16 Ağustos 2013 Cuma

ısı giderleri paylaşımı soru cevaplar

SORU
Zemin katında iş yeri, üst katında konut olan binalarda kullanım saatlerindeki farklılıktan doğan ısıtma problemlerini çözümleme adına bu tür yerlerde iş yerleri ferdi olarak ısıtılabilir mi?

CEVAP

Bina kabuğu bir bütündür. İmar yönetmeliğine göre, “Kullanılabilen tüm katlar” deyiminden konut, işyeri, eğlenme ve dinlenme yerleri gibi oturmaya, çalışmaya, eğlenmeye ve dinlenmeye ayrılmak üzere yapılan bölümler ile bunlara hizmet veren depo ve benzeri alanlar anlaşıldığından anılan işyerleri ferdi olarak ısıtılamaz. Ancak çözüm olarak ara katlara ısı yalıtımı yapılabilir.

SORU
Madde 13-(3) de bahsedilen “toplam kullanım alanının 2.000 m2’den büyük olması…” ibaresinde geçen “toplam kullanım alanı” tanımı nedir?

CEVAP
Madde 13-(3)’de belirtilen “Toplam Kullanım Alanı” ibaresi ile; Yönetmeliğin
Madde 4 (1) rr) alt bendinde de belirtildiği üzere “Toplam Kullanım Alanı” ibaresi ile; “Binanın inşa edilen ve kullanılabilen tüm bölümlerinin; duvarlar, kolonlar, ışıklıklar, giriş holleri, açık çıkmalar, hava bacaları, saçaklar, tesisat galerileri ve katları, ticari amaçlı olmayan ve binanın kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, tabii zemin terasları, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor dairesi çıktıktan sonraki alan” ifade edilmektedir.

SORU
Bir parsel içerisinde birden fazla blok mevcutsa, blokların toplam alanı mı hesaplanacak yoksa tek blok olarak mı hesaplanacaktır?

CEVAP
Bir parsel içinde yapılacak bloklar ayrı ayrı yapı ruhsatı alacaklarsa tek bina olarak değerlendirilecek, eğer bir parselde yapılacak bloklar için tek bir yapı ruhsatı alınacaksa toplam blokların alanı hesap edilecektir.

SORU
2.000 m2 üzeri ticari amaçlı binalar (banka, market,büro, vb.) merkezi ısıtma amaçlı olarak VRF, VRV sistemi ile projelendirilebilir mi?

CEVAP
2.000 m2 üzeri ticari amaçlı binalarda (banka, market, büro,vb) merkezi ısıtma amaçlı olarak VRF, VRV sistemi ile projelendirilmesi ile ilgili, BEP Yönetmeliğinde bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak VRF ve VRV sistemleri merkezi sistemin bir parçasıdır. Sıcak bölgelerde hem soğutma hem de ısıtma ihtiyacını gidermek için bu sistemler uygulanabilir. Hatta kaskad sistemiyle ısıtma yapılan binalar merkezi sistem olarak sayılmaktadır.www.bep.gov.tr 

25 Temmuz 2013 Perşembe

Türkiye'de konutlardan yüzde 90'ı yalıtımsız!

Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD) Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Ünlü, ülkede 8 milyon bina bulunduğunu, bunların ancak yüzde 10'unun ısı yalıtımlı olduğunu açıkladı.

TTMD, Erzurum, Samsun ve Kayseri'de, ısı yalıtımı ve enerji verimliliği konusunda 'Yeşil Meslekler İçin Gençlerin Eğitim Projesi'ni başlattı. Projenin tanıtım toplantısına katılan Ünlü, Türkiye'nin enerji konusunda savurgan olduğunu söyledi. Ülkede 8 milyon bina bulunduğunu dile getiren Ünlü, bu binaların yüzde 90'ının yalıtımsız olduğunu ifade etti. Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 75'ini ithal ettiğini dile getiren Ünlü, "Her yıl ortalama 50 milyon dolar tutarında enerji ithal ediyoruz. Isı yalıtımında alınacak küçük önlemlerle ortalama 11 milyon dolar tasarruf etmemiz mümkün. Ancak bizler tedbir almak yerine ev ve işyerlerimizdeki enerjinin yüzde 90'ı ile maalesef sokağı ve havayı ısıtıyoruz." dedi.
BİNALAR DA KİMLİK SAHİBİ OLACAK
Isı yalıtımının ülke ekonomisi için çok önemli olduğuna dikkat çeken Cafer Ünlü, Erzurum'daki konutların, İsviçre'deki konutlara göre ısınmak için 450 kat daha fazla enerji tükettiğini iddia etti. Enerji verimliliği konusunda hükümetin 2007 yılında yönetmelik çıkarttığına da değinen Ünlü, "Yeni ısı yalıtımı yönetmeliğine göre 2017 yılının mayıs ayına kadar bütün eski binaların ısı yalıtımı yaptırmış olmaları gerekiyor. Aksi taktirde ısı yalıtım kimlik belgesini almamış olan konutların satış ve tapuda devri mümkün olmayacak." diye konuştu.
YEŞİL ENERJİ EĞİTİMİ VERİLECEK
Bu arada 'Yeşil Meslekler İçin Gençlerin Eğitimi Projesi' kapsamında makina, inşaat, elektrik ve mimarlık konularında lisans, ön lisans ve lise mezunlarından işsizlere 'Yeşil Enerji' eğitimi verilecek. Cafer Ünlü, Türkiye'de ısı yalıtım mühendisi ve uzmanı konusunda büyük bir boşluk bulunduğuna vurgu yaparak, "Isı yalıtımında büyük bir açık var. Bu açığı düzenlediğimiz meslek edindirme kursları ile kapatmaya çalışacağız." diye belirtti.

19 Temmuz 2013 Cuma

ISI GİDERLERİ PAYLAŞIMI HİZMETİ ve SEKTÖRDE YAŞANAN SIKINTILAR- Ömer Fevzi Onat



Kuruluş amacımız yaklaşık 25 senelik bir birikime sahip olduğumuz, Bilgi- ve Isı Teknolojileri Yönetiminde, bir ilke imza atarak, ülkemizde ilk Isı Tüketim Raporlama Merkezini oluşturmaktır.

Şirketimiz ısı yönetimi uzmanları, ısı yönetiminde metodik, çağdaş ve güvenilir çözümler sunarak,. Enerjinin daha verimli kullanılmasına destek olacak, binalarda enerji tasarrufu sağlamanıza, ısı giderlerinizi adil ve yasal bir şekilde paylaştırmanıza yardımcı olacaktır. Bizler enerji tüketiminde geleceğin stratejilerini geliştiriyor, uyguluyor ve projelerinizde enerji kullanımını optimize ederek, bireysel taleplere uygun en iyi çözümleri sunmaya çalışıyoruz. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz diyor, enerji verimliliğinin bir takım oyunu olduğunu vurguluyor, bu tedbirlerin bina proje aşamasında dikkate alınmasının önemini de bir kez daha hatırlatıyoruz.

Enerji Verimliliği Yasası gereği, enerji tasarrufu artık bir tercih değil bir yükümlülüktür. 1Aenerji AŞ tarafından verilen hizmet; merkezi sistem ile ısınan binalarda daha ekonomik ısınma ve ısı giderlerinin tüketime endeksli daha adil paylaştırılabilmesi içindir. Dünyada boy gösteren enerji krizleri ve enerjinin her geçen gün daha da değerli hale gelmesi, enerjinin daha verimli tüketilmesi için özverili tasarruf önlemlerinin alınmasını zorunlu kılmaktadır.

5627 sayılı enerji verimlilik yasasının 2007 tarihinde yürürlüğe girmesinden bu yana bir çok sorunla karşılaşılmıştır. Sosyal medyada da sıkça gündeme gelen sorunlardan ve bu sorunların yaşanmasına neden olan bir takım yanlış uygulamaları bir kez daha ifade etmede ve paylaşmada yarar olduğunu düşünüyorum. Görülmektedir ki; bu işten anlayanlarında sıkça ikilem içersinde kaldıkları veya yanlış yorumlar getirerek bir karmaşalığa yol açtıkları da aşikardır. Kısacası yanlış hesap Bağdat’ dan döner atalarımız. Yanlış bilgilendirmeler ve her konuda kendini uzman hisseden iş bitiriciler sayesinde Avrupa’ dan ithal ettiğimiz yasa ve teknolojileri yanlış uygulayarak yüzlerce vatandaşı mağdur etmenin yanı sıra, enerji tüketiminde milli servetin yurtdışına akmasını önleyecek olan 5627 sayılı Enerji Verimlilik yasasının gereğini de 2007 yılından bu yana yapamadık, kısacası şimdilik bu işi elimize yüzümüze bulaştırdık.

Bu konuda derdini anlatamayan vatandaşlarımızın derdine derman ve tercüman olmaya çalışanlarda getirim peşindeki baskın taraflarca sindirilmeye çalışıldı. Yıllarca yüz binlerce toplu konuta merkezi sistem yerine kombileri taktık. Yanlış yaptığımızın farkına 30 sene sonra vardık. Gündemde ki daha başka siyasi gelişmelerle zihnen yorulmuş toplumumuzda enerji verimliliği konusunda bilinçlenme ve bir kültürel alışkanlık haline dönüşmesi doğal olarak daha uzun bir süre bizi meşgul edecek gibi görünmekte. Akıllı toplumlar akıllı yöneticilerle ve akıllı teknolojiler ile yönetilir. Ne yazık ki akıllı tüketici toplum profiline dahi henüz sahip olamadık.


Ülkemizin ilk enerji tüketimi veri toplama ve faturalama hizmet merkezi olmaya çalıştığımız bu kısa dönemde sahadaki çalışmalarımız sırasında dikkate alınması gereken yanlış uygulamalar, karışıklıklar ve belirsizliklerle sıkça karşılaştık. Buna en güzel örneklerden biri; birilerinin ‘’ Yakıt parası paylaşımı için tek kolonlu binalara SADECE KALORİMETRE takılır ’’ demesi dahi yetti.










Araştırmadan, sormadan, satış odaklı Avrupa’ nın dahi zamanla terk ettiği M-BUS KALORİMETRELER ne yazık ki, satış sonrası hizmet tarafı önemsenmeyerek uygulandı.Danışmanlık hizmeti verdiğimiz bir çok kişi ve kuruluşta bizlerin bu cihazlara ve teknolojiye karşı olduğumuzu düşündü. Aslında ifade etmek istediğimiz son kullanıcının zarara uğratılmaması için, sorumluluklarımızın bir gereği olarak bizlerin yanlış uygulama ve yanlış teknolojilere olan karşı tutumumuzdu. Yüz binlerce kalorimetre şu sırada bu hizmeti veremez vaziyette ortada kalmış bir halde. Birilerinin satış sonrası okurum, raporlarım her şeyi yaparım diye proje kaybetme kaygısı yüzünden yaptıklarının sonunda yönetimler ve vatandaş mağdur edildi

1Aenerji AŞ bu dönemde satış sonrası hizmetin ve uygulamaların doğru güvenilir bir şekilde verilebilmesi için kuruldu. Bu nedenle yıllarca yakıt parası paylaşımı hizmetini PAYAÇLAR ile yapın, daha uygundur dedik, kimseye derdimizi anlatamadık. Minimum on yıl ömrü olan payaçlar sadece bu iş için tasarlanmış ve üretilmiştir. Doğru parametreler ile programlanırsa, telsiz, sessiz, dertsiz olduğu kadar daha ekonomik bir şekilde bu hizmeti verilebilir. Isı giderleri paylaşımı, faturalama hizmeti tek kolon olan binalarda SADECE KALORİMETRE ile yapılır, başka türlü bu hizmet verilemez gerekçesi haklı ve doğru bir gerekçe değildir.Yakıt Parası Paylaşımı Hizmeti ISI PAY ÖLÇER veya bir başka değimle ISI PAYAÇLARI ile de yatay tek kolonlu tesisat sistemine sahip tüm binalarda güvenilir bir şekilde verilebilir. Avrupa’ da bu hizmet buharlaşma esasına dayalı ampuller ile 70 li yıllardan beri verilmektedir. Şu sırada ithal edilen, fakat yerli yapımı düşünülen bu cihazlar, kalorimetreye göre montajı basit, ömrü uzun cihazlardır. Öncelikle kullanım alanı daha geniş olan bina otomasyonu ve enerji monitoring, kısaca Enerji tüketim tespit ve takip kapsamında kullanılan kalorimetreler MID ve Ölçü Ayarlar Yönetmeliği gereği altı yılda bir kalibrasyona girmesi gerekir. Kalibrasyon maliyetinin cihazdan daha pahalı olması nedeniyle genelde bu cihazlar ya kullanılmaya devam edilmekte veya altı yıl sonra toplatılmakta, hurdaya çıkarılmaktadır. Yerine daha pahalı çarkı olmayan ULTRASONİKLER gelse de, montaj, iletişim ve işletim sorunları devam etmektedir.

Yaşanan sıkıntılar veri kaybı, tıkanma, sayaç iletişiminde ki kopmalar, zamanla hassasiyet kaybı, kıyaslamaya dayanan yakıt parası paylaşımı şeklinde kendini göstermektedir. Sorunu olan site yönetimi, genelde cihazları satan şirketten yardım alamamakta, problemiyle baş başa kalmakta ve sonunda da mahkemelik olmaktadır. Şimdiye kadar takılan kalorimetrelerin kalibrasyon zamanı gelenler kalibre edilmemiştir ve kalibrasyonu yapılmamış bir kalorimetre ile ölçüm yapmak güvenilir olmadığı gibi, yasal da değildir. Ne yazık ki bu cihazlar, ülkemizde yıllarca yüzüne bakılmadan kullanılmakta ve yanlış veriler toplandığından, binalarda yakıt parası paylaşımı hizmeti olması gerektiği şekilde verilememektedir. Verildiği izlenimi verilse de paylaşım güvenilir değildir. Toplu konutlarda dâhil olmak üzere, yeni ve lüks binalarda bu durum yüz binlerce vatandaşın mağduriyetine sebep olmaktadır.  Tüm çabalara rağmen yanlış bilgilendirilmiş vatandaş sonradan işin farkına varsa da hiçbir şey elde edememekte, çaresiz, kararsız, şüphe içinde sonunda pes edip üstü kapanmaya çalışılan bu duruma teslim olmaktadır.

Yazık ki cezai uygulamaların yerine getirilmemesi ve yasada ki boşluklar nedeniylede bu işin önüne bir türlü geçilememektedir.  Özellikle M-BUS kalorimetrelerin kullanıldığı sitelerde bakanlığımızca yetkilendirilmiş şirketlere hizmet bedeli ödemek istemeyen yönetimlerce, sayaçlar yetkisiz site görevlilerince okunmakta, hangi yasal kıstasların esas alındığı bilinmeden Excel tablolarıyla paylaştırılmaktadır. Bu durum bir çok kişi ve kurumlarca da tespit edilmesine rağmen yasal boşluklar ve cezai yaptırımların uygulanmamasından dolayı bir düzene sokulamamaktadır.











Yüzlerce vatandaş bu durumu dile getirmekte, fakat vatandaşın feryadına kimse kulak vermemektedir. Yönetim farklı gerekçelerle elinde bir tahsilât makbuzu ile bu bedeli de aidat adı altında toplamaya çalışmakta, site sakini de bu sefer aidatı ödemekte direnmektedir. Kısaca sapla saman birbirine karışmakta ve bu durum farklı yerlere gitmektedir. Kat Mülkiyeti Kanunu veya Kabahatler Kanununca yapılabilecek yaptırımlarda sınırlı kalmaktadır. Bu nedenden de sitenin diğer tüm hizmeti aksamakta, enerji verimliliği için yapılacak yatırımlar yapılamamakta, tedbirler alınamamaktadır.

Bu sektörde söz sahibi olduğunu ileri süren yerli yabancı şirketler de ne yazık ki ehliyetsiz kadrolarının marifetiyle ülkemiz insanlarını bir sayaç çöplüğünde yaşatmaya mahkum etmektedir.

Bu sorunlar toplumsal dayanışma ile çözülebilir. Vatandaşımız bu uygulamanın faydalı ve güvenilir olduğuna kanaat getirmeden, beklenen ve mutlak olması gereken dayanışmayı göstermeyecektir. Bu durum enerji tasarrufu ve verimliliği yasamızın uygulanmasına son derece zarar vermektedir. Şu sırada yaşananlar Avrupa’ da 70 li yıllardan bu yana standartlarına uygun bir şekilde uygulanan, gerçekten resmi kaynaklara göre; binalarda %30 hatta %50 ye yakın yakıt ve enerji tasarrufunu sağlayan bu uygulamayı hakkıyla hayata geçirmemize engel olmaktadır.

Türkiye ithal ettiği doğal gaz ile ısınmakta ve bu da önemli bir milli servetin müsrif, bilinçsizce tüketilmesine neden olmaktadır. Yarınlarımız için her damla suyumuza ve her bir kilovat saat enerjimize sahip olmamız gerekmektedir. Son zamanlarda aklı selim kişi ve kuruluşlarca da sektörümüzde sıkça dile getirilen en önemli konuda yukarıda ayrıntılı bir şekilde ifade etmeye çalıştığım bu konudur.


Isı Gider Paylaşımı Sistemi ve Hizmeti sunan şirketlerin işinin ehli temsilcilerinden Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız çatısı altında ve Enerji Bakanlığımızın da göndereceği bir temsilci ile çalışma guruplarının kurulması ve konuya somut çözüm getirilmesi. Araştırılarak karşılıklı suçlamalar ve verimsiz tartışmalar yerine çözüm önerilerinin değerlendirilmesi yoluna başvurulması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın denetim görevini de sağlıklı yapabilmesini sağlayacaktır. Bakanlığınızca yetkilendirilmiş şirketlerin söz konusu sistemin donanım ve hizmet satışında yapmış oldukları yanlış uygulama ve kusurlarının sonucu vatandaşların şikâyetinin açıklığa kavuşturulması, gerekiyorsa söz konusu şirketler hakkında yasal işlem başlatılması. Yasada ki boşlukların doldurularak, 5627 sayılı yasanın uygulanmasına karşı çıkanlara nasıl bir yasal uygulama yapılacağının tespit edilmesi, sanırım bu yönde olumlu sonuçların alınmasına faydalı olacaktır.

14 Temmuz 2013 Pazar

Türkiye'de Elektronik Sayaç Tablosu ve Sayaç Sektörünün Sorunları

ESİDER 26 ŞUBAT 2010’da WİN Fuarına katıldı. WIN panellerindeki kurumsal etkinlikler bölümünde bu yıl da kendini gösteren ESİDER, sunumlarıyla beğeni topladı. ESİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Reşat Görür, ‘Sayaç Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri’ adlı sunumu aktarırken, ardından TRSAYAÇ Editörü Özlem Öz’ de ‘Dünyada ve Türkiye’de Su Kullanımı’ konusunu gündeme getirdi. Fuar kapsamında iki konferans düzenleyen ESİDER’in sunumları dinleyicilerden büyük ilgi topladı.

Sayaç piyasasına bakışımızda sayaçların satış fiyatlarının toplamı değil, bu sayaçlar üzerinden toplanan yıllık para olarak değerlendirilmesi konusu sayacın önemini vurgulamada çok çarpıcı bir göstergedir. Türkiye’de yaklaşık 30 Milyon Elektrik, 30 Milyon su ve 10 milyon gaz sayacı bulunmaktadır. Gaz, su ve elektrik sayaçları üzerinden toplanan para yaklaşık 40.000.000.000 $/yıl  (yıllık kırk milyar dolar) civarındadır.
TÜRKİYE SAYAÇ SEKTÖRÜNÜ BELİRLEYEN AYAKLAR
Türkiye’de Elektronik Sayaç Tablosundan bahsederken uygulanmakta olan standartlardan söz etmemek olmayacaktır. Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde Türkiye’de de 1 Ocak 2009’dan itibaren MID (Ölçü Aletleri Yönetmeliği) zorunlu uygulama olmuştur.  MID belgeli ürünlerin Avrupa’da serbest dolaşım çerçevesinde Piyasa denetleme ve gözetleme mekanizması çok önemli duruma gelmiştir.

Elektronik sayaç uygulaması birçok ülkede milli strateji olarak algılanmakta, bununla ilgili Amerika 50 yıllık akıllı sayaç politikasını açıklamış İngiltere 20 yıllık politikasını açıklamış, Hollanda, Almanya, İtalya gibi ülkeler akıllı sayaçlara öncülük etmektedir.

Türkiye Akıllı sayaçlarda dünyadaki öncü ülkelerden biridir. Türkiye’de yaklaşık 1.200.000 akıllı gaz sayacı, 2.000.000 akıllı su sayacı ve 10.000.000 civarında akıllı elektrik sayacı kullanılmaktadır.

Sektörde yaklaşık 25 önemli üretici firma bulunmakta ve toplam istihdam 3000 kişi olmasına rağmen, yan sanayi ve çalışan aileleriyle yaklaşık 25.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Üreticiler, gerek kendi yerli AR-GE’leri gerekse Yüksek Teknoloji yatırımları ile Uzakdoğu’nun ucuz ve rekabetçi gücüne karşı; kalite, fiyat ve yerlileştirme alanlarında cevap vererek yerli sanayiyi geliştirip ithalatı azaltıp, dünyanın birçok ülkesine ihracat yapar duruma gelmiştir.

Okuma maliyetleri, yolsuzluk ve insan faktöründen kaynaklanan hataları en aza indiren akıllı sayaçlar; işletmelerin aboneleri on-line olarak izlemesi ve gerektiğinde % 100 kontrol edebilmeleri ile önlenemez bir gelişme göstermektedir.

Sektör sorunlarının genel analizini yapacak olursak, sektördeki oyuncuların sorunlarını birbirlerinden ayırt ederek, asgari müştereklerde birleşebilmeyi bilmeleri gerekmekte.  Bunun yanında, rekabet konusunda da söylenmesi gerekenler var: Rekabetin kendi teknik, genel ve etik kuralları içerisinde sürdürülmesi gerekiyor. Bunları birbirinden ayırabildiğimiz ölçüde ülkemizin kazanacağına inanıyorum.

Karşılaştığımız başat zorluklardan biri; ülkemizin coğrafik köprü konumudur.  Ekonomik, teknik konularda da, coğrafyamız gibi bir tablo sergilenmektedir.  Bir taraftan standartlar ve kalite yönünden batıda-Avrupa’dayız; diğer taraftan düşük fiyatlar ve karmaşık pazar yapısı bakımından doğuda-Asya ve Uzak Doğudayız. Yani, kalite olarak Avrupa Birliği; fiyat olarak ise Uzak Doğu arasında köprüyüz. Bu ters orantılı problemi çözmek de ancak, çalışkan Türk üreticisinin kıvrak zekâsı ile olacaktır. Beklentilerimiz, bir an önce AB ile Türkiye arasındaki çifte standartların kaldırılması konusunda öncelikle MID’nin bir an önce bir süre konularak ülkemizde de zorunlu standart haline getirilmesidir.

İkinci olarak, sayaç ithal etmek isteyen üçüncü taraflara, ilgili ürünün temsilcisi tarafından verilecek satış sonrası servis, bakım ve garanti muvafakati ile ithalatına müsaade edilmesinin sağlanması gerekmektedir. Üçüncü olarak, tip onay işlemlerinin hızlandırılması için özel çalışmalar yapılmasının sağlanmasıdır. Son olarak, Sanayi Bakanlığı icracı birimlerinin üreticilere bakış açısında daha pozitif yaklaşım sergilemeleridir.

Elektronik sayaç sektöründe faaliyet gösteren sanayicilerin, sektöre yönelik idari karar gerektiren beklentileri söz konusudur:

Elektronik sayaçların çalışma altyapısına uygun hafta sonu tarifelerinin (T4) bir an önce aktif hale getirilmesi.

Böylece abone tüketimlerinin hassas olarak (maksimum %1 hata ile) ölçülebilmesi, sayaçlar üzerinde yapılabilecek müdahalelere bağlı kayıp/ kaçağın azaltılması ve son tüketicinin daha ucuz enerji kullanması sağlanacaktır.

10 yıllık kalibrasyon süreleri dolan sayaçların elektronik sayaçlarla değişimi.
Böylece sınaî ömrünü doldurmuş ve teknolojik olarak geri kalmış sayaçların hassas ve yeni teknoloji ürünü elektronik sayaçlarla değiştirilmesi ile ölçüme bağlı kayıpların azaltılması sağlanacaktır.

Abonelerde mevcut elektronik sayaçların optik olarak okunması da -çağımızın gereği olarak- bu beklentiler arasındadır.
Böylece optik okuma teknolojisinin sağladığı hatalı ve kötü niyetli okuma işlemlerini ortadan kaldıran bu uygulama ile maddi avantajlar sağlanacaktır. Ayrıca, elde edilecek sayısal veri tabanının idarece daha etkin kullanımı sağlanacaktır.

Yerli firmaların ihracat ile yurt dışına açılmaları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Sayaç üreticilerinin ihracat yapabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Yerli sayaç üreticilerinin desteklenmesi, sayaç sektörünün gelişmesini sağlayacak ve yurt dışı firmalarıyla rekabet koşullarının yakalanması da elde edilmiş olacaktır.

Elektronik sayaç uygulaması bir an evvel teşvik edilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Çünkü elektronik sayaç uygulaması devletin, idarenin, abonenin ve ülkemiz sanayisinin lehinedir. Elektronik sayaç kullanımının yaygınlaştırılması sayaçlar üzerinden oluşan hırsızlığa da son verecektir.
Uzun yıllardan beri kullanılan ve doğru ölçüm yaptığı tartışma konusu olan milyonlarca sayaç yeni nesil sayaçlarla değiştirilmelidir. 50 senelik bir sayacın tekrar tekrar tamir ve kalibrasyon yapılarak kullanılmasının maliyeti en az 5 sayaçtır.  Bu konuda “sayaçların kalibrasyonu her on yılda bir yapılır” şeklindeki 3516 sayılı yasa uygulanmalıdır. Hatta Avrupa topluluğu uyum çerçevesinde kalibrasyon süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesi sağlanmalıdır.

İthal sayaçlarda, uluslararası standartlara ve ülke şartlarına uygun olarak üretilmiş cihazların kullanımına müsaade edilmelidir.


‘Ülkemizin geleceğinde sayaç sektörünün nasıl olması bekleniyor ve olması gereken ne olmalı?’ diyerek baktığımızda; artan nüfus ve azalan kaynaklar açısından bakıldığında enerjinin daha bilinçli kullanılması ve verimlilik geleceğin yükselen değerleri olacaktır. Bu bağlamda sayaç sektörünün daha çok gelişeceği, sayaçların ve ilgili sistemlerin öneminin artacağı aşikârdır.

Bugünkü gelişmeler ışığında Avrupa standartlarına tam uyumlu üretim yapan yerli üreticiler, sergiledikleri Ar-Ge çalışmaları ve yenilikçi yaklaşımlarla geleceğe yönelik çalışmalarda ülkemizin ve sektörün en önemli gücüdür.

Sayaç sektörünün gelecek on yılını tahmin etmede devlet politikaları, özellikle özelleştirme çalışmaları, en önemli belirleyici faktörler olacaktır. Özelleştirmeleri alan kuruluşların tercih edip belirleyeceği sayaç teknolojileri, abone yönetim sistemleri, gelir toplama sistemleri sektörü doğrudan etkileyecektir. Özelleştirme şartnameleri içerisine yerli ürün kullanılması konusunda mutlaka bir politika oluşturulmalıdır.

Kısaca, gelecek on yılın sayaç sektörü açısından yükselen bir grafik izleyeceği, teknoloji, kalite, hassasiyet, süreklilik, fiyat ve hizmet konularına özel önem veren firmaları parlak bir gelecek beklemektedir. Ancak burada devlet politikalarının önemini bir kez daha altını çizerek vurgulamak istiyorum. Doğal gaz da, henüz yabancı işletme firmaları ülkemize gelmedi. Ancak yakın gelecekte mevcut dağıtım firmalarından bazılarını satın alma yoluyla gireceklerini tahmin etmek kehanet olmayacaktır.

Su işletmeleri halen belediyelerin kontrolü altındadır ama yeni belediyeler yasasına konulan “imtiyaz hakkı devri” ile su işletmeleri yakın ve orta vadede özel şirketlerin kontrolüne geçecektir. Elektrik müesseselerinin özelleştirilmesinde ağırlıklı olarak yabancı firmalar sektöre ağırlıklarını koyacaklar, sayaç sektörünün en önemli belirleyicileri bunlar olacaktır.

Yerli müteşebbislerin yeterli yatırım imkânının olmayışı dış kaynağa ihtiyaç duymaları bu gelişmeleri kaçınılmaz kılacaktır. Bu durumda küreselleşme trendinde birçok ülkenin nüfusundan çok abone sayısına sahip olan ülkemiz dünyanın en büyük yatırımcılarının ağzını sulandıran çok cazip bir pazar oluşturmaktadır.

Yakın zamanda çeşitli yollarla ülkemize girmeye çalışan yabancı firmaların bu çalışmalarında, yerli firmaların mutlaka uzun vadeli stratejik kararlar alması şarttır.  En azından yabancı firmalar; yatırım, teknoloji transferi, iş ortaklığı ve karşılıklı ticaret alanlarında ülkemiz ve firmalarımız açısından daha adil işbirliklerine yönlendiren yaklaşımlar sergilemeliler.

12 Temmuz 2013 Cuma

Termostatik Radyatör Vanası

Termostatik Radyatör Vanasını daha yüksek sıcaklık ayarına getirmeniz, odanızın daha çabuk ısınmasını sağlamaz. 
Çabuk ısınma boyler ve radyatör boyutuna bağlıdır.
Termostatik Radyatör Vanaları,Sıcaklık değerine ulaşınca kat kaloriferi veya kombiyi açıp kapayamazlar.
 Bunun için,kombi veya kat kaloriferinize ayrıca termostat almalısınız

TRV AYARI

TRV'ler, fabrika çıkışlı olarak “ 0 - 5 “ konumları arasında çalışacak şekilde ayarlanmıştır.


I ) Seçilen Isıtma Sıcaklığını Sabitleme;

(Ayar Başlığını Kilitleme)
Örnek : “ 3 “ ( 20 °C ) konumuna kilitleme.
A.1) Ayar başlığını “ 3 “ konumuna getiriniz.
A.2) Kapağın altındaki üst “ kırmızı “ renkli tırnaklı
Segman ’ı dikkatli bir şekilde çıkartınız.
A.3) Resim: 2 ’de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı
iki tırnak arasına monte ediniz.
A.4) Ayar başlığınız “ 3 “ konumunda kilitlenecektir.
A.5) Arka kapağı yerine takınız.

II) Üst Isıtma Sınırını Kısıtlama ;

Örnek : “ 0 - 4 “ (7-24 °C) konum aralığını kısıtlama.
B.1) Ayar başlığını “ 4 “ konumuna getiriniz.
B.2) Kapağın altındaki üst “kırmızı” renkli tırnaklı segmanı
dikkatli bir şekilde çıkartınız.
B.3) Resim: 3 ‘de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı sola
dayalı şekilde monte ediniz.
B.4) Ayar başlığınız “ 0 - 4 “ (7-24 °C) arasında çalışacaktır.
B.5) Arka kapağı yerine takınız.

III) Alt Isıtma Sınırını Kısıtlama ;

Örnek : “ 2 - 5 “ (16-28 °C) konum aralığını kısıtlama.
C.1) Ayar başlığını “ 2 “ konumuna getiriniz.
C.2) Kapağın altındaki üst “kırmızı” renkli tırnaklı segmanı
dikkatli bir şekilde çıkartınız.
C.3) Resim: 4 ‘de görüldüğü şekilde tırnaklı segmanı sağa
dayalı şekilde monte ediniz.
C.4) Ayar başlığınız “ 2 - 5 “(16-28 °C) arasında çalışacaktır.
C.5) Arka kapağı yerine takınız


9 Temmuz 2013 Salı

Siyah Enerji : Kömür; Dünü, bugünü, yarını

turkiye linyit komur cari acik
Tarihte ilk olarak Çinlilerin kullandığı bilinen kömürün en büyük çıkışı 18.yy ikinci yarısına denk gelir. 1960’lı yıllara kadar da birincil enerji kaynağı olarak önemini korumuştur.
2000-2030 döneminde enerji kaynakları için artış oranları; kömürde %115,1, doğal gazda % 92,9, petrolde %32,7, nükleerde %49,9 ve diğerlerinde ise %91,8 olacaktır.
Sanırım sadece kömür için Dünya’da büyük bir sömürgecilik yarışı ve savaş yaşanmamıştır. Bu ise kömürün en büyük stratejik avantajlarından biri olan her yerde bulunabilirliğidir.
Kömür rezervleri birçok ülkede bulunmasına rağmen dünya kömür rezervlerinin % 75’si dört ülkede bulunmaktadır. En fazla rezerve % 27,6 payla A.B.D. sahiptir. Bunu %18,2 payla Rusya, % 13,3 ile Çin, % 8,9 ile Avustralya ve % 7,0 payla Hindistan izlemektedir.
Dünyada yeni rezervler bulunmadığı takdirde kömürün 118 yıllık ömrü kalmıştır. Buna karşılık görünür petrol ve doğal gaz rezervlerinin tükenme ömürlerinin mevcut üretim seviyeleri ile sırasıyla 45 ve 60 yıl süreceği tahmin edilmektedir.
2007 yılında yapılan kömür tüketim projeksiyonlarına bakıldığında kömür tüketiminin OECD ülkelerinde artış göstermeyeceği, bununla birlikte gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin taleplerine bağlı olarak 2035 yılında 2007 yılına göre %58’lik bir artış olması öngörülmektedir.
Son yapılan projeksiyonlarda da OECD ülkelerinin kömür taleplerin 2010 yılı rakamları seviyesinde devam edeceği, Çin ve Hindistan’ın ise 2035 yılına kadar taleplerinin artarak devam edeceği tahmin edilmektedir.

Taş Kömürü

Dünya’da taş kömürü üretimi 2011 yılında 6,34 milyar tona ulaşmıştır. Bu rakam 1990 da 3,49 milyar tondu.
Ülkeler bazında incelendiğinde 2011 yılında Çin 3,33 milyon ton üretimiyle dünya taşkömürü üretiminin %50,2’sini tek basına gerçekleştirmiştir.
Dünya’daki toplam taş kömürü tüketiminin %13’ünü demir-çelik endüstrisi oluşturmaktadır. Koklaşabilir taş kömürünün %90’ı ise ham çelik için pik demir üretiminde kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda demir-çelik sektörü pulverize kömür enjeksiyonu (PCI) da kullanmaya başlamıştır. Bu sayede 1.4 ton koklaşabilir kömür yerine 0.9 ton kömür enjekte edilebilmektedir. PCI kömürleri koklaşabilir kömüre göre daha düşük fiyatlıdır.
Ülkemizde en önemli taşkömürü rezervleri Zonguldak Havzasında bulunmaktadır. Havzada bugüne kadar yapılan rezerv arama çalışmalarında, -1200 m derinliğe kadar tespit edilmiş toplam Jeolojik rezerv 1,31 Milyar ton olup, bunun %39’u (yaklasık 514 Milyon ton) görünür rezerv olarak kabul edilmektedir.
Armutçuk bölgesinde yer alan rezervler; yarı-koklaşma özelliği, yüksek ısıl değer ve düşük bünye külü içeriği ile hem koklaşabilir kömürlerle harmanlanarak hem de pulverize enjeksiyon (PCI) kömürü olarak demir-çelik fabrikalarında kullanıma uygun niteliktedir.
Kömür ithalatının ivme kazanmaya başladığı 1980’li yılların başında ülke toplam taşkömürü tüketiminin %80’i, sonlarına doğru ise %45’i yerli kaynaklardan karşılanırken, 2010 yılında 25.569.000 ton olarak gerçekleşen taşkömürü tüketiminin sadece %9,8’i yerli kaynaklardan (TTK ve havza üretiminden) karşılanmıştır.
2011 yılında 2.528 bin ton olan taş kömürü üretimimize karşılık 23.679 bin tonluk ithalat gerçekleştirdik.
2009 yılında gerçekleştirilen elektrik enerjisi üretiminin %18,5’i hidrolik, %49,3’ü doğal gaz, %28,4’ü kömür, %3,4’ü sıvı santrallerden sağlanmıştır. Kömür içinde taşkömürünün payı %8,3’dür (ithal+yerli kömür). Elektrik üretimi için 2009 yılında 4,3 milyon tonu ithal+taşkömürü 1,7 milyon ton yerli taşkömürü olmak üzere toplam 6 milyon ton taşkömürü+ithal kömürü kullanılmıştır. 61 milyon ton da linyit kullanılmıştır.

Linyit

Ülkemiz linyit rezervlerinin ısıl değerleri oldukça düşüktür. Genel olarak 1.000 kcal/kg ile 4.200 kcal/kg arasında değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık %90’ının alt ısıl değeri 3.000 kcal/kg’ın altındadır.
Linyitten elde edilebilir elektrik enerjisi üretim potansiyeli 120 milyar kWh/yıl olarak hesaplanmıştır. ETKB yatırımlarıyla bu potansiyelin % 44’ünü değerlendirmiştir. Sözkonusu potansiyelin tamamının kullanılabilmesi için yılda 190 milyon ton kadar linyit üretilmesi gerekmektedir. Bu ise, 2008’de gerçekleşen 84 milyon tonluk yıllık üretimin iki katından daha yüksek bir yıllık üretimin yapılmasını gerektirmektedir [4].
Linyit üretiminde ise Türkiye, 2010 yılında Dünya’daki üretimin yaklaşık %10’unu karşılamaktadır. Almanya’nın linyit üretimi yaklaşık 169 milyon ton’dur.
Türkiye’nin linyit konusunda kendine yettiğini söyleyebiliriz.

Yeni Öngörüler

IEA’ya göre HELE (high-efficiency, low-emissions) –yüksek verim, düşük emisyon- teknolojisi küresel ısınmayı 2 °C tutmak için kömür yakma teknolojisinin erişeceği en iyi nokta olarak görmektedir. 2050 yılına kadar kömür yakma teknolojisinde IGCC ve USC (ultra süper kritik) teknolojisinin yanında HELE teknolojisi tek seçenek olarak kalacaktır.
Belli ülkeler için süperkritik ve ultra-süperkritik payı aşağıdaki şekilde verilmiştir. Tüm Dünya’da 2010’dan sonra bir farkındalık oluştuğu belli olmaktadır.

Sonuç

Dünya birincil enerji kaynağının yaklaşık %25’ini ve elektrik üretiminin yaklaşık %40’ını oluşturan kömür artan enerji ihtiyacı ile birlikte önemini gelecek yıllarda da koruyacaktır.
Düşük üretim maliyetleri ve geniş coğrafyalara yayılmış olması, demir-çelik ve termik santraller gibi kalkınmanın temeli olan sektörlerde kömürün stratejik yerli bir enerji kaynağı olarak kullanılmasına devam etmesini sağlayacaktır.
Kömürün; Dünya üzerinde yaygın olarak bulunması ve üretilmesi, kullanım-depolama ve taşıma açısından emniyetli yakıt olması, gelişen temiz kömür teknolojileri ile çevresel etkilerinin en aza indirilmesi, diğer fosil yakıtlara (petrol ve doğal gaz) göre politik çekişmelerden uzak daha az riskli bölgelerde üretiliyor ve tükenme ömürleri açısından daha fazla ömre sahip olması vazgeçilmez bir enerji kaynağı olduğu sonucunu doğurmaktadır.

Yapılması Gerekenler

Almanya’da ciddi miktarda linyit üretimi var. Ve bunu en verimli şekilde kullanabilme teknolojisine sahiptir. Yerli kömürümüzün büyük miktarının linyit olduğu ülkemiz Almanya’dan belli bir süre gerekli know-how’u alıp daha sonra kendi teknolojisini geliştirebilmelidir.
Baca emisyonlarını önlemeye yönelik olarak yanma sonrası;
Aktif karbon enjeksiyonu,
Elektrostatik tutucular kullanılması,
Bez Filtrelerin kullanılması,
Baca gazı sülfür giderme işleminin uygulanması,
Seçimli katalitik ve katalitik olmayan indirgenmenin kullanılması,
Yaş tanecik gaz temizleyicilerin kullanılması yoluyla çok düşük emisyonlu sonuçlar elde edilmektedir.
Pülverize kömür yakma, Akışkan yatakta yakma, çevrimli akışkan yatakta yakma ve basınçlı akışkan yatakta yakma yöntemlerini kullanarak %40’ın üzerinde net verim ve emisyonlarda (NOx,SOx,CO2 ve partikül) düşüşler sağlanmaktadır. Bu nedenle önemli asamalar kat edilen kömür yakma teknolojilerinin ve Entegre Gazlaştırma Kombine Çevrim Teknolojilerinin (IGCC) ülkemizde yeni tesislerde uygulanması, teknolojinin elde edilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar teşvik edilmelidir.
Süperkritik ve ultra-süperkritik teknolojileri ile %44-55 verimlilik seviyelerine ulaşılması ve CO2 emisyonunun 1/3 oranına düşürülmesi gerekmektedir. Karbon depolama (CCS) teknolojisi ile CO2 emisyonunun sıfırlanması hayal değildir.
Özel sektör firmaları kömür üzerinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yeterince önem vermemektedir.
Kömür gazlaştırma teknolojisini kaçırmamamız gerekmektedir.
Plazma teknolojisi ile kömürün yakılması yeni bir konudur. Pilot tesis çalışmalarının bir an önce bitirilerek, kullandığımız verimli teknolojileri başkasını beklemeden kendimiz sanayi uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekmektedir.Enerji Enstitüsü

Kaynaklar

1. “Technology Roadmap High-Efficiency, Low-Emissions Coal-Fired Power Generation”, IEA.
2. Taş Kömürü Sektör Raporu 2012, TKİ, Mayıs 2013.
3. Linyit Sektör Raporu 2012, TKİ, Mayıs 2013.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Temiz Teknoloji Fonu'ndan Türkiye'ye 200 milyon dolar yardım

Türkiye'ye enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için 200 milyon dolar yardım yapıldı...

Temiz Teknoloji Fonu (CTF), Türkiye'de enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için toplam 200 milyon dolar tutarında düşük faizli kredi ve teknik yardımsağladı.

Dünya Bankası Türkiye Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, CTF'nin dün Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile birlikte hazırladığı “Türkiye’deki Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Piyasasında Temiz Teknoloji Fonu Değerlendirme Raporununu” tanıttığı belirtildi.

Yüksek ekonomik büyümenin yaşandığı son yıllarda elektrik talebinin hızla artmasıyla birlikte Türkiye'nin, enerji güvenliğini sağlamanın ve iklim değişikliğini azaltmak için sera gazı emisyonlarını kontrol altına almanın oluşturduğu ikili bir zorlukla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

CTF'in bugüne kadar Türkiye’de enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarındaki özel sektör yatırımlarını desteklemek için toplam 200 milyon dolar tutarında düşük faizli kredi ve teknik yardım sağladığı kaydedildi.

Yenilenebilir enerji / enerji verimliliği projelerini finanse etmek amacıyla EBRD'nin 285 milyon dolarlık kaynak taahhüt ederek harekete geçirdiği, IFC'nin de 255 milyon dolar tutarında finansman sağladığı aktarıldı.

Türkiye’de düşük faizli CTF kredilerinin özel sektör tarafından işletilen tesislerde enerji üretiminin ve enerji verimliliğinin arttırılmasına yardımcı olduğu, böylelikle sera gazı emisyonlarını ve enerji maliyetlerini düşürdüğü ve Türkiye enerji sektörünün dönüşümüne katkıda bulunduğu bildirildi.AA