29 Mayıs 2012 Salı

Green Energy Companies-The Most Top Rising Companies And Its Contribution

There are thousands of organizations and as well as other businesses who are going through to this extra mile just to spend more extra dollar in order to buy utility-scale energy coming to some renewable sources. As much to this United States E.P.A. (Environmental Protection Agency) which it compiles a quarterly list of the top green power companies through to their Green Power Partnership program by which it came out in the year of July 2008. There are millions of companies and institutions are proceeding with an additional mile and thus expense more dollars in order to have their useful-scale of energy as of renewable resources. Moreover, the E.P.A or the Environmental Protection Agency in United States gathered a quarter records of the most top rising businesses on their Green Power Partnership agenda that has been release in the year 2008 of July. In various businesses they have a small steps towards to a green campaign, however these companies are said to have proven their allegiance into a greener environment through a voluntary of spending millions of dollars towards to a clean energy. Several green energy companies obtain very small steps to have their green crusade, yet, these businesses proves their loyalty to the greener surroundings by means of their freely expense of millions of dollars on a cleaner energy! Purchased for Intel- range over 1.3 billion kilowatts hours of electric power in the year 2008 of January. The entire companies pay-out 47 % for their energy consumption. Purchased for PepsiCo- has been up to 1.1 billion kilowatt hours of electric consume in 2007, yet the total of powering is 90,000 houses each year. Their yearly energy utilization comes up 100%. PepsiCo was termed as Green Power Partner in the year 2001 after E.P.A. Purchased for U.S Air Force- this has been come up to 9 million hours electric use in the year 2008 of July. They gave in an amount for biomass, biogas, solar, geothermal as well as wind supplier. Purchased for Wells Fargo- this gained over 5.5 million kilowatts of hours for their electric usage from the wind energy supplier, and it has long for almost 2008. In a year 2007, they also associate as a Green Power Companies. For further green power, Wells Fargo, has reach out a large number of agreement to their green crusade that includes the LEED that prove that their construction and proffering an account through online report. Purchased for Whole Foods Market- in previous years, they acquire green energy in order to pay for a cost of 100 % of their energy usage, over all 5 million kilowatt hours per year. The business spends double of their effort to decrease their carbon track on the surroundings. It does not a best choice in using power for our daily living, yet they prefer to have it by means of solar energy. It does not harm us but it enhances us! You cannot find it erroneous, as you green power that comes from the daylight. Select 1 of the various, liable green energy companies all over, and certainly it will give you way to makes your decisions an ideal one!

Renewable Energy- And Its 6 Types Of Power Source!

Today’s renewable energy becomes practical, rational, feasible energy preferred. A lot of individual whose awareness has been altered and thus ready in order to stretch the envelope as soon as it arrives to support labors to improve and take on renewable sources of light energy with regards to the over growing rate of fossil fuels, the truth is that, it can be done in a one day work out, and harmful result of it, fossil fuels contained our environmental state. Below are the 6 types of renewable energy which we need to consider: First, is the solar energy, this can be a source of a sun, it has an authority over living organism all around the globe. Because of its high level of energy that comes from the sun, well, it believed that solar energy the uppermost type of renewable energy source. Second, is the geothermal energy, this is the source of renewable energy. Several states all over the world tapped the energy of heat found within the planet and it has been utilize by means of geothermal energy. The geothermal energy has been employ in the areas wherein the crust of u\our earth becomes relatively skinny. Third, is the wind turbines, this is not new to us, since wind turbine exist for almost long years. This kind of energy wherein the wind power is set to be a widespread utilization. Another difficulty to be encountered is with the employ of wind energy which needs wide site of a land. Yet, in latest years, the dilemma is being giving attention and effort are made to grow all along the wind turbine ranch offshore Fourth, is the ocean energy, this energy comprises tidal and wave energy. By means of assisting these 2 types of energy, it is probable to produce energy that comes from the water. The upward and the downward move of the waves brought the inward and outward move of the air. A tidal energy on the other instance entraps the water in its ebb tide and flow. Fifth, is the biomass energy, this entail the quantity of energy that exist in living life,most importantly to the plants living just like the oil of grapeseed. Many supplements are made with this type of energy, for example many HCG diet products are producing using various materials from the biomass energy. This kind of living develops in an extraordinary process as it is employ for age group electricity. In many times, it can be utilized as a fuel for our means of transportation. However, reality shows that, in today’s generation more and more individual are relatively prepared to exercise different option in any type of energy. Sixth, the tidal energy, this type of energy makes use the power of tides, and they are unsurprising as they go the cycle methods. This source of energy has been utilized for long ago, in the part of Northern France in order to pulverize cereals. In states like the Philippines, this place set up tidal windmill in a farm which has a 36 support zone. The approximate quantity of farm tidal windmill can come up to 300 megawatt that comprise solar, geothermal and wind attempts. Through stable advancement of technological for renewable energy, they will able to have distinct sources of renewable energies accessible for both residential and commercial implementation.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Enerji Verimliliğinin Yaygınlaştırılması

Enerji verimliliği artırım potansiyeli sektörden sektöre farklılık gösteriyor. Küresel ölçekte fosil yakıtla enerji üretimi için ortalama yüzde 25 verimlilik artırım potansiyeli bulunuyor. Ulaşım için bu potansiyel yüzde 40 düzeyine çıkıyor. Mümkün olan bütün verimlilik artırımını tek bir politika veya teknoloji ile elde etmek mümkün değildir. Birden çok politika ve yükümlülüğün uygulamaya girmesi zorunludur. WWF-Türkiye, enerji verimliliğinin sağlanması ve bu konuyla ilgili politikaların etkin bir şekilde hayata geçirilmesi için aşağıdaki fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor: • Tüm dünya ülkelerinde enerji verimliliği potansiyelinin harekete geçirilmesi için uluslararası işbirliği gerekmektedir. Günümüzde ülkeler arası işbirliği yalnızca kalkınma programları ile sınırlı kalmıyor, bunun yanı sıra, enerji ve iklim politikaları da işbirliğine konu olabiliyor. Enerji verimliliğinin uluslararası işbirliği programlarının öncelikli konusu olması gerekmektedir. • “Kirleten öder” ilkesi uygulanmalıdır. “Kirleten öder” ilkesi16 doğrultusunda fosil yakıtlar üzerinden alınan vergiler artırılmalı ve geleneksel enerji kaynaklarına yönelik devlet desteği zamanla azaltılmalıdır. • Enerji verimliliği için net hedefler belirlenmeli ve buna uymayanlar için cezalar konulmalıdır. Enerji verimliliği için net hedeflerin belirlenmesi, verimlilik artışının sağlanmasında ön koşuldur. Düzenli denetim yapılması ve buna uymayanların cezalandırılması başarılı bir strateji için önemlidir. • Yeni ve mevcut binalar için performans standartları belirlenmelidir. Standartların, gelişen teknolojiye paralel olarak sıkılaştırılması, zamanı geldiğinde ayarlamalar yapılması ve uyulmadığı takdirde cezaların uygulanması verimli bir strateji için önemlidir. • Beyaz eşya ve ofis cihazları için minimum verimlilik ve bekleme modunda enerji kullanımı standartları ortaya konmalıdır. Bu standartlar tercihen uluslararası ölçekte olmalı ve geniş bir kitleye hitap etmelidir. Standartların hızla gelişen teknolojiye ayak uydurması,gerektiğinde güncellenmesi ve uyulmadığı takdirde cezaların uygulanması verimli bir strateji için önemlidir. Ayrıca beyaz eşya ve ofis cihazlarında enerji verimliliği etiketlendirme sistemi getirilmelidir. • Kargo ve yolcu taşıtları için minimum enerji verimliliği standartları ortaya konmalıdır. Kargo ve yolcu taşıtları için iddialı ve bağlayıcı enerji verimliliği veya emisyon standartlarının uygulamaya konulması, ulaşım sektöründe enerji kullanımını azaltmada etkili olacaktır. Eğer araçlar için maksimum bir değer belirlenirse veya çok enerji kullanan araçlara yüksek vergi uygulanırsa, enerji kullanımı daha da azaltılabilir. • Teknolojik işbirliği ve uluslararası programlarda enerji verimliliğine öncelik verilmelidir. Enerji verimliliği, tüm ekonomik faaliyetlerin planlanmasında göz önünde bulundurulmalı, yeni teknolojik işbirlikleri kapsamında ele alınmalıdır. • Sanayi sektörünün enerji verimliliği sağlayan teknolojileri devreye sokarak kullanması sağlanmalıdır. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin enerji verimliliği sağlayan teknolojileri uyarlaması için gerekli teşvik mekanizmaları oluşturulmalıdır.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Türkiye’nin Enerji Yoğunluğu

Enerji yoğunluğu, bir dolarlık mal ya da hizmet üretmek için tüketilen enerji miktarıdır. Bir ülkenin enerji yoğunluğunun düşük olması; üretilen mal ya da hizmetin daha az enerjiyle elde edilmesi anlamına gelir. Türkiye’nin kişi başına düşen enerji tüketimi OECD ortalamasının yaklaşık beşte biri olmasına karşın, Türkiye’nin enerji yoğunluğu OECD ortalamasının iki katıdır. Başka bir deyişle; Türkiye bir dolarlık mal ya da hizmet üretmek için OECD ülkelerinde kullanılan enerji miktarının iki katı enerji kullanmaktadır. Türkiye’nin enerji yoğunluğu AB ülkelerinin yaklaşık iki buçuk, OECD ülkelerinin ise iki katıdır. Ülkemizde, bina sektöründe yüzde 30, sanayi sektöründe yüzde 20 ve ulaşım sektöründe yüzde 15 olmak üzere önemli düzeyde enerji tasarruf potansiyeli olduğu tespit edilmiştir10. Ulaşım sektöründe gerçekleştirilecek yüzde 15’lik elektrik tasarruf potansiyeli, 6,5 milyar TL’lik doğal gaz santrali yatırımını önleyebilir. Binaların ve işletmelerin ısıtma ve soğutmasında yüzde 35 ve ulaşımda yüzde 15 tasarruf sağlandığında yılda 1,4 milyar dolarlık petrol ve doğal gaz ithalatına ihtiyaç kalmayabilir11. Sanayi, bina ve hizmet sektörleri, toplam nihai enerji tüketimi ve verimlilik potansiyellerinin yüksek olması sebebiyle öncelikli sektörlerdir. Enerji yoğunluğunun düşürülmesi amacıyla Türkiye’de bazı adımlar atılmaya başlanmıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2010-2014 Stratejik Planı’nda “Yürütülen ve planlanan çalışmalar kapsamında birincil enerji yoğunluğunun 2023 yılına kadar, 2008 yılına göre yüzde 20 oranında düşürülmesi hedeflenmektedir” ifadesi yer almaktadır. Ayrıca çimento, tekstil, seramik, kağıt, gıda, içecek, otomotiv, ilaç ve plastik sektörlerinden 11 sanayi kuruluşu üç yıl içinde enerji yoğunluğunu yüzde 10 düşürmek ve 2010 yılından itibaren yürürlüğe konulmak üzere Elektrik İşleri Etüd İdaresi ile gönüllü anlaşma yapmıştır.

25 Mayıs 2012 Cuma

Türkiye’de Enerji

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, kişi başına düşen enerji tüketimi kalkınma hamlelerine paralel olarak artmaktadır. Türkiye’de enerji faaliyetleriyle oluşan emisyonların toplam emisyonlardaki payı 2008 yılında yüzde 76’dır3. 2008 yılı itibariyle, karbondioksitin sera gazı emisyonlarındaki payı yüzde 81, enerji kaynaklı emisyonlardaki payı ise yüzde 91’dir. 1990 yılında sanayi sektöründe kullanılan enerjiden kaynaklanan sera gazı emisyonları yüzde 27 ile en yüksek paya sahip iken, yıllar içinde elektrik sektörünün payı artış göstermiştir. 2008 yılında elektrik sektörünün emsiyonları yüzde 39’a ulaşmış ve elektrik Türkiye’nin toplam emisyonlarında en fazla paya sahip sektör haline gelmiştir. Elektrik sektörünün emisyonlardaki sorumluluk payının artmasına neden olan etmenlerden biri, Türkiye’nin enerji ihtiyacına paralel olarak artan elektrik üretimidir. Bununla birlikte; enerjinin gereken ölçüde verimli kullanılmaması da emisyonların sürekli olarak artmasına neden olmaktadır. 2008 yılında Türkiye’de toplam birincil enerji tüketimi 106,3 milyon TEP4 , üretimi ise 29,2 milyon TEP olarak gerçekleşmiştir. Enerji arzında yüzde 32’lik pay ile doğal gaz ilk sırayı alırken, doğal gazı yüzde 29,9 ile petrol, yüzde 29,5 ile kömür izlemiş, yüzde 8,6’lık bölüm ise hidrolik dahil olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmıştır5. Yapılan projeksiyonlara göre birincil enerji tüketimimizin, referans senaryo çerçevesinde, 2020 yılına kadar olan dönemde de yıllık ortalama yüzde dört oranında artması beklenmektedir6. Avrupa ile kıyaslandığında bu artış, Türkiye için olumlu gözükse de aradaki farkın ana nedeni ülkedeki büyük ölçekli hidroelektrik santralleridir. Hidroelektrik santrallerinin sera gazı emisyonu az olmasına rağmen, su yataklarında oluşan sorunlar nedeniyle uygulanabilirliği tartışma konusudur. Bu rakamlar, yenilenebilir enerji kaynaklarının düşük oranda kullanıldığını gösterir. 2006 yılında, kişi başı sera gazı emisyonu değeri 4,55 ton karbondioksit eşdeğeridir. Avrupa Birliği’ne üye olan 27 ülkenin ortalaması ise 10,4 tondur.7 Türkiye’nin kişi başına düşen enerji tüketimi ise Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortalamasının yaklaşık beşte biridir. Buna karşın, Türkiye’nin enerji yoğunluğu OECD ortalamasının iki katıdır. Türkiye’nin kişi başına düşen sera gazı emisyonu gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşük olsa da, enerji yoğunluğu oldukça yüksektir ve düşük karbon ekonomisine geçişte yoğunluğun azaltılması büyük önem taşır. 2000-2009 yılları arasında yapılan toplam ihracat 706 milyar dolar, toplam ithalat 1.083 milyar dolar, ham petrol, doğalgaz ve kömür ithalatı 154 milyar dolar olmuştur. Bu maliyetlere motorin, benzin ve fueloil dahil değildir. 8 377 milyar dolar olan dış ticaret açığının yüzde 41’i enerji ihtiyacından kaynaklanmıştır. Aynı zamanda, ihracat arttıkça enerji ithalatı artmaktadır. Türkiye’nin son 10 yıllık performansına bakıldığında dış ticaret açığımızın yarısı, yani 154 milyar dolarlık tutar enerji ithalatından kaynaklanmaktadır.9

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Enerji Verimliliğinin İklim Değişikliğiyle Mücadeledeki Rolü

Atmosferdeki sera gazı emisyonlarının yüzde 77’si, petrol, kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtların yanmasıyla oluşur. Günümüzde, başlıca sera gazlarından olan karbondioksitin atmosferdeki miktarı, doğanın kabul edebileceği miktardan çok daha hızlı artmaktadır. Bunun sonucunda, yeryüzünün ortalama sıcaklığı geçtiğimiz yüzyıl içinde 0,7 °C artmıştır. Enerji üretiminde ve tüketimindeki tüm süreçlerde açığa çıkan emisyonlar, iklim değişikliğinin en önemli nedenidir. Buna ek olarak kömür ve doğal gaz gibi yakıtların kullanımı, sera gazlarının yanı sıra azot oksitler ve sülfür oksitler gibi zehirli gazlar açığa çıkarmakta, bu gazlar asit yağmuru gibi birçok sağlık ve çevre sorununa neden olmaktadır. Enerji ihtiyacını, dolayısıyla emisyonları azaltmanın en ekonomik ve etkin yolu enerji verimliliğidir. 2010-2030 yılları arasında; ulaşım, binalar ve sanayide verimlilik sağlanması ve yeni teknolojilere yönelik 8,3 trilyon dolarlık yatırımın gerçekleşmesi durumunda; aynı dönemde küresel ölçekte 8,6 trilyon dolar tasarruf edilebilecektir2. Başka bir deyişle, verimlilik için yapılan yatırım kendi kendini karşılamaktadır. İklim değişikliğiyle mücadelede vazgeçilmez öneme sahip olan enerji verimliliği, artan enerji ihtiyacı için doğal kaynakların tahribini önlemenin yanı sıra ekonomik açıdan da kârlıdır. WWF-Türkiye tarafından yayınlanan ‘İklim Çözümleri 2050: Türkiye Vizyonu’ adlı raporda da belirtildiği üzere, 2020-2025 yılları itibariyle nüfus ve kalkınma düzeyi artarken, enerji verimliliği sayesinde tahmini talep yılda yüzde 39 oranında azaltılabilir. Enerji verimliliği ve düşük karbon ekonomisine uygun enerji türleri kullanılarak bir yandan kalkınma ve refah seviyesinin artması sağlanırken, diğer yandan yoğunluğu düşük ve fosil kaynaklı olmayan enerji biçimlerinin yaygınlaştırılması mümkün olabilir. Enerji arzında güvenliğin sağlanmasında, yüzde 73’ler seviyesinde olan dışa bağımlılık oranı ve bundan kaynaklanan risklerin azaltılmasında ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkinliğin artırılmasında, enerjinin üretiminden kullanımına kadar tüm süreçte verimliliğin sağlanması, israfın önlenmesi ve enerji yoğunluğunun azaltılması büyük bir önem taşımaktadır. Sürdürülebilirlik penceresinden baktığımızda, enerji tüketimindeki artış en aza indirilirken, refah seviyesinin yükseltilmesi düşük karbon ekonomisiyle mümkündür. Enerji yoğunluğunu azaltırken, ekonomik büyümeyi dengelemek ve enerji tüketimini azaltmak, hükümet politikalarında önceliklendirilmelidir. Karbon yoğunluğunun düşürülmesini hedefleyen politikalar yerel, ulusal ve küresel ölçekte benimsenmelidir. Avrupa Birliği (AB) için enerji verimliliği, enerji ve iklim politikasının en önemli bileşenlerindendir. Ekonomik gelişim sağlanırken enerjinin azaltılmasının mümkün olabileceği artık bir teori değildir. Örneğin, AB ülkeleri için potansiyel önlemler ve mevcut teknolojiler verimli bir şekilde uygulandığında, yıllık en az yüzde üç enerji üretkenliği sağlanabilir. Aynı şekilde AB’de enerji tüketiminde yüzde 20-30 düzeyinde kazanım herhangi bir ekonomik maliyet olmaksızın sağlanabilir. Bu durum artan petrol fiyatlarıyla karşılaştırıldığında ekonomik kazanım olarak da yorumlanabilir. AB’nin, 2008 Aralık’ta yenilediği ve kısaca 20/20/20 olarak açıkladığı iklim ve enerji ile ilgili hedefleri; 2020’ye kadar, 1990 rakamlarına göre, yüzde 20 sera gazı emisyonu azaltımı, enerji verimliliğinde yüzde 20 artış ve enerji kullanımında yenilenebilir enerjilerin payının yüzde 20’ye çıkarılması şeklindedir. AB’de enerji sektöründe 2020’de yıllık değeri 60 milyar Euro olan ve Almanya ve Finlandiya’nın enerji tüketimine eş değer olan yüzde 20 oranında enerji tasarrufu sağlanması beklenmektedir. Böylece, enerji verimliliğini artırarak enerji güvenliği sağlanacak ve emisyon azaltım taahhüdünün yarısına ulaşılacaktır

21 Mayıs 2012 Pazartesi

TURKEY’S ENERGY PROFILE

With a rapidly growing economy Turkey has become one of the fastest growing energy markets in the world. Turkey has been experiencing rapid demand growth in all segments of the energy sector for decades. Recent forecasts indicate that the growth trend of 6-8 % per year will prevail in the energy sector in the following years. The primary energy consumption, which reached around 92 million tons of oil equivalent (toe) in 2006 will rise to 126 million toe in 2010 and 222 million toe in 2020. The limits of Turkey’s domestic energy sources in light of its growing energy demand have resulted in dependency on energy imports, primarily of oil and gas. At present, around 30 % of the total energy demand is being met by domestic resources, while the rest is being satisfied from a diversified portfolio of imports. Turkey attaches utmost priority to further diversification of imports in both type and origin. Exploration and production activities are also being intensified in this context. Turkish energy policy has made impressive progress after the Helsinki Summit of 1999 where Turkey was declared a candidate for accession to the EU. Turkey attaches great importance to more efficient and rational functioning of the energy sector for promoting the competitiveness of the national economy. Substantial progress has been achieved in restructuring and liberalizing the Turkish electricity and gas markets in pursuance with the EU Directives for the purpose of integration with the EU Internal Energy Market, since the enactments of the Electricity and Natural Gas Market Laws in 2001. With the Petroleum and LPG Market Laws, competition oriented mechanisms has been put into place. An independent regulator, The Energy Market Regulatory Authority (EMRA) has been established to be in charge of regulation and supervision of the electricity, gas, petroleum and LPG markets. Concerning renewable energy sources, the Law on the Utilization of Renewable Energy Sources for the Purposes of Generating Electricity has been adopted in 2005 for promoting electricity production from the renewable energy sources in liberalized energy markets. In order to use energy efficiently, prevent waste, mitigate the burden of energy costs on the economy, and increase the efficieny in the use of energy resources and to protect the environment, the Energy Efficiency Law was enacted on 2 May 2007. Turkey aims at fullly utilizing its indigenous hard coal and lignite reserves, hydro and other renewable resources such as wind and solar energy to meet the demand growth in a sustainable manner. Integration of nuclear energy into the Turkish energy mix will also be one of the main tools in responding to the growing electricity demand while avoiding increasing dependence on imported fuels. Nuclear power plants corresponding to a total installed capacity of 5000 MW are expected to be commissioned after 2012.