilmelidir.
Aydınlatmada Enerji Tasarrufu
Bir akkor lamba, kompakt fluoresan lamba ile değiştirildiğinde yüzde 80 kadar aydınlatma maliyeti azalır. Eğer kullanıcının bütçesi bir defada bir çok fluoresan lamba almaya elvermezse, geride kalanları değiştirmek için, aylık olarak sıraya konarak tamamlanması mümkündür. Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır. Aile bireylerinin odadan ayrılırken, lambaları kapatmalarını hatırlatacak notlar konması faydalı olacaktır.
Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılmalıdır. Odalar, doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde düzenlenmelidir. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek, elektrik faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir. Dış kapı ışıldakları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50-90 watt’lık bir halojen lamba, iki kat fazla watt’lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma elde edilir. Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalıdır. İyi yapılmayan bakım sonucunda lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını azaltır. Duvarlar ve tavanlar açık renkli boya ile boyanmalı, dekorasyon eşyaları mümkün olduğunca açık renkli seçilmelidir. Lamba ışık çıktısı verimli olarak kullanılmalıdır. Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar. Dekoratif lambalar ışığı sizin istemediğiniz yönlere gönderir. Açık renk, şeffaf gölgelikli abajurlar ışığı daha iyi geçirirler. Zamanlayıcılar, fotoseller, ya da yaklaşım sensörleri vasıtasıyla aydınlatmanın kontrol edilmesi de enerji tasarrufu sağlar.
Elektrik ev aletlerinde enerji tasarrufu yöntemleri
Buzdolabı: Buzdolaplarının verimli kullanılmasında öncelikle düzenli olarak bakım yaptırmak gerekiyor. Ayrıca, buzdolabının etrafının toz ve hava sirkülasyonunu etkileyici diğer maddelerden ve ısı kaynaklarından uzak tutulması gerekiyor.
Klimalar: İhtiyaçtan çok büyük bir klima enerji kaybına sebep oluyor. Evin güneş alan kısımlarının ağaçlarla gölgelenmesi, cam filmleri, pencere ve duvar tenteleri pasif soğutma yöntemlerinin uygulanması da klimanın soğutma yükünü azaltıyor, dolayısıyla daha az enerji kaybına sebep oluyor.
Ocak ve Fırınlar: Eğer evde birkaç tane fırın varsa daima küçük olanı tercih edilmesi gerekiyor. Çok gerekli değilse ön ısıtma yapılmaması, yapılsa bile bu süre 10 dakikayı geçmemesi gerekiyor. Mikrodalga fırınlarda pişirme 2-10 dakika, ısıtma ise 10-30 saniyede gerçekleşiyor, bu nedenle geleneksel fırınlara göre yüzde 66 daha az elektrik harcıyorlar.
Çamaşır Makineleri: Yüksek sıcaklıkta yıkamak yerine ılık suyla yıkamak, durulamanın ise soğuk su ile yapılması gerekiyor. Ayrıca, yıkama programları tam kapasite çalıştırılmalıdır. Eğer mümkünse çamaşırlar dışarıda güneş ve rüzgardan yararlanarak kurutulmalıdır. Bu arada, önden yüklemeli makinalar, üstten yüklemeli makinalara göre daha az enerji tüketiyorlar.
Bulaşık Makineleri: Bulaşık makinası yerleştirilirken çevresinde en az 5 cm boşluk bırakılarak, ısınmadan dolayı oluşan sıcak havanın kolayca dağılması sağlanmalıdır. Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için sabah ve akşam saatlerinde yıkama yapılmalıdır. Bulaşıkları ön durulamaya tabi tutmak gereksizdir, gerektiği durumlarda sıcak su yerine soğuk su kullanılmalıdır. Bulaşıkların sanitasyonu için yüksek sıcaklıkta yıkama arzu edilmedikçe 55 derece su sıcaklığı yeterlidir. Tam kapasite dolmadıkça makine çalıştırılmamalıdır.
Elektrikli Süpürge: Elektrikli süpürgenin torbası sık sık boşaltılmalıdır. Bu işlem, süpürgenin emme gücünü yükselteceğinden daha verimli ve daha çabuk temizlemeyi sağlıyor. Ayrıca yılda en az bir kez motor bölümü açılıp, buradaki toz ve pamukçukların temizlenmesi gerekiyor.
Diğer Ev Araçlarında Elektrik Tasarrufu
Küçük ekranlı televizyonlar büyük ekranlara göre daha az elektrik enerjisi tüketiyorlar. Ses düzeyinin düşük tutulması da elektrik enerjisi tüketimi azaltıyor. Saç kurutma işlemi mümkün olduğu kadar havlu ile makina kullanmadan yapılması gerekiyor. Ortalama olarak, bir saç kurutma makinasının 10 dakika çalışması 60 watt’lık bir lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer bir enerji tüketiyor. Bu arada, akıllı sayaçlar ile puant tarifesinden yararlanarak, elektrik tüketiminin indirimli ücret tarifesi uygulanan zaman dilimlerine kaydırılmasıyla, aynı miktarda tüketilen elektrik için daha az ücret ödeniyor.
Doğalgazda Tasarruf Yöntemleri
Doğalgazlı ve gazlı ocaklarda verimi yüksek olanlar tercih edilmelidir. Camlarda ısıcam (çift cam) sistemi kullanılmalıdır. Böylelikle, kışın ısı kaybında % 40-50, yazın ısı izolasyonunda ise %15 oranında tasarruf sağlamak mümkündür. Kuru havada soğuk daha çok hissedilir. Bu nedenle, kışın odalar nemlendirilmelidir. Geceleri ve konuttan uzun süreli ayrılmalarda sıcaklık ayarı düşürülmelidir.
Radyatörlerin üzeri, önü estetik sebeplerle kapatılmamalıdır. Radyatör arkasındaki duvara folyolu levhalar konulmalıdır. Böylece, %15 oranında yakıt tasarrufu sağlamak mümkündür. Pencere ve kapı izolâsyonu, %15 oranında tasarruf demektir. Kalın ve pencereyi tamamen kapatan perdeler kullanılmalıdır.
Kışın oda havalandırması, tam açık pencerelerle kısa süre için yapılmalıdır. Gece/gündüz kullanılmayan alanlar ısıtılmamalı, kapılar kapalı tutulmalıdır. Zaman ayarlı termostat kullanılmalıdır. Termostatlar kapı, pencere ve ısı veren aletlerin uzağına monte edilmelidir. Konuttan bir günden fazla ayrılınması halinde termostat kapatılmalıdır. Termostat 19-20 °C ye ayarlanmalıdır. Bunun üzerindeki her 1 °C, % 6 daha fazla doğalgaz tüketimidir.
Binanın çatı, duvar ve pencere izolasyonunun tam olması halinde; çatı yalıtımında % 20, dış duvar yalıtımında % 15, pencere kapı yalıtımında % 15, sızdırmazlık önlemleriyle % 10 oranında enerji tasarrufu sağlanır. Bu türden ısı yalıtımı inşaat maliyetini en fazla %3 arttırırken, yıllık yakıt tüketimi ise %50 azalmaktadır.
Doğalgaz sobasının filtreleri ayda bir kez temizlenmeli ya da değiştirilmelidir. Mümkünse evin etrafını yeşillendirilmelidir. Kullanılmayan baca delikleri kapatılmalıdır.
Doğalgazlı ısınma aracı alımında verimi yüksek olanları tercih edilmelidir. Bacalı doğalgaz cihazları dolap içerisine yerleştirilmemelidir. Bu durum cihazın ortamdan hava almasını engeller ve verimini düşürür. Doğalgaz tesisatları korunmalı ve kontrol edilmelidir. Kaçaklara karşı dikkatli olunmalıdır. Apartman kapıları kapalı tutulmalıdır. Doğalgazın yabancı kaynaklı, yabancı para birimi ile satın alınan ve ana vanası yabancıların elinde olan bir enerji kaynağı olduğunu unutulmamalıdır.
Kâğıt İsrafı
Kâğıt israfının yaygın olduğu alanlar şu şekilde belirlenmektedir:
Tek yönlü çekilen fotokopiler, tek yönlü alınan yazıcı çıktıları, bozuk yazıcılardan kaynaklanan israflar, gereksiz ve ihtiyaç fazlası bastırılan not kâğıtları ve promosyona yönelik üretilen not kâğıtları, gereksiz yere basılan, kullanılan duvara asılan kâğıt tablolar…
Kâğıdın arşivlemede kullanılması (Resmi daireler, hastaneler, okullar, şirketler), promosyon ve reklâm amacıyla ihtiyaçtan fazla basılan broşür, takvim, ajanda ve afiş, gereksiz defter kullanılması, defterlerin tamamen kullanılmaması, gereksiz basılan dergi, gazete eki, bülten, magazin ve tanıtım dergileri, marketlerin fiyat dergileri, “daha çok sayfa daha ucuza basılır” mantığıyla basılan çok sayfalı kitaplar…
Kâğıt kullanımında geri dönüşüm çok önemlidir. Bu konu, devlet politikası olarak kabul edilmeli ve kişisel kâğıt kullanımından kurumlara kadar her alandaki kâğıt kullanımında geri dönüşüm sağlanmalıdır.  Bir ton kullanılmış gazete kâğıdı geri kazanıldığında 8 çam ağacının kesilmesini önleyebilir. Bir büro elemanı, yılda ortalama 81 kg kâğıdı çöpe atmaktadır.
İsraflar Olmasaydı Türkiye Neler Kazanabilirdi?
İsraf gereksiz, amaçsız ve yararsız yere yapılan faaliyetler olarak tanımlanmaktadır ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı olarak, israfın alanlarını da 4 kategoride değerlendiriyoruz.  Bunlar;
Altın israf alanları: En çok israfın olduğu alanlar. Gümüş israf alanları: Birinci sınıfa nazaran nispeten daha az israf alanı olanlar. Bronz israf alanları ve Düz alanlar olarak tanımlanabilir.
Altın israf alanları; Türkiye’deki en büyük israf alanı temsil eder.  Türkiye’de altın israf alanına örnek olarak iç borç faizi verilebilir. Buna  anapara dahil değildir. Sadece iç borç faizi, 2003 yılında  52.6 Milyar YTL’den 2007 yılı sonunda 41 Milyar 540 milyon YTL’ye inmiş olmasına rağmen, hala Türkiye’nin en büyük israf alanlarındandır.
En büyük israf alanlarından 41 Milyar 540 milyon YTL iç borç faiz ödemesi yapılmayıp, tasarruf elde edilmiş olsaydı, sözkonusu meblağla;
Her biri 60 bin YTL değerinde 692 bin konut yapılabilir ve konut sorunu tamamen çözümlenme  yoluna gidilebilirdi.
Her birisi 300 yataklı ve tanesi 19 milyon YTL değerinde 2.186 hastane, ülkemizdeki sağlık sistemi tamamen rahatlatılmış olurdu.
Her birisi 1 milyon 250 bin YTL değerinde 16 derslikli yaklaşık 33 bin ilköğretim okulu yapılarak, eğitimde fiziki kapasite artırılarak, her dershane 30 öğrencinin okutulması hedefi yerine getirilmeye başlanmış olabilirdi.
Kilometresi 1 milyon 500 bin YTL olan yaklaşık 28 bin km otoyol yapılarak ülke kalkınması için gerekli ulaşım altyapısı tamamlanırdı.
İstanbul için hayal edilen ve yaklaşık 2.6 milyar dolar krediye ihtiyaç duyulan İstanbul tüp geçit projesinden 6 tanesi tamamlanırdı.
Her bir ihracatçı veya KOBİ’ye 150 bin YTL kredi verilmiş olsaydı, 276.000 işletmeye kredi verilebilirdi.
Yoksulların işadamı olması çerçevesinde, her bir dar gelirliye 3 bin YTL mikrokredi verilmesi durumunda, halen Türkiye’de yoksulluk sınırı altındaki 13 milyon 847 bin yoksul vatandaşın ülke ekonomisine katkıları sağlanıp, gelir dağılımındaki adaletsizlik önlenerek, refah seviyesi geliştirilebilirdi.
Dolayısıyla, altın israf alanı olarak Türkiye’nin en önemli israf alanı, iç borç faizi olarak görülmektedir.
İkincisi ve gümüş israf alanı olarak sosyal güvenlik sistemine bütçeden; primlere ilave olarak aktarılan kaynağı gösterebiliriz. 2003 yılında, yaklaşık 15.5 milyar YTL olarak aktarıldı. 2007 yılında ise 33 milyar 60 milyon YTL aktarıldı.
Sosyal güvenlik sistemi, esas itibariyle, prim esasına dayanan bir sistemdir. Kendi kendini finanse etmesi gerekirken, bu yeterli olmuyor. Çünkü, 1990’ların başında, yanlış uygulanan politikalar sonucunda, sistemde büyük bir açık meydana geldi. Dolayısıyla, yatırımlara, eğitim ve sağlığa ayrılması gereken kaynakların bir kısmının sosyal güvenlik sistemine aktarılması mecburiyeti hasıl oldu.
Üçüncü israf alanı olarak belirlediğimiz üçüncü büyüklük de bronz israf alanları. Kamu kesimindeki her türlü israf alanı bu çerçevede değerlendirilebilir.
Dördüncüsü ise düz alanlar. Bunlar da, evimizde, işyerimizde yaptığı israflar olarak ifade edilebilir. Enerji israfıyla ilgili, konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin yüzde 35’ini israf ediyoruz. Bir başka ifadeyle, enerji için harcadığımız her 100 YTL’nin 35 YTL’si israftır. Hergün 3 milyon 750 bin nüfusu olan İzmir ili nüfusu kadar ekmek israf ediliyor.
Bireysel olarak yapılan israflar içerisinde su israfına baktığımızda, damlaya damlaya akan bir musluk, yılda 6 metreküplük su kaybına sebep olmaktadır. Bunun her konuta maliyeti 12 milyon lira civarındadır. Türkiye’de 18 milyon konuttan sadece yüzde 10’unda böyle bir durum olduğunda, oluşan israf yaklaşık 20 milyar YTL’dir
Diş fırçalarken, el yıkarken ve tıraş olurken yaklaşık 2 dakika için açık bırakılan bir musluk günde 20 litre su tüketiyor, 5 kişilik bir ailede bu rakam 100 litreye ulaşıyor. Bu da aylık yaklaşık 6 milyon liraya tekabül ediyor. Bunu, nüfusumuzun yüzde 20’nin yaptığını tahmin ettiğimizde, ülkemizin toplam kaynak kaybı yaklaşık 84 milyar YTL olmuş oluyor.
Kamu Yönetiminde İsrafı Önlemenin Altın Prensipleri Nelerdir?
Gereksiz, amaçsız ve yararsız harcamaları ve faaliyetleri yapmayın ve asla kamuda tasarruf genelgesi yayınlamayın. Her birim veya kamu faaliyeti için “niçin” sorusunu sorun ve eğer bu iş veya işlem gereksiz ise, finanse etmeyin. Yardıma ihtiyacı olmayanlara çeşitli kanallardan yardım yapmayı durdurun. Şeffaflığı ve vergi adaletini sağlayın.
Olumlu kişilik yapısının kamu kesiminde hâkim kılınmasını sağlayın. Sorumsuzluğu teşvik etmeyin. Gelecek nesillere adil olmayan ve gereksiz borç yükü bırakmayın. Elektronik ortamı etkin olarak kullanarak ve piyasa şartları dâhilinde sistemin rekabetçi ve adil bir şekilde çalışmasını sağlayın. Kamu kesiminin gereksiz müdahalesini durdurun.
Herkes “önce toplumsal menfaatler” mantığıyla üzerine düşeni yapmalıdır. Performansa dayalı açık, şeffaf ve adil bir personel yönetim anlayışı hâkim kılınmalıdır. Herkese açık ve adil değerlendirmenin sonunda katma değer oluşturabilecek projeleri finanse edin. Sıfır hatayı esas alan altı yönetim yaklaşımı ile 80/20 prensibini uygulamaya koyun. Hizmet standartlarını uygulamaya koyarak, verimliliği ve etkinliği esas alın. Kamu yönetimindeki süreçlerin etkinsizliğinden veya örtüşmesinden kaynaklanan zaman ve para harcamalarını yapmayın. Gereksiz veya çağın gerisinde kalmış uygulamalara ilişicin kamu faaliyetleri ve süreçlerini ortadan kaldırın.
İsrafa Çözüm Önerisi
Gereksiz, amaçsız ve yararsız yere asla iş ve işlem ile harcama yapılmamalıdır. Bu maksatla; 80/20 Prensibi Uygulanmalıdır. Bir milyon işlemden en fazla 3 hataya izin veren Altı Sigma Yönetim Yaklaşımı Uygulanmalıdır. 80/20 Prensibi; sebepler ile sonuçlar, girdiler ile çıktılar ve gayretler ile başarılar arasında bir dengesizlik olduğunu ifade eder. 80/20 Prensibi; sebeplerin, girdilerin veya gayretlerin çok azıyla, sonuçların, çıktıların veya başarıların çoğunluğunun elde edilmesini ifade eder.
Tipik bir uygulamada; çıktıların %80’i girdilerin %20’sinden, sonuçların %80’i sebeplerin %20’sinden veya başarıların %80’i gayretlerin %20’sinden kaynaklanır. altı sigma; her ürün, hizmet, süreç ve işlemden hataların yanlışların ve kusurların tamamına yakınının elenmesini hedefleyen ve 1 milyon işlemde en fazla 3 hatayı öngören bir israfı önleme ve yönetim yaklaşımıdır.
Maliyetleri azaltır. Verimliliği iyileştirir. Vatandaş / müşteri sadakatini artırır.  Çevrim süresini azaltır.  Hataları azaltır. İsrafa yönelik kurum kültürünü değiştirir. Ürün / hizmetleri iyileştirir.

20 Eylül 2013 Cuma

Hiçbir ev aletini fişte bırakmayın!

Elektronik teknolojilerindeki gelişmeler, toplumun tüketim ihtiyaçlarını önemli ölçüde etkiliyor. Buna bağlı olarak daha fazla insanın evinde çalışmaya başlaması ile ortalama bir ev için güç gerektiren cihazların sayısında önemli ölçüde artış görüyoruz. Günümüz evlerinde mutlaka bir bilgisayar, yazıcı, fax, video ve CD göstericiler bulunuyor. Bilgisayarsa bu cihazlar içinde en hızlı elektrik yükü oluşturan cihaz.
İzlemiyorsanız TV’ yi kapatın
TV’ler, Video’lar, CD göstericiler, kablosuz telefonlar, soygun alarmları, mikro dalga fırınlar, çalışmadıkları zaman da, stand-by modunda enerji tüketmeye devam eder. Bu enerji saat göstergesi, hafıza yongası ve uzaktan kumanda fonksiyonu için harcanır. Bu tip enerji tüketimine leakage (sızıntı) adı verilir ve aletin kendi enerjisinin yaklaşık yüzde 5′i kadardır.
Stand-by modunda, enerji sızıntılarının azaltılması amaçlı dünyada çok sıkı çalışma yapılıyor. Örneğin, Energy Star etiketli yeni teknoloji TV ve videolar kayıp enerjiyi yüzde 75′e kadar azaltabiliyor.
Energy Star etiketli PC, fax, yazıcı ve tarayıcı gibi evde kullanılan ofis cihazları ise, kullanılmadıkları zaman otomatik olarak uyuma moduna geçer buna bağlı olarak güç azaldığı için enerji tasarrufu sağlanır ve cihaz ömrü uzar.
Radyolar 100 saat kullanıldığında, renkli televizyonlar ise 5-7 saat kullanıldığında 1kWh elektrik enerjisi tüketirler. Küçük ekranlı televizyonlar büyük ekranlılara göre daha az elektrik enerjisi tüketir. Unutmayın TV’de ses düzeyinin düşük tutulması da elektrik enerjisi tüketimini azaltır.
Ütü
Çamaşırların nemli olarak ütülenmesi, buharlı ve termostatlı ütülerin tercih edilmesi önemli faktörler. Ütüleme işini, ütüyü tekrar ısıtmak gerekmeyecek şekilde bir defada yapmaya çalışın.
Saç Kurutma Makinası
Saç kurutma işlemi mümkün olduğu kadar havlu ile makina kullanmadan yapılmalı. Kurutma makinasının 10 dakika çalışması 60 Watt’lık bir lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer bir elektrik tüketir.